Yurdun her yerinden su samuru haberleri geliyor
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, balıkçıların attığı balıkların peşinden sempatik hareketler yaparak halkın sevgisini kazanan su samurlarının her zaman ülkemiz kıyılarında bolca bulunduğunu belirtti. Milliyet’e konuşan Prof. Dr. Mustafa Sözen, su samurlarının popülasyonunun dünya çapında azalma olmasına rağmen halen Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından nesli tehlike altındaki hayvanlar arasına alınmadığının altını çizdi.

Prof. Dr. Sözen, “Ne güzel ki nesilleri tehlikede değil. Canlıların nesillerinin tehlike altında olup olmadığını değerlendiren organizasyon Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), bilimsel adı Lutra lutra olan su samurunu Tehlikeye Yakın (NT) kategorisinde listelenmekte. Yani nesilleri tehlikede olmasa da tehlikeye girmeye yakın kategoride. Türkiye’de de yaşayan su samuru Avrasya’nın büyük bölümünde ve Kuzey Afrika’nın batısına yayılmıştır. Türkiye’nin ise neredeyse her bölgesinde görülür. Yıl boyu su ve balık barındıran irili ufaklı akarsu, nehir, göl ve derede görülürler. Ayrıca denizde de beslendiği için özellikle kıyıları barınmasına uygun pek çok sahil bölgesinde görülebilir. Kolay balık bulabileceği limanlara, balıkçı barınaklarına ve marinalara sıkça girerek insanlarla etkileşimde bulunabilir. Beslenmek için gittiklerinde insanlardan zarar görmüyorlarsa kısa sürede ortamda insan varlığına alışırlar. Koronavirüs günlerinde kısıntılardan dolayı yerleşim yerlerinde insan hareketliliğinin azalması yaban hayvanlarının insanların yaşam alanlarına daha fazla yaklaşmasına fırsat sağladı. Su samurlarının daha sık görülmeye başlamasının bir nedeni de budur” dedi.

“Zonguldak’ta sıklıkla gözlemliyoruz”
Üniversitenin bulunduğu Zonguldak’ta da sıklıkla su samuruyla karşılaşıldığını söyleyen Prof. Dr. Sözen, “Kozlu Limanı’nda balıkçı teknelerini de ziyaret ederek balık aradığına şahit oldum. Balıkçılar ağları temizlerken parçalanmış ve küçük balıkları su samurlarına veriyorlar. Su samuru sayıları değil farkındalıkları artıyor. Artık herkesin elinde iyi fotoğraf çeken telefon ve makineler olduğundan görüntülenmek kolay oluyor. Su samurlarının yayılışı ve beslenmesi suya ve sudaki balıklara dayanıyor” dedi.

Ekosistem için korunmaları gerekli
Su samurlarının doğal yaşam ve ekosistem için çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sözen, avlanmalarının yasak olduğunu ve koruma altında olduklarını vurguladı. Sözen, “Pek çok su kaynağı kirleniyor, dereler kuruyor, HES projeleri ile sular dere yatağından uzaklaştırılıyor. HES ile sular hiçbir canlının ulaşamayacağı etrafı çevrilmiş kanallara ve tünellere alınıyor. Kültür balıkçılığı yapılan pek çok yerde balıkları yedikleri gerekçesiyle yasak olmasına rağmen öldürülebiliyorlar. Dere ıslahı yapılırken su samurları düşünülmüyor. Su samurlarının nesillerinin tehlikeye girmemesi için su kaynaklarını korunması şarttır. Unutulmamalıdır ki su samurları kara memelileridir. Ancak beslenmek için sürekli sularda balık, kurbağa ve yengeç gibi su canlılarını yakalamaları gerekir. Bu bakımdan su kaynakları ve çevresindeki yuvalanma alanlarının korunması gerekir. Yuvalandıkları kara alanları ile beslendikleri su alanlarına ulaşmalarını engelleyecek düzenlemeler yapılmamalı. Su kaynaklarının çok yakınından geçen kara ya da demir yollarından da olumsuz etkilenirler. Zonguldak-Karabük arasındaki demiryolunda trenin çarptığı bir su samuru ile karşılaşmıştık. Demiryolu küçük bir dere üzerinden geçmekteydi ve menfez tıkandığı için hayvan raylardan geçmeyi deneyinde çarpılmıştı. Akarsuların çevresinden geçen demiryolu ve karayollarında uygun geçitlerin bırakılması bakımlarının düzenli yapılması şarttır” dedi.

İnsana alışmaması gerekli
Su samurlarının doğası gereği insana alışmaması gerektiğini vurgulayan Özen, “İnsanlara çok yaklaşabildiği liman, marina, balıkçı barınağı gibi yerlerde yakalamaya veya sevmeye çalışmamak gerekli. Ürküp savunma refleksiyle kolayca insanı ısırabilir. Karşılıklı parazit ve hastalık bulaşabilir. Koronavirüsün insana sıçramasının temel etkenlerinden birinin Çin’deki yaban hayvanı pazarlarındaki etkileşim olduğu unutulmamalıdır. Onlar yaban hayvanıdır, onları evcil hayvan gibi görmek doğru değildir” dedi.




















