

Prof. Dr. Öztürk: “Okyanusların korunması yaşamsal sorundur”
Dünyanın ekonomik düzeninde ticaretinin yüzde 85’inin yapılmasını sağlayan, barındırdığı zengin kaynaklar ile vazgeçilmez olan okyanuslar, son yıllarda pek çok yok edici tehditle yüzleşiyor. Tehditlerin artması üzerine 1992 yılında ABD’de başlayan koruma projesi okyanuslarda, sürdürülebilir balıkçılık, kirliliğin önlenmesi ve iklim değişikliği gibi konularda bilinç oluştururken, 2002 yılında Birleşmiş Milletler konuyla ilgilenmeye başladı. Kanada’nın 2008 yılında Birleşmiş Milletler’in Rio de Janeiro Dünya Zirvesi’nde okyanuslar gününü önermesiyle 8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü küresel boyut kazandı. 2016 yılında Gençlik Danışma Konseyi’nin kurulmasıyla Dünya Okyanus Günü, küresel olarak kutlanan en büyük etkinlikler arasına girdi.


FOTO: ALP BARANOK
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Okyanuslar Günü, katılımcı ülke ve kuruluş sayısı artarak çeşitli etkinliklerle dünya çapında kutlanıyor. Dünyanın en küçük ada ülkeleri bile 8 Haziran’da denizlerin korunması temalı çalışmalar yapıyor. Girişim, başlangıcından bugüne 140 ülkeden 2 binin üzerinde katılımcı ile büyüdü. Denizlerde büyük çıkarı olan Türkiye için okyanuslar vazgeçilmez ilgi odağıdır. Genç ve dinamik nüfusumuzun iş bulma olanakları denizde daha fazladır. Denizlerin sürdürülebilir kullanılması için çabalamalıyız. BM Sürdürülebilir Kalkınma Programı içindeki 14 ‘üncü hedef okyanuslar. Kirlenme, aşırı avcılık, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik azalması ve yabancı türler geleceğimizi tehdit ediyor. Okyanusların korunması yaşamsal bir sorundur.

“Denizler okyanusların küçük kardeşidir”
Her 60 saniyede bir kamyon plastik atığın okyanusa girdiğini ve 2050 yılına kadar mercan resiflerinin yüzde 90’nının öleceğinin öngörüldüğünü Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ise okyanusların sadece yüzde 4’nünü korunduğunu vurguladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Karaosmanoğlu, “Gezegenimizin iklimini dengeleyen, yaşam ve insan refahı için vazgeçilemez olan denizler alemi ciddi oranda bozuldu. 2016’da yayınlanan Birleşmiş Milletler, ‘İlk Küresel Entegre Deniz Değerlendirmesi’ ile vahim tablo ortaya konuldu. Okyanus protein tedarikçisi, 3 milyardan fazla insanın geçim kaynağıdır. İnsan kökenli karbondioksit salımının yüzde 30’u için yutak alanıdır ve küresel ısınma etkisini azaltır. Okyanus özgürlüktür. Aslında okyanuslar yerküremizin mavi kanı ve canıdır. BM Okyanus Bilimi ve Ekosistem Yenileme On Yılı ilan etti ve 2021-2030 arasında yaşanacak. 2 hedefte okyanusların sağlığı ve sürdürülebilir kalkınması için ülkeleri ortak bir çerçevede paydaş kılmak. Ülkemizin okyanus kıyısı yok. Denizlerimiz okyanusların hep görüştüğü küçük kardeşleri. Mavi hepimizin. Türkiye’mizin, dünyamızın sağlığı için yerküremizin mavi kanı ve canını önce tedavi etmek, ardından korumak ve kollamak gerek” dedi.

Dünya Okyanus Günü için Türk Deniz Araştırmaları Vakfı olarak özel bir program hazırladıklarını söyleyen Prof. Dr. Öztürk, koronavirüs pandemisi nedeniyle uzaktan gerçekleşecek 4 oturumlu konferansa 5 ülkeden 30 bilim insanı ve diplomatın katılacağını belirtti. Öztürk, “Birleşmiş Milletler Okyanuslar Özel Temsilcisi Peter Thomson, ‘Türkiye etrafı 3 denizle çevrili bir ülke. Bu kıyılardaki nüfusun geçim kaynağı da balıkçılık ve turizm gibi çalışma alanları üzerinden bu denizlere bağlı. Bu nedenle, deniz koruma çalışmalarını geliştirme, sürdürülebilir balıkçılığı destekleme ve bu alanda farkındalık yaratma çalışmaları büyük önem taşıyor. Mavi ekonomiyi desteklemek için denizlere akan kara kaynaklı deniz kirlenmesini önlemeliyiz’ diyerek gerekli mesajı vermişti” dedi.

























