
RAMSAR Sözleşmesi 172 ülkede 2 bin 435 sulak alanı koruyor
1971 yılında İran’ın Ramsar şehrinde imzalanan uluslararası bir sözleşmeyle dünya ekosisteminin vazgeçilmezi ve yaşam kaynağı sulak alanların korunması garanti altına alınmıştı. 17 Mayıs 1994 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla Türkiye’nin kabul ettiği Ramsar Sözleşmesi gereğince her yıl 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü olarak uluslararası etkinliklerle kutlanıyor. Dünya doğal kaynaklarının devletler düzeyinde korunmasını sağlayan en önemli anlaşmalardan RAMSAR Sözleşmesi’ni 172 ülke kabul ederken 2 bin 435 sulak alan korunuyor. Yerkürede 254 milyon 685 bin 425 hektar alanın korunduğuna dikkat çeken etkinlikler çerçevesinde sivil toplum kuruluşları sosyal değişim platformu Change.org Türkiye üzerinden açıklama yaptı.

Dünya Sulak Alanlar Günü’nün 25 yıldır kutlandığını belirten Change.org Türkiye Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi, sulak alanlar konusundaki kampanyaların en fazla imzalanan ve ilgi gören kampanyalardan olduğunu belirtti. Özesmi, “Türkiye’deki hemen her sulak alanın korunması için kampanyalar sürüyor. Kamuoyu, sulak alanların korunması için büyük çaba ve çözüm beklentisinde. Bilim insanları Türkiye’de son 50 yılda kuruyan sulak alanlardaki su kütlesi miktarının 24 Eğirdir Gölü veya 3 Van Gölü büyüklüğünde olduğunu belirtiyor. Ramsar Sözleşmesi’ne üye ülkelerde kutlanan Dünya sulak Alanlar Günü’nde sulak alanların gezegenimiz ve yaşamımız için çok önemli olduğunu bilmeliyiz” dedi.

Tuz Gölü
Genç iklim aktivisti Deniz Yazıcı “Türkiye’nin en önemli ekosistemlerinden biri olan ve bir zamanlar Türkiye’nin en büyük ikinci gölü sayılan Tuz Gölü kuruyor. NASA, Tuz Gölü’nün farklı yıllardaki uydu görüntülerini paylaşarak gölün yok olma tehlikesini gözler önüne seriyor. UNESCO Dünya Mirası listesindeki, 6 bin kuş yuvalama alanı ve 279 bitki çeşidine ev sahipliği yapan Tuz Gölü’nü hem iklim krizi hem de yanlış yönetim nedeniyle kaybediyoruz. Bu yüzden Tarım ve Orman Bakanlığı’na sesimizi duyurmak için kampanya yürütüyoruz” dedi.

Milas’taki Bargilya Tuzla Sulak Alanı
Muğla Çevre Platformu’ndan (MUÇEP) Umay Karabaş, “Bargilya Tuzla Sulak Alanı ülkemizdeki son lagünlerden. Güllük Deltası ve Salih Adası ile beraber Önemli Doğa Alanı. Kıyıları tuzlu suya adapte olmuş canlılarla dolu. İklim krizi karşısında deniz seviyesinin yükselmesiyle tuzlu suyun içerilere ilerlememesi ve toprağın tuzlanmaması için tampon. Karadaki yaşamın devam etmesi sulak alanın korunması gerekli. 200’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan eşsiz sulak alanın yanında yapılmak istenen turizm kenti projesi tehlike saçıyor.” dedi.
Akcay Sulak Alanı
Kuzey Ege Bölgesi’ndeki son sulak alan ekosistemini korumak için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Zeynep İlhan ise, “Akçay Sazlığı, Edremit ilçesi Balıkesir ili sınırları içinde. Sazlık bataklık habitat özelliğinde olup 148,20 hektar. Akcay Sulak Alanı’nda yaklaşık 150 kuş türü yaşıyor. Akçay Sulak Alanı’nı kaybetmek yalnızca Edremit Körfezi’ni değil Saros’tan Gediz’e tüm Kuzey Ege kıyı sulak alanlar sisteminin anahtar halkasını kaybetmektir. 37 sivil toplum kuruluşu olarak Kuzey Ege Bölgesi’nin son sulak alan ekosistemini korumak için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.

Korumazsak Kaybederiz
WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, canlılık kaynağımız sulak alanların ve canlı türlerini hızla kaybettiğimizi söyledi. 2021 yılında Tuz Gölü’nün sularının çekilmesi ile yaşanan flamingo yavrularının toplu ölümünü ve su miktarı 50 yılda yüzde 46 azalan Burdur Gölü’nü hatırlatan Pasinli, “Ramsar Sekreteryası’nın 2018 yılı raporuna göre yapılaşma, kirlilik, kurutma, aşırı kullanım gibi çeşitli sorunlar nedeniyle son 300 yılda, dünyadaki sulak alanların yüzde 87’si yok oldu. Dünyanın yaklaşık yüzde 6’sını kaplayan sulak alanlar dünyadaki karbonun yüzde 14’ünü tutarken sulak alanların tarım alanlarına dönüştürülmesi büyük miktarda karbondioksitin açığa çıkmasına neden oluyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ulusal Sulak Alan Envanteri Yönetim Bilgi Sistemine kayıtlı 8 hektarın üzerinde 307 sulak alan var. Toplam alanı 1 milyon 102 bin 612 hektarlık sulak alan. 25 nehir havzasına sahip ülkemizde 1960’lardan bu yana sulak alanların yarısı kalite açısından sağlıklı yapılarını kaybetti. Yani 3 Van Gölü büyüklüğünde sulak alanımız ekolojik işlevini yitirdi. Tahribatın önüne geçmenin ekolojik ve sosyo-ekonomik açıdan getireceği toplam fayda paha biçilemez” dedi.




















