RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu
  • 32 Yazı
  • 0 Yorum

RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu - Tüm Yazıları

Bizim Denizler

AYNI ANDA İKİ MİLLİ COŞKU: EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

TBMM’nin kurulması sadece milli egemenlik ilkesinin hayata geçirilmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir devlet olma yolunda da önemli bir adımdı. TBMM, milletin iradesini temsil eden ve ülkeyi yöneten tek organdı. Bu durum, Türkiye’nin demokrasiye olan inancını ve bağlılığını gösteriyordu. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra, 1946 yılında ilk çok partili seçimler yapıldı. Bu sayede, farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği bir demokrasi ortamı oluştu. Çok partili sistemin getirilmesi, Türkiye’nin demokrasisini daha da güçlendirdi ve geliştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nde kanunlar herkes için eşit şekilde geçerlidir. Hiç kimse kanunların üstünde değildir.

Bizim Denizler

103 YILDIR DİNMEYEN ACI CABAR KATLİAMI

Tarihin karanlık sayfalarından biri olarak 1921 yılında, Yunan Ordusu’nun Anadolu’da gerçekleştirdiği Cabar Katliamı, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Bu olay, Yunanistan’ın 1919’da İzmir’i işgal etmesinin ardından, bölgedeki Türk varlığını ortadan kaldırmak için başlatılan acımasız bir kampanyanın bir parçasıdır. Cabar Katliamı, 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece gerçekleşmiş ve binlerce masum insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Yunan birlikleri, Türk köylerine saldırarak kadın, çocuk ve yaşlı demeden birçok masum insanı katletmiştir. Bu vahşet, bölgede derin bir insanlık dramına neden olmuş ve trajik sonuçlara yol açmıştır. Katliamın ardındaki sebep, Yunan Ordusu’nun bölgedeki Türk varlığını yok etme ve Anadolu’da kalıcı bir şekilde yerleşme arzusudur. Ahmet Refik Altınay’ın belirttiği gibi, Yunan birlikleri bu katliamı, “Türk halkının moralini kırmak ve onları sindirmek” amacıyla gerçekleştirmiştir (Altınay, 1987). Katliamın detayları, Halide Edib Adıvar’ın “Cabar’ın Düşüşü” adlı eserinde acı dolu bir şekilde anlatılmaktadır. Cabar Katliamı, Denizli’nin Çivril ilçesinin Cabar köyünde Yunanlılar tarafından işlenen katliam. Bu olay sonucunda 83 kişi ölmüş ve “Cabar Ağıdı” ya da diğer adıyla “Cabar Türküsü” yakılmıştır. Yunan Ordusunun 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece “bir Yunan subayının öldürüldüğü” bahanesiyle köyde başlattığı yangın, katliama dönüştürülmüş ve yunan askerlerinin Türk köylülerini süngüleyerek öldürmesine varmıştır. Katliamdan kaçanlar Gökpınar ya da Bulkaz köyüne sığınarak kurtulabilmişlerdir.

Genel

1962 YILINDAKİ EOKA SALDIRILARI VE SİYASİ GERİLİM

1962 yılında Kıbrıs adasında yaşanan EOKA’nın iki camiye düzenlediği bombalı saldırılar, adanın tarihinde önemli bir dönemeçtir. EOKA, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için mücadele eden bir örgüt olarak ortaya çıktı ve çeşitli şiddet eylemleri gerçekleştirdiği bilinmektedir (Özkan, 2002). Ancak, 1962’deki bu saldırılar özellikle Türk toplumunu hedef almış ve adadaki siyasi gerilimi artırmıştır (Bozkurt, 2005). EOKA’nın Kıbrıs’taki Türk toplumuna yönelik saldırıları, adada yaşayan Türkler arasında korku ve endişeye neden olmuştur (Korkut, 1998).

Mavi Vatan

ŞANLI ZAFERİN 109. YILDÖNÜMÜ

Türk milletinin tarih sahnesindeki en parlak zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 18 Mart 1915 tarihinde başlayan ve 1916 yılına kadar süren bu destansı mücadele, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük aşkının en çarpıcı örneklerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girdiği dönemde yaşanan ilk çarpışmalardan olan Çanakkale Savaşları, İtilaf Devletleri’nin Türk boğazlarını ele geçirerek İstanbul’a ilerlemesi amacıyla başladı.

Genel

TÜRK MİLLETİNİN BAĞIMSIZLIK DESTANI: İSTİKLAL MARŞI

Türk ulusunun bağımsızlık sembolü İstiklal Marşı, 103 yaşında. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un Türk milletinin yaşadığı kurtuluş mücadelesinin ardından yazdığı eser 12 Mart 1921’de TBMM’de kabul edilmişti.

İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli sembollerinden biridir. Bu eşsiz eser, Türk milletinin milli duygularını ve bağımsızlık arzusunu en güzel şekilde ifade eder. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu destan, Türk milletinin milli kimliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Genel

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÖNÜNDEN KALDIRILAN EN BÜYÜK ENGEL: HİLAFET

3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde derin izler bırakan ve modernleşme yolculuğunda kritik bir adım olan halifeliğin kaldırılmasıyla özdeşleşmiştir. Bu tarih, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerine inşa edilen yeni bir devletin, köklü değişimlerle kendi kimliğini ve yolunu belirlemeye başladığının resmi bir ilanıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki genç Türkiye Cumhuriyeti, bu adımla birlikte, hem iç politikada hem de dış politikada bağımsızlığını ve modernleşme hedeflerini net bir şekilde ortaya koymuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan siyasi ve sosyal çalkantılar, imparatorluğun varlığını sürdürme mücadelesini zorlaştırmıştı. Savaşın kaybedilmesi ve ardından gelen Sevr Antlaşması’nın ağır şartları, ulusal bir direnişin fitilini ateşledi. Mustafa Kemal’in öncülüğünde başlayan bu direniş, Kurtuluş Savaşı’nın zaferiyle sonuçlandı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla taçlandırıldı. Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk ve arkadaşları, ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmayı hedefleyen bir dizi reforma imza attılar. Bu reformların belki de en çarpıcı olanı, halifeliğin kaldırılması oldu. Halifeliğin kaldırılması, sadece siyasi bir karar değil, aynı zamanda simgesel bir eylemdi.

Deniz Kültürü

1925’TE HIYANET-İ VATANİYE KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ve ebedi Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin modernleşme ve laikleşme sürecinde din ve politikanın ayrılmasını önemli bir unsur olarak görmüştür. Bu çerçevede, 1925 yılında Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan değişiklik, dinin politikaya alet edilmesini engelleyerek ülkenin laik yapısını güçlendirmeyi hedeflemiştir.

Deniz Kültürü

KAŞGARLI MAHMUD VE DİVAN-I LÜGAT’İT TÜRK ESERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

Kaşgarlı Mahmud Kimdir?

Kaşgarlı Mahmud, Orta Asya topraklarında yaşamış olan en önemli dil bilimcilerden ve yazarlardan biridir. Doğum tarihine kaynaklarda kesin bir şekilde ulaşılamamakla birlikte, tahminen 11.yüzyılın sonu 12.yüzyılın başında dünyaya gelmiştir. Babası Barsganlı’dır. Dolayısıyla Kaşgarlı Mahmud’da Barsganlıdır. Kaşgarlı Mahmud eserlerinde bu mahlasını pek kullanmaz. Kaşgar bölgesinin coğrafi bölgesinden, havasından, suyundan ve hükümdarın yaşadığı yer olmasından övgüyle bahseder. Kaşgarlı Mahmud’un en önemli eseri Divan-ı Lügati’it Türk’tür. Bu eser Türk dilinin ve kültürünün erken dönemlerine ışık tutmaktadır. Eser Ansiklopedik ve etnografik bir türde kaleme alınmıştır. Eserde Türk dilinin farklı lehçelerine yer verilmekle birlikte Türk boylarının; kültüründen, yaşam tarzlarından ve adetlerinden de bahsedilmiştir. Divan-ı Lügat-it Türk eserinde yazar eserinin kaleme alındığı ve yaşadığı bölge hakkında da bilgiler vermektedir. Divan-ı Lügat’it Türk eseri Türk Dilinin gelişiminde ve ilerlemesinde çok önemli bir başvuru kaynağıdır. Eser, Türk kültüründe ve Türk tarihinde önemli bir miras olarak yerini korumaktadır.

Genel

MİSAK-I MİLLİ SADECE SINIR DEĞİL VATANDIR

Osmanlı Devleti’nde 1876 yılında 2. Abdülhamid’in Meşrutiyeti ilan etmesiyle kurulan meclisin adı Mebusan Meclisidir. Osmanlı Devleti tarihinde halkın seçtiği ilk meclis olarak tarihe geçmiştir. 2. Meşrutiyet döneminin ardından 1878’de kapatılmış, daha sonra 1908’de tekrar açılmıştır. Mustafa Kemal Paşa halkın idaresinin önemini savunmaktaydı. Bu yüzden Son Osmanlı Mebusan Meclisinin açılmasını istiyor ve bunun için görüşmeler sağlıyordu. Mustafa Kemal Paşa tekrar açılması gerektiğine inandığı bu meclisi; “Meclis-i Milli” olarak isimlendiriyordu. Meclisin açılması gereken yerler olarak çok yönlü düşünüldü.

Genel

EEE 2023 GEÇTİ.. LOZAN BİTTİ Mİ?

Eveeeeet sayın okurlarımız gün geçmiyor ki Yunan tarafından bizim tarafımıza soğuk hava dalgası gelmesin. Daha geçenlerde dostluk naraları atan Yunanistan bir de baktık ki önce şehit (!) bayrağı üzerinde dururken şimdi de bizim evimizin yani Türkiye’nin tapusu olan Lozan’ımıza süresi geçmiş deme cüretinde bulundular. Baklavaki, böreki derken bayrak ve Lozan’a da göz dikmiş durumdalar. Peki nedir bu Lozan meselesi neden karın ağrıları var beraberce bakalım.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!