1. Haberler
  2. Bizim Denizler
  3. ORMAN MÜHENDİSLERİNDEN VAHŞİ MADENCİLİĞE TEPKİ

ORMAN MÜHENDİSLERİNDEN VAHŞİ MADENCİLİĞE TEPKİ

Resmi Gazetede 24 Eylül 2024 tarihinde yayımlanan Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 29. Maddesi ile ormanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerine çeşitli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun üzerine Maden Platformu, 1 Ekim 2024 tarihinde yaptığı açıklama ile bu yönetmeliğin ülke ekonomisini yıkıma sürükleyeceğini ileri sürerek tüm ülkenin doğasını, ekosistemlerini, hatta yaşam alanlarını yok eden ve vahşi madenciliğe dönüşen hatalı madencilik uygulamalarının üzerini örtmeye çalışmaktadır.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Maden Şirketleri ve Madencilik Sektörü

Ülke olarak madenlere ihtiyacımız bulunmaktadır. Ancak ormana, suya ve meraya da ihtiyacımız bulunmaktadır. Maden Platformu bu açıklaması ile uzun yıllardır, istihdam yaratıyoruz, ihracat yapıyoruz, cari açığı küçültüyoruz şeklinde özetlenebilecek söylemlerle algı oluşturarak bugüne kadar yaptıkları doğa katliamlarını örtbas etmeye çalışmaktadırlar. Halbuki 2004 yılında Maden Kanununda yapılan değişikliklerle madencilik faaliyetleri Anadolu ve Trakya’daki hemen her köyde onarılamaz tahribatlar oluşturmuştur. 2023 yılı sonuna kadar ormanlardan verilen madencilik izinleri 214 bin hektarı aşmıştır. Bunun 170 bin hektarı 2003 ve sonrasındadır. Sadece 2012-2023 döneminde 111 bin hektar orman alanı madencilik faaliyetiyle ormansızlaştırılmıştır.  Bunların ne kadarının yeniden ormanlaştırıldığına dair bir veri yoktur. Başta taş ve mermer ocakları olmak üzere çoğu maden sahası rehabilite edilmemiştir. Hatta Maden şirketlerinin Çevre Uyum Teminatlarının düşük tutulması nedeniyle çoğu şirketin bu teminatları yakarak maden ocaklarını terk ettikleri yıllardır Sayıştay Raporlarında yer almaktadır.
Maden Şirketleri ve Madencilik Sektörü, yenilenemez doğal kaynaklar olan madenlerin sürdürülebilir işletilmesi üzerine stratejiler oluşturmak yerine istedikleri her yerden, doğanın da bir maliyeti olduğu görmezden gelerek, insanların can ve mal güvenliğini, hatta refahını hiçe sayarak gelirlerini yükseltme derdine düşmüştür. Bunu yaparken yine Sayıştay Raporlarında yer verilen iş sağlığı ve güvenliği kurallarını da ihlal ederek yapmaktadırlar. Bunları yaparken verileri de çarpıtarak algı oluşturmaya çalışmaktadırlar.

AB Yeşil Mutabakat ile sınırda karbon düzenlemesi

Örneğin madenciliğin Türkiye ormanlarının sadece binde üçünde yapıldığını söylemektedirler. Sadece 2012-2023 döneminde ormanlarda yapılan vahşi madencilik faaliyetleri Türkiye Ormanlarının binde beşine, bugüne kadar ormanlardan verilen madencilik izinleri de Orman alanlarımızın % 1’ine ulaşmıştır. Üstelik bu verilere madenler için açılan yollar dâhil değildir. Ayrıca; Ülkemiz ormanlarında izin verilen faaliyetler sadece madencilikten ibaret değildir. Enerji, yol, boru hattı, otel ve diğer tesis izinleriyle birlikte 909 bin hektar orman olanı kaybedilmiştir. Bu da ormanlarımızın %4’üne karşılık gelmektedir. Bu izinler ve ormanlardan gerçekleştirilen odun üretiminin artmasıyla ülke ormanlarının tuttuğu karbondioksit miktarı neredeyse yarı yarıya azalmıştır. Ormanlar en önemli karbon yutak alanlarıdır. Bir hektar orman alanı madencilik faaliyeti için yok edildiğinde yaklaşık 340 ton CO 2 emisyonu oluşmaktadır. Madencilik buna ek olarak özellikle kömür üretimi sırasında oluşan metan emisyonlarıyla önemli bir emisyon kaynağıdır. Yine madenciliğin hammadde sağladığı çimento ve demir çelik gibi sektörler AB Yeşil Mutabakat ile sınırda karbon düzenlemesi kapsamındadır. Ek olarak ormansızlaşmaya neden olan faaliyetlerle üretilen odun hammaddesinin AB’ye alınmaması da gündemdedir. Bu gibi ülkemizi ve tüm dünyayı ilgilendiren çevre sorunlarına karşı duyarsız olan madencilik sektörü, aşırı kar hırsı ile ülkenin doğasını korumaya yönelik atılan adımları yıkıcılıkla suçlayacak kadar da ileri gitmiştir.

Ülkemizde 7.186 maden şirketinde 143.504 kişi çalışıyor

Maden şirketleri ve STK’ları giderek kangrene dönüşen madencilik sektöründeki sorunları çözmek yerine algı oluşturarak, PR çalışmaları yaparak ve lobicilikle imtiyazlarını genişletmeye çalışmaktadırlar. Örneğin maden platformu istihdam yarattığını iddia etmektedir. Ancak, MAPEG 2023 verilerine göre ülkemizde 7.186 maden şirketinde 143.504 kişi çalışmakta, buna göre işyeri başına düşen çalışan sayısı 20 kadar olup işyerlerinin yarısından fazlasının çalışan sayısı da 2-9 arasındadır. Üstelik bu şirketlerin çoğu 10 yıldan daha kısa süre faaliyet göstermektedir.
Maden şirketlerinin iddia ettikleri konulardan birisi de ihracat yaparak GSYH’ya katkı yaptıklarıdır. Madencilik sektörünün ihracat rakamları 6 milyar dolar civarındadır. Ancak bu ihracat değerinin sadece 1,5 milyar dolar kadarı işlenmiş mermer ve traverten gibi madenlerdir. İhracatın geri kalanı ise hammadde ve cevher şeklindedir. Madencilik sektörü katma değeri yüksek ürün üretmeyi, böylece ülkedeki istihdamı ve ihracat gelirlerini daha fazla arttırmayı, ülke ekosistemlerine zarar vermeden madencilik yapmayı, bu konularda Ar-Ge faaliyetlerine bütçe ayırmayı gündemlerine dahi almamaktadırlar.
Türkiye Ormancılar Derneği, sadece ormanlarımızı değil tüm ekosistemlerimizi korumayı amaçlayan bir dernek olarak Maden Platformunu ülkenin toprağını, suyunu, ormanını, merasını korumaya çalışanları suçlamaktan, siyasi lobicilik ve algı yönetimi yapmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz. Madencilik sektörü ülkeye gerçekten katkı sunmak istiyorsa bir an önce sömürge ve vahşi madencilik uygulamalarını terk edip, doğaya saygılı, iş sağlığı ve güvenliğini dikkate alan, kurallara ve mevzuata uygun madencilik  yapmaya odaklanmalıdır.

Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi

Ida Mountain-Kaz Daglari in Turkey. (in Turkish: Kazdagi, meaning Goose Mountain), Turkey. Fir, pine, an endemic tree species for Christmas celebration in Ida mountain.

ORMAN MÜHENDİSLERİNDEN VAHŞİ MADENCİLİĞE TEPKİ
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!