
HAVA BOMBARDIMANINDAN DÜŞEN BOMBALAR
Dünya deniz ticaretinin yoğun trafiğinin yaşandığı Karadeniz, 22 Şubat’tan itibaren Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle dünyanın en sorunlu deniz alanı olmuştu. 6 ülkeye kıyısı olan Karadeniz’e en uzun kıyı şeridiyle bağlı olan ülkemize ait pek çok gemi Rusya ve Ukrayna limanlarında mahsur kalırken, 279 Türk deniz insanı büyük tehlike altına girmişti. Denizcilik Genel Müdürlüğü Rusya Federasyonu limanlarındaki 17 geminin Türkiye’ye döndüğünü belirtirken, Azak Denizi’ndeki Ukrayna limanlarındaki Türk gemilerinin bekleyişi sürüyor. Karadeniz’e Rusya kontrolündeki Kerç Boğazı ile bağlanan Azak Denizi’nin Ukrayna limanlarında tutulan Türk gemilerinden M/V Fırat’ın 19 mürettebatı korku ve endişe içinde geçirdikleri günlerini anlattı. Savaşın başlamasıyla 24 Şubat’tan beri Rusya’nın kontrolündeki Ukrayna’nın Berdyansk limanında mahsur kalan Türk gemisi M/V Fırat’ın kaptanı Saim Yazgan, İtalya’ya götürmek buğday yüklediklerini ama limandan çıkamadıklarını vurguladı. Liman otoriteleri tarafından hareket etmeleri yasaklanan kuru yük gemisi M/V Fırat’ın etrafına hava bombardımanından düşen bombalar mürettebatı tedirgin ediyor.

“Her an dönüşe geçecek gibi hazırız”
Türk Dışişleri Bakanlığı ve Ukrayna Büyükelçiliği’nden gelecek haberin umuduyla gemiyi hareket ettirmek için geceleri az sayıda mürettebatın gemide kaldığı öğrenilirken 16’sı Türk 3’ü Gürcü 19 mürettebatın yaşadıkları endişe yüzlerine yansıyor. Usta Gemici Caner Çam, “Savaşın ilk günlerinde çok yakınımıza düşen bir bombanın şarapnel parçaları korkumuzu arttırıyor. Geceleri sığınağa geçiyor ve gemide nöbetçi mürettebat bırakıyoruz. Gemimizin gece Türkiye’ye dönme ihtimali olursa 200 metre mesafedeki liman sığınağında sürekli telsizle bir arkadaşımız nöbet tutuyor. 10 dakika içinde hepimiz gemiye gelerek tam olarak harekete hazır olabiliriz. Sabah erkenden kalkıyoruz ve herkes işinin başına geçiyor. Bugün savaşın 18’inci günü. Liman içinde büyük sinir savaşı veriyoruz ve sabrımız tükeniyor. Çünkü en çok kendimizden çok ailelerimizi düşünüyoruz.” dedi. Tecrübeli gemi insanı Çam, “Deyim yerindeyse herkesin yüreği ağzında. Zaman zaman iletişimimiz kopuyor. Geceleri geminin tüm aydınlatmalarını kapatıyoruz. Bazen elektrik kesintileri yaşanıyor ve cep telefonlarımız ulaşılamaz oluyor. Ümitsiz ve çaresiz bekleyiş içindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin sesimizi duyarak bizi ailelerimize kavuşturması için dua ediyoruz. Karadeniz’in karşı kıyısındaki evimize ulaşmak için izin bekliyoruz” diye konuştu.


“İlgimiz olmayan gerçek bir savaşın ortasındayız”
M/V Fırat kargo gemisinin Üçüncü Çarkçısı(makinisti) olan Muhammed Taha Dal ise, buğday yükledikleri günden beri ulusal ve uluslararası yetkililerden çıkış için izin beklediklerini, Berdyansk limanının yakınındaki sığınağa gitmekten başka bir şey yapamadıklarını belirtiyor. Dal, “Sabah ya sığınakta ya da gemimizde uyanıyoruz. Gemimizi her an harekete hazır tutmak için en az personelle vardiya tutuyoruz. Gemideki arkadaşlarımız hareket etme olasılığını hep düşünerek sığınakta kalanlara haber vermek için hazır bekliyor. Sığınakta kalanlardan bir kişi ise elindeki telsizle gemi ile sürekli iletişim halinde. Çok hızlı harekete geçmek gerekirse buna hazırız. Ama diken üzerindeyiz, gece uyuyamıyoruz. Gece bitmiyor ki gün başlasın. 24 saat vardiyamız ve çalışmamız sürüyor. Gündüz ve gece gemideki tüm personel geminin alt katlarında kalıyor. Güverteye çıkmıyoruz çünkü açıkta tehlike altındayız. Limandan sürekli uyarılar yapılıyor. Gece gemide kalanlar ışıkları kapatarak karartma yapıyor ve böylece hedef olma riski azaltılıyor. Hiç ilgimizin olmadığı bir savaşın ortasında kaldık ve evimize dönemiyoruz” dedi.



“En büyük kaygımız unutulmak”
Dışişleri Bakanlığı’nın GSM operatörleri aracılığıyla sağladığı iletişimle sevdiklerine sınırlı ulaşabildiklerini söyleyen Dal, “İlk günlerde yaşadığımız bombardıman hepimizi çok korkuttu. Sığınakta elektrik ve suyumuz şimdilik var. Yemek ve diğer ihtiyaçlarımızı gemide görüyoruz. Sığınakta sürekli insan bulunduruyoruz, yemek aralarını çok hızlı yapıyor tekrar sığınak ve gemideki yerlerimizi alıyoruz. Kaptanımız ve şirketimiz elinden geleni yapmaya çalışıyor. Yiyecek içecek ve gıda takviyeleri yapılıyor. Her ne kadar fiziksel olarak iyi olsak da her gün yaşadığımız endişe personel üzerinde çok olumsuz etki oluşturuyor. Bu yönden psikolojik olarak sınıra geldik. Ülkemize ve Dışişleri Bakanlığı’mıza güveniyoruz ama unutulmak istemiyoruz” diye konuştu.




















