1. Haberler
  2. Genel
  3. TURİZM MERKEZİ BODRUM’UN KÜL OLAN ORMANLARI

TURİZM MERKEZİ BODRUM’UN KÜL OLAN ORMANLARI

Yeşil orman örtüsüyle bezeli Muğla şehrinin turizm merkezleri Bodrum ve Milas, Marmaris yangınlarıyla aynı gün alevlerin etkisi altına girmişti. 28 Temmuz’da Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan orman yangınlarının Bodrum’a ulaşması sadece bir gün sürerken ilk alevler 29 Temmuz’da Güvercinlik koyundan gökyüzüne doğru yükselmişti. Aynı gece söndürülmesine rağmen 87 hektar alanda yüzlerce kızılçam ağacını kaybettik. Kılıç Deniz Ürünleri’nin kimyasal tanklarına yaklaşmaması için büyük mücadele edilen yangının ardından Beyciler’de alevler görüldü.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Orman Genel Müdürlüğü söndürme ekiplerini 2 gün meşgul eden yangının söndürülmesi haberi sevindirmişti. İtfaiye ekiplerinin en korktuğu haber sık ağaç örtüsüyle örülü Mazı ve Çökertme’de alevlerin görülmesiydi. Korkulanın olduğu o haber eşsiz maviliği ve altın kumsallarıyla Ege Denizi’nin otantik tatil bölgesi Çökertme’den geldi.  1 Ağustos’ta Çökertme koyunda başlayan yangın kısa sürmesine rağmen hızı artarak yön değiştiren Deli Mehmet rüzgarıyla yayıldı. Yaz aylarında Gökova’dan Marmaris kıyılarına kadar etkisini gösterebilen kendine has Deli Mehmet rüzgarı alevleri Milas ile bodrum arasındaki yüksek dağ köylerini barındıran Mazı’ya ulaştırdı.

1 Ağustos gecesinden itibaren yanan Mazı köy ormanları yörük kültürünü günümüzde yaşatan ailelerini evlerine kadar ilerledi. Çökertme koyundaki kızılçam ağaçlarının yüzde 80 oranında yanmasına neden olan yangın, geleneksel Ege otlarının yanında zeytin, keçi boynuzu ve badem ağaçlarını da yuttu. Gelenlere huzur veren sessizliği, temiz havası ve berrak denizi ile özellikle yerli turistlerin tercih ettiği Çökertme ve Mazı bölgesinin ardından Milas’ın Ören beldesine ilerleyen alevler otellerin ve evlerin boşaltılmasına yol açtı. Önüne çıkan doğal dokuyu yok eden alevler 4 Ağustos günü Yeniköy ve Kemerköy’deki termik santralleri tehdit etti. 15 Ağustos’ta sönen alevler arkasında 13 bin 197 hektar yani 7 bin futbol sahası büyüklüğünde küle dönmüş arazi bıraktı.

Tilkişen toplayan Anadolu yörüğü

Mavi bir halı gibi önümüzde uzanan Çökertme koyunu izlerken kızılçam ve servi ağaçlarından geriye kalan kahverengi bitki örtüsünde geleneksel giysileriyle dolaşan bir kadın dikkatimizi çekiyor. Anadolu’nun kadim topluluğu Akdeniz yörüklerinden Yaşariye Akdemir’in, orman köylüsü eşiyle birlikte yemek için yaban otları topladığını görüyoruz.

Kendisinden önce doğan 3 kardeşi yaşamadığı için babasının Yaşariye ismini verdiğini söyleyen Yaşariye Akdemir, “Yüzyıllardın bu topraklardan besleniriz. Alevler ilk görüldüğünde jandarma bizi uzaklaştırırken bile çok üzüldük. Tek hayvanımız ineğimiz ile canımızı kurtardık ama yaşam kaynağımız ağaçları kaybettik. Ağaçların her biriyle çocuğum gibi konuşurdum. Kırılan dallarla evimizi ısıtırdık. Ağaçların dibinden topladığımız otlara yumurta kırar yeriz. Şimdi ağaç olmadığı için tilkişen (kuşkonmaz) bile azaldı. Toprağın bereketli günlerine dönmesi için ağaçların büyümesini bekleyeceğiz” dedi.

Ormanın ruhunu bilen konar göçerler: Tahtacılar

Risk yüksek ama sigortasız çalışıyorlar

Gövdesiyle tutunduğu topraktan dallarıyla gökyüzüne uzanan ağaçların dilinden anlayanlar yanan ormanların ardında kalan enkazı topluyor. Tahtacılar olarak adlandırılan konar göçer orman köylülerinin çoğunluğu Adana ve Mersin’den gelirken Güneydoğu ve Karadeniz illerinden gelenler de bulunuyor. Devletin kendilerine göstereceği yanan alanda yeşerme umudu olmayan ağaçları ve bitki örtüsünü keserek ilkel yöntemlerle kamyonlara yükleyen Tahtacılar oldukça zor bir iş yapıyor. Yılın 10 ayı evlerinden uzak oldukları için çocuklarıyla birlikte çadırda yaşayan Tahtacılar göçebelik kültürünü sürdürüyor.

Engebeli arazide kendi kurdukları sistemle 200 kg ağırlığındaki ağaç gövdelerini keserek alanı temizleyen Tahtacılar’ın çocukları da her yıl başka okulda okumak zorunda kalıyor. 52 yaşındaki Erdal Kabakçı, “Bizler yangın alanında dolaştığımızda hangi ağacın yeşermeyeceğini kolayca anlarız. Yüzyıllardır ağaçlarla büyüyen bir toplumdan geldiğimiz için onlarla konuşuruz. Henüz makineler bu kadar engebeli arazilerde çalışamayacağı için elimizden geldiğince yeni ağaçların çıkması için alanı temizliyoruz. Kazancımız karnımızı doyuruyor ama en büyük sorunumuz sigortamızın olmaması. Risk içermesine rağmen devletin kontrolünde sosyal güvencesiz çalışıyoruz. Gençlerimiz artık bu işi yapmak istemiyor” diye konuştu.

Gökbel köyü yaralarını sarıyor

Bodrum yarımadası’nın yüksek dağ köylerinden Gökbel’de yaşayan 66 yaşındaki Mehmet Karaaslan ise, çocukluğunda boyuna gelen kızılçam ağaçlarıyla birlikte büyüdüğünü ama yangında hepsini kaybetmenin hüznünün yaşadığını vurguladı. Karaarslan, “Bizler doğayla iç içe yaşayan insanlarız. Doğanın canı yanarsa bizim de yanar. Yaşları benimle olan kızılçamların yanarken ağladığını duydum. Zeytin bahçelerimiz de kül oldu. Yaban hayatımız zarar gördü umarım eski günlerimize dönebiliriz” diye konuştu.

Mazı’daki arıcı mahallesi Çocuk Mezarlığı

Mazı köyünün mahallesi Çocuk Mezarlığı’nda yaşayanlar zengin Ege bitkilerinden beslenen arılar sayesinde bal üretiyordu. Kızılçam ormanlarının gölgesinde çiçeklerden topladıkları polenlerle bal yapan arıların besleneceği orman ve bitki örtüsü kalmadığı için köylüler tedirgin. Yangından önce 100 teneke bal yapmasına rağmen 2022 yılında sadece 7 teneke elde edebildiğini belirten İsmail Demir, “20 yıl sürecek bal kıtlığı dönemine girdik. Bölgede 7 bin arıcı var ve hepimiz kara kara düşünüyoruz. İç Anadolu’ya giderek arıcılık yapabiliriz ama kızılçam kalitesini tutmayacak. Otsu bitkilerin varlığı bile ağaçlara bağlıydı. Bu yangın bizim için yıkım oldu” diye konuştu.

Yanan zeytin ve çamlardan küçük hediyelerle teşekkür

Vatandaşların büyük özverisi ve desteğiyle söndürülen orman yangınları pek çok evinde harap olmasına neden olmuştu. Mazı-Ilgın koyunda kendi arazisine yaptığı evi kesmeye kıyamadığı zeytin ağacının taşıdığı alevlerle kül olan Erdoğan Devir, şimdilerde yenilenen evinde oturmanın mutluluğunu yaşıyor.

Evini 35 yıllık iş hayatında elde ettikleriyle yaptığını belirten Devir, “Evimizin yanındaki çam ağacı gökyüzüne öyle güzel uzanıyordu ki kesmeye kıyamadım. Yangında can güvenliğimiz için evimizi boşalttık. Sık ağaçlık alanda olmadığımız için alevlerin gelmeyeceğini düşündük. Ama evimizin yakınında açığa çıkan enerji çam ağacını yakmış. Evimiz kül oldu ama hayırsever vatandaşlar sayesinde yeniden yapıldı. Başımızı sokacak tek yerimiz bu ev. Bunu yaptıran vatandaşlara minnet borçluyum. Onlara teşekkür için yanan zeytin ve çam ağaçlarından küçük hatıralar yaparak göndereceğim” dedi.

Yeşil örtü 5-8 yıl sonra ortaya çıkacak

Anayasamız gereğince yanan alanlara yapılaşmanın yasaklandığının altını çizen Milas Orman İşletme Müdürü Orhan Çetinkaya, “Yanan alanların yüzde 68’ini doğal yolla ve tohum desteğiyle ormanlaştırmayı amaçlıyoruz. Yüzde 14 makineli toprak işlemesi, yüzde 18’inde ise tohum atarak doğaya terk ediyoruz. Orman yangınlarının zararlarını gidermek için çabalarımız sürüyor” dedi. Orman Genel Müdürlüğü orman mühendisi Niyazi Gökmen, kızılçam ve servi ağırlıklı dikim çalışmalarının büyük oranda tamamlandığını söyledi. Gökmen, “Kurulduğumuz 1809 yılından beri ormanlarımızın korunması ve geliştirilmesi için çalışıyoruz. 2021 yılında yanan toplam alanın yüzde 91’i 28 Temmuz – 12 Ağustos arasındaki 15 günde yandı. Yanan alanların eski haline nasıl döneceğini herkes merak ediyor. Önce yanan alanlar temizlendi, yanan bitkiler alandan uzaklaştırıldıktan sonra yeniden ağaçlandırma başladı.  Tohum takviyesi, fidan dikimi ve doğal yöntemlerle ağaçlandırma metotları ile eski haline döndürmeye çalışıyoruz. Muğla ilinin yanan alanların yüzde 70’inde çalışmalarımızı bitirdik. 5-8 yıl içinde yeşili göreceğiz ama orman örtüsü için daha fazla zaman gerekli.” dedi.

Ahmet Aras

“İklim krizini önemsiyoruz”

Ülkemizin turizm merkezi Bodrum’da yangının 9 gün sürdüğünü belirten Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Akdeniz havzasındaki ülkemiz iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden. Aşırı yağış, sel ve su baskınları, sıcaklıkların ani değişimiyle ortaya çıkan büyük orman yangınları iklim krizinin bizlere yaşattığı acı doğa olayları. Bodrum Belediyesi olarak iklim değişikliği konusunu bütün olarak ele alıyoruz. 24 belediyeyle birlikte ‘İklim İçin Kentler’ deklarasyonunu imzaladık. Yangınlar en çok Güvercinlik Pina Yarımadası, Umurca Mahallesi, Mazı Mahallesi, Pınarlıbelen ve Dereköy bölgelerinde etkili oldu. 891 personel ve 175 gönüllü sayesinde söndürüldü. Belediyemiz idaresindeki Kriz Yönetim Merkezi ile Lojistik Yönetim Merkezi sayesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarla sürekli iletişim halindeydik. Söndürme ekiplerine ve yangın mağduru vatandaşlara destek verdik. 6 mahallemizde 352 konutu ziyaret ettik. 580 vatandaş ve 28 işletme ile görüştük. Konteyner evlerden ev eşyalarına, küçük ve büyükbaş hayvan yemlerinden arı kovanlarına, yiyecekten yakacağa tüm ihtiyaçlar karşılandı. Ayrıca 21 bin 242 ağacın zarar gördüğü belirledik. Bodrum’da afet ve acil durumlar için Afet Alanları Destekleme Merkezi’ni kurarak hazırlığımızı arttırdık. Mazı Mahallesi’nde yangında zarar gören zeytin ağaçları için eğitim verdik” dedi.

TURİZM MERKEZİ BODRUM’UN KÜL OLAN ORMANLARI
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!