
“En çok küçük ölçekli balıkçılık etkilendi”
Aşırı avcılık ve denizlerdeki kirlenme gibi etkenler nedeniyle kötü giden balık avı sezonu, küresel salgına dönüşen koronavirüs ile 20 gün erken kapanmıştı. Her yıl 15 Nisan’da kapanması gereken balık avı sezonu Mart ayının son günlerine kalmadan bitirilmesine balıkçılar kadar balık severler de üzülmüştü. WWF (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Türkiye, birçok ekonomik faaliyet gibi balıkçılık sektörünün de COVID-19 krizinden ciddi boyutta etkilendiğini belirterek bir rapor hazırladı. WWF Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, balıkçılık faaliyetlerinde genel azalmanın yanında, dağıtım maliyetlerinin artması, taze deniz ürününe talebin azalması gibi nedenlerle Akdeniz çanağındaki birçok ülkede önemli sorunlar doğduğunu söyledi. Kalem, “Akdeniz’de balıkçılık sektörü Covid 19 krizi günlerinde yeniden şekilleniyor. Türkiye’de de balıkçılık ciddi sıkıntılar yaşıyor. Avlanan balık miktarındaki düşüşle işlenmiş deniz ürünlerine artan talep, bazı ülkelerde balık stokları üzerinde baskıyı arttırdı. Denizde denetimlerin azalması, yasa dışı balıkçılığın artma riskini beraberinde getiriyor. Birçok ülkede avlanma bölgelerinde izleme, kontrol ve denetim için ayrılan zaman ve kaynaklarda azalma var” dedi.

WWF Türkiye’nin Raporu
Balıkçılık sektörüne Covid 19’un olumsuz etkilerini en aza indirmek için önerilerini sıralayan Sedat Kalem, “Bazı ülkelerde küçük ölçekli balıkçılık tümüyle durdu. Tedarik zincirinde çalışan tüm çalışanların sağlık güvenliği sağlanmalı, seferber edilen kamu kaynaklarından yararlanılmalı. Balıkçılığın ekonomik sürdürülebilirliğine ve balık stoklarının yeniden canlanması için devlet desteği verilmeli. Ekosistem hizmetlerinin krizlerden zarar görmemesi ve balık stoklarının canlandırılması için tedbirler alınmalı. Aşırı avlanan balık stoklarının yeniden canlandırılması için Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu (EMFF) örneği gibi devlet tarafından sağlanacak fonlar ve diğer finansal araçların desteği uygulanmalı. Tüm balıkçılık faaliyetleri süreli durdurulmalı. Küresel ölçekte ve Avrupa genelinde balıkçılık sektöründe ticaretin etkilendiğini, çoğunlukla da tedarik zincirlerlerinin zarar gördüğünü gösteren raporların sayısı giderek artıyor. Kriz, yerel düzeyde deniz ürünleri arzının sağlanması için yerel üretimin önemini ortaya koydu. Özellikle küçük ölçekli üreticiler benzeri görülmemiş ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Balıkçılar için doğrudan pazarlama seçeneklerinin önemini vurgulamakta. Birleşmiş Milletler’in 14. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi, balıkçıları haksız anlaşmalara karşı korur. Deniz ürünü tedarik zincirini kısaltan balıkçıları aracı tekelinden kurtaran sistemler geliştirilmeli” dedi.

“Balıkçılığı yeniden planlamalıyız”
Krizin ne zaman sona ereceğinin halen bilinmediğini, balıkçılık yeniden başladığında sürdürülebilirlik kavramına önem verilmesi ve balıkçılığı yeniden planlamak gerektiğini belirten Kalem, “Bu dönemde Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) kapsamında, ülkeler arasındaki diyalog her zamankinden önemli hale geldi. Yasa dışı, kayıt dışı ve kural dışı balıkçılık faaliyetlerinde artış engellemenin zamanıdır. Kriz döneminde en büyük filolara sahip ülkeler en fazla sorumluluğu taşımalı, Akdeniz’in geleceği için ilkeler doğrultusunda tedbirler almalıdır” dedi.




















