Son Gelişmeler
RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu
  • 3 Yazı
  • 0 Yorum

RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu - Tüm Yazıları

Bizim Denizler

98 YIL ÖNCE KAZANILAN KABOTAJ KANUNUNUN GEREKLİLİĞİ

Kabotaj Kanunu, 20. Yüzyılın başlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını güçlendirmek için atılan önemli adımlardan biridir. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun, Türkiye’nin deniz ticaretinde yabancı devletlerin etkisini sona erdirmeyi ve milli ekonomiyi denizcilik alanında kalkındırmayı amaçlamıştır. Kabotaj Kanunu’nun gerekliliği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancı devletlere verilen imtiyazlarla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı Devleti, deniz ticaretinde güçlü bir konuma sahipken, özellikle 19. Yüzyıldan itibaren Avrupalı devletlerle yapılan anlaşmalar sonucunda bu avantajını kaybetmişti.

Bizim Denizler

İRAN İLE TARİHSEL DOSTLUĞUN SANATA YANSIMASI: ÖZSOY OPERASI

19 Haziran 1934, Türk ve İran tarihinin akışını değiştiren bir geceydi. O gece, Ankara Halkevi’nin sahnesinde, iki milletin ortak değerlerini ve dostluk bağlarını anlatan bir eser sahneleniyordu: İlk Türk operası Özsoy. Bu tarihi olaya tanıklık edenler sadece Atatürk ve Rıza Pehlevi değildi, aynı zamanda iki ülkenin de seçkin isimleri ve halkları vardı. Özsoy operası, sıradan bir eser olmanın ötesinde, özel bir misyon üstlenmişti. Cumhuriyet’in ilk operası olma unvanını taşıyan bu eser, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye ziyareti onuruna hazırlanmıştı. Eserin librettosu Münir Hayri Egeli’ye aitken, bestesi ise o dönemde henüz 27 yaşında olan genç yetenek Ahmet Adnan Saygun’a emanet edilmişti.

Bizim Denizler

ÇOK YÖNLÜ BİR DEVLET ADAMI PORTRESİ: ALİ FETHİ OKYAR

29 Nisan 1880’de Makedonya-Pirlepe’de doğan Ali Fethi Okyar, çok yönlülüğüyle sürekli kendisini geliştiren bir devlet adamı olarak 7 Mayıs 1943 tarihinde İstanbul’da ölmüştü. Ali Fethi Okyar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında iz bırakan bir asker, diplomat ve siyasetçidir. Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Osmanlı ordusunda çeşitli görevlerde bulundu.

Bizim Denizler

AYNI ANDA İKİ MİLLİ COŞKU: EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

TBMM’nin kurulması sadece milli egemenlik ilkesinin hayata geçirilmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir devlet olma yolunda da önemli bir adımdı. TBMM, milletin iradesini temsil eden ve ülkeyi yöneten tek organdı. Bu durum, Türkiye’nin demokrasiye olan inancını ve bağlılığını gösteriyordu. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra, 1946 yılında ilk çok partili seçimler yapıldı. Bu sayede, farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği bir demokrasi ortamı oluştu. Çok partili sistemin getirilmesi, Türkiye’nin demokrasisini daha da güçlendirdi ve geliştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nde kanunlar herkes için eşit şekilde geçerlidir. Hiç kimse kanunların üstünde değildir.

Bizim Denizler

103 YILDIR DİNMEYEN ACI CABAR KATLİAMI

Tarihin karanlık sayfalarından biri olarak 1921 yılında, Yunan Ordusu’nun Anadolu’da gerçekleştirdiği Cabar Katliamı, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Bu olay, Yunanistan’ın 1919’da İzmir’i işgal etmesinin ardından, bölgedeki Türk varlığını ortadan kaldırmak için başlatılan acımasız bir kampanyanın bir parçasıdır. Cabar Katliamı, 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece gerçekleşmiş ve binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Yunan birlikleri, Türk köylerine saldırarak kadın, çocuk ve yaşlı demeden birçok masum insanı katletmiştir. Bu vahşet, bölgede derin bir insanlık dramına neden olmuş ve trajik sonuçlara yol açmıştır. Katliamın ardındaki sebep, Yunan Ordusu’nun bölgedeki Türk varlığını yok etme ve Anadolu’da kalıcı bir şekilde yerleşme arzusudur. Ahmet Refik Altınay’ın belirttiği gibi, Yunan birlikleri bu katliamı, “Türk halkının moralini kırmak ve onları sindirmek” amacıyla gerçekleştirmiştir (Altınay, 1987). Katliamın detayları, Halide Edib Adıvar’ın “Cabar’ın Düşüşü” adlı eserinde acı dolu bir şekilde anlatılmaktadır. Cabar Katliamı, Denizli’nin Çivril ilçesinin Cabar köyünde Yunanlılar tarafından işlenen katliam. Bu olay sonucunda 83 kişi ölmüş ve “Cabar Ağıdı” ya da diğer adıyla “Cabar Türküsü” yakılmıştır. Yunan Ordusunun 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece “bir Yunan subayının öldürüldüğü” bahanesiyle köyde başlattığı yangın, katliama dönüştürülmüş ve yunan askerlerinin Türk köylülerini süngüleyerek öldürmesine varmıştır. Katliamdan kaçanlar Gökpınar ya da Bulkaz köyüne sığınarak kurtulabilmişlerdir.

Genel

1962 YILINDAKİ EOKA SALDIRILARI VE SİYASİ GERİLİM

1962 yılında Kıbrıs adasında yaşanan EOKA’nın iki camiye düzenlediği bombalı saldırılar, adanın tarihinde önemli bir dönemeçtir. EOKA, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için mücadele eden bir örgüt olarak ortaya çıktı ve çeşitli şiddet eylemleri gerçekleştirdiği bilinmektedir (Özkan, 2002). Ancak, 1962’deki bu saldırılar özellikle Türk toplumunu hedef almış ve adadaki siyasi gerilimi artırmıştır (Bozkurt, 2005). EOKA’nın Kıbrıs’taki Türk toplumuna yönelik saldırıları, adada yaşayan Türkler arasında korku ve endişeye neden olmuştur (Korkut, 1998).

Mavi Vatan

ŞANLI ZAFERİN 109. YILDÖNÜMÜ

Türk milletinin tarih sahnesindeki en parlak zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 18 Mart 1915 tarihinde başlayan ve 1916 yılına kadar süren bu destansı mücadele, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük aşkının en çarpıcı örneklerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girdiği dönemde yaşanan ilk çarpışmalardan olan Çanakkale Savaşları, İtilaf Devletleri’nin Türk boğazlarını ele geçirerek İstanbul’a ilerlemesi amacıyla başladı.

Genel

TÜRK MİLLETİNİN BAĞIMSIZLIK DESTANI: İSTİKLAL MARŞI

Türk ulusunun bağımsızlık sembolü İstiklal Marşı, 103 yaşında. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un Türk milletinin yaşadığı kurtuluş mücadelesinin ardından yazdığı eser 12 Mart 1921’de TBMM’de kabul edilmişti.

İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli sembollerinden biridir. Bu eşsiz eser, Türk milletinin milli duygularını ve bağımsızlık arzusunu en güzel şekilde ifade eder. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu destan, Türk milletinin milli kimliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Genel

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖNÜNDEN KALDIRILAN EN BÜYÜK ENGEL: HİLAFET

3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde derin izler bırakan ve modernleşme yolculuğunda kritik bir adım olan halifeliğin kaldırılmasıyla özdeşleşmiştir. Bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerine inşa edilen yeni bir devletin, köklü değişimlerle kendi kimliğini ve yolunu belirlemeye başladığının resmi bir ilanıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki genç Türkiye Cumhuriyeti, bu adımla birlikte, hem iç politikada hem de dış politikada bağımsızlığını ve modernleşme hedeflerini net bir şekilde ortaya koymuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan siyasi ve sosyal çalkantılar, imparatorluğun varlığını sürdürme mücadelesini zorlaştırmıştı. Savaşın kaybedilmesi ve ardından gelen Sevr Antlaşması’nın ağır şartları, ulusal bir direnişin fitilini ateşledi. Mustafa Kemal’in öncülüğünde başlayan bu direniş, Kurtuluş Savaşı’nın zaferiyle sonuçlandı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla taçlandırıldı. Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk ve arkadaşları, ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmayı hedefleyen bir dizi reforma imza attılar. Bu reformların belki de en çarpıcı olanı, halifeliğin kaldırılması oldu. Halifeliğin kaldırılması, sadece siyasi bir karar değil, aynı zamanda simgesel bir eylemdi.

Deniz Kültürü

1925’TE HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ve ebedi Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin modernleşme ve laikleşme sürecinde din ve politikanın ayrılmasını önemli bir unsur olarak görmüştür. Bu çerçevede, 1925 yılında Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan değişiklik, dinin politikaya alet edilmesini engelleyerek ülkenin laik yapısını güçlendirmeyi hedeflemiştir.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!