
Yeraltı sularının çekilmesi Tuz gölünü çöle çeviriyor
Yüzde 32 tuz oranıyla suyu denizlerden bile tuzlu olan gölün tabanındaki 30 cm kalınlığındaki tuz tabakasının çıkması içinde suya ihtiyaç var. Yılda ortalama 3 Milyon Ton tuz üreten tesislerin suya gereksinimi de her geçen gün artıyor. İklim değişikliğiyle birlikte karşımıza çıkan yağış azlığı ve kar suyunun göle ulaşamamasına atmosferin geçtiğimiz yıllara oranla daha sıcak olması eklenince buharlaşma normalin üstünde gerçekleşiyor. Deniz seviyesinden 905 metre yükseklikteki gölün bulunduğu alan 2000 yılında bakanlar kurulu kararıyla Tuz Gölü Özel Çevre Toruma Bölgesi ilan edilmişti. Tüm havzasıyla ülkemizin biyolojik çeşitliliğin korunması açısından önem taşıyan ve uluslararası kriterlere göre A sınıfı sulak alan olan Tuz Gölü, kuşların doğal yaşam alanı olarak öne çıkıyor. 85 kuş türü, 4 tanesi endemik 129 böcek türü,15 memeli türü ve 38 tane endemik bitki türü bulunan Tuz Gölü, Birinci Derece Doğal Sit olarak tescilli. Büyük akarsularla beslenemeyen gölün en büyük kaynakları Peçenek Suyu, DSİ Konya drenaj kanalı, İnsuyu ve Uluırmak’ın suları yetersiz kalıyor. Aşırı buharlaşmayla kuruyan gölün çevresinde suya çok ihtiyaç duyan şeker pancarı, yonca ve mısır ekimi yapılıyor.

“Sürekli uydu görüntülerini inceliyoruz”
Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Semih Ekercin, 1990’lı yıllardan sonra bölgede etkisini artıran kuraklığa yeraltı sularının plansızca çekilmesinin eklendiğini vurguladı. Tarımsal sulama amacıyla havzada açılan binlerce kaçak kuyunun Tuz Gölü’nün sonunu hızlandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Semih Ekercin, gölü besleyen Melendiz ve Peçeneközü sularına baraj yapılmasının da gölün beslenmesini zayıflattığını belirtti. İklimsel değişiklikler ve kuraklıkla Tuz Gölü’nün son yüzyılda yüzde 85 oranında küçüldüğünü söyleyen Prof. Doç. Dr. Semih Ekercin, “1987’de Tuz Gölü’nün alanı 92 bin 562 hektardı 2005’te 32 bin 552 hektara düştü. Tuz Gölü kendine özgü doğal yapısı ve turistik değerleriyle ülkemizdeki önemli bir kaynak. Uydu görüntülerini sürekli inceleyerek sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışıyoruz. Tuz Gölü’nün sularının azalmasının ilk nedeni iklim değişikliğine bağlı yağış azlığı. Diğer etkenler ise, tarımsal sulama amaçlı yeraltı sularının yaklaşık 100 binden fazla kaçak kuyuyla çekilmesi ve doğal yapısının bozulması.” dedi.


“Sulu tarımdan vazgeçilmeli kaçak kuyular kapatılmalı”
Prof. Doç. Dr. Semih Ekercin, iklim değişikliğine rağmen Tuz Gölü’nün kurtulabileceğine dikkat çekerek 3 önerisini sıraladı.
“Öncelikle tüm Konya Kapalı Havzası’nda sulu tarımdan vazgeçilmeli. Pancar, mısır ve ayçiçeği yerine kuru tarım ürünleri tercih edilmeli. Suya daha az ihtiyacı olan buğday, arpa, mercimek gibi tahıllar üretilmeli. Kaçak yeraltı kuyuları kapatılmalı, yeni kuyu açılmamalı ve gölü besleyen kaynaklar desteklenmeli. Tüm bunların denetlenmesiyle göl seviyesi yükselebilir. Tüm bunların gerçekleşmesi için kamu kurumlarının kararlı şekilde denetim yapması şart. Tuz Gölü’nün bize doğal miras olduğunu unutmadan ve suyun değerini bilerek hareket etmeliyiz”

“Bir nesil flamingoyu yitirdik”
Tuz Gölü’nün kenarında yaşayan Doğa Derneği gönüllüsü ve belgesel fotoğrafçısı Fahri Tunç, Temmuz ayında 5 bin yavru flamingonun ölümünü belgeleyerek kamuoyunun dikkatini çekmişti. Çektiği fotoğraflarla gölün çevresel afet yaşadığını dünya basınına anlatan Fahri Tunç, “30 yıldır kıyısında yürüdüğüm gölü tanıyamıyorum. 285 kuş türünün yaşadığı sulak alan şimdi kurak alan oldu. En büyük nedeni yöreye ve toprağa uygun olmayan tarımın yapılması. Tahıl ambarı yöremizde tahıl dışında mısır, şekerpancarı ve yonca gibi suya ihtiyacı çok olan ürünler yetiştiriliyor. Devlet desteğini alan çiftçi bu ürünlere yöneliyor. Kuyularla yeraltı suları hoyratça çekiliyor. Göle eşsiz güzellik katan flamingoların bir neslini yani 2021 yılının tüm yavrularını yitirdik. Su olsaydı ölmeyeceklerdi. Gelecek yıl kolonileri büyümeyecek ve onlar için çok zor geçecek. Uluslararası sözleşmelerle korumak zorunda olduğumuz gölü elimizle yok ettik.” dedi.

“Küçük torunum suyu hiç göremedi”
Göl kenarındaki Çardak köyünde küçükbaş hayvanlara çobanlık yapan Nusrettin Akkurt, tarımsal sulama için yeraltı sularının çekilmesinin yıkıcı etkisine değindi. Akkurt, “Su varken, kuş ve yaşam vardı. Kamışçılık ve turizm vardı. Sulu tarım için yeraltı sularının çekilmesi doğamızı götürdü. 10 yıl önce sulak olan yerlerde şimdi ot bile büyümüyor. 7 yaşındaki küçük torunum suyu göremedi, kuraklığa doğdu.” dedi.


Tuz Gölü’ndeki turizm tesisinin işletmecisi Özgür Yılmaz, suyun en az olduğu dönemin yaşandığını vurguladı. Yılmaz, “5-10 yıl önce Çin’den Kolombiya’ya kadar her ülkeden turist gelirdi. Kuraklıkla birlikte su azalınca turistte ilgisini kesti. Su olmayınca kalkan toz turistleri rahatsız ediyor. Herşey yeraltı sularının çekilmesiyle oldu” tespitlerinde bulundu.

Ünlü belgeselci ve fotomuhabiri Coşkun Aral, çok sevdiği Tuz Gölü’ndeki bir belgeselde çektiği fotoğrafı yorumladı. Aral, “Tuz gölü milyonlarca yıldır var olan özelliklerini yanlış tarım politikaları ve çevre kirliliği nedeniyle kaybetmeye başladı. Uzaydan bile fark edilecek kadar küçüldü. Tuz gölünün sessiz çığlığını duyan tuzu su kadar kutsal sayan bir Mevlevi Derviş neyiyle insanlığa haykırdı”




















