
Vurgunun (dekompreyon hastalığının) oluşmasına neden olan inert gaz (nitrojen, helyum) kabarcıklarının nasıl oluştuğu ile ilgili teorilerden birisi de vücutta dalış öncesi mikroskobik boyutlarda gaz kabarcığı çekirdekçiklerinin varlığını kabul eder. Bu çekirdekler dalışın çıkış aşamasında kabarcık oluşmasına yardımcı olurlar. Yapılan birçok deney bu teoriyi desteklemektedir. Yani aslında dalışın başında bu kabarcık çekirdeklerinden kurtulma imkanımız olsa vurgun yeme ihtimalimiz azalır. Aslında bu çekirdekler bir şekilde vurguna neden olmadan, sessiz kabarcıklar diye adlandırdığımız kabarcıkların oluşması için kullanılır ise, bu durum vurgun riskinin sonraki dalışlarda azalması açısından iyi bir şeydir. Ama çekirdeklerden oluşan kabarcıklar vurguna neden olur ise işte o zaman dalgıcın tedavisi için bir sualtı hekimine ihtiyaç olacaktır. Aslında bu nedenle, özellikle su ürünleri toplamak amacı ile dalan sualtı emekçileri başta olmak üzere, dalış sezonunun başında diğer zamanlara kıyasla daha fazla vurgun vakası görüyoruz. Madem durum böyle, o zaman yapılması gereken şey; dalış sezonunun başında daha konservatif dalmak, yani dalış tablosu kullanıyor isek bir üst derinliğe göre dekompresyon yapmak, bilgisayara kullanıyor isek de emniyet dekosunu fazla mal göz çıkarmaz diyerek fazla yapmak olmalıdır. Bu şekilde alacağımız önlem, dalış sezonu başındaki ve sonrasındaki vurgun riskini azaltabilir.
“Nassı yani?”
Diyenler için; dalışların çoğunda kabarcık oluşur ama bazı kabarcıklar vurguna neden olmaz. Bunlara daha önce bahsettiğimiz gibi “sessiz kabarcıklar” diyoruz. İşte bu sessiz kabarcıklar oluşurken, kabarcık çekirdekleri kullanılmış olur ve ileride o kullanılan çekirdeklerin ses getiren (vurguna neden olan) kabarcıklar oluşturma riski de azalmış olur.

İstanbul Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı
DAN Türkiye Tıbbi Direktörü



















