1. Haberler
  2. Çevre kirliliği
  3. YÜK GEMİSİNDE YOLCULUK, MÜMKÜN MÜ ACABA? KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ YAZDI

YÜK GEMİSİNDE YOLCULUK, MÜMKÜN MÜ ACABA? KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ YAZDI

KAHVE MOLASI seferlerine yine anılar diyarından ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir konu ile devam etmek istiyorum. Bu seferimizde, “BİR YÜK GEMİSİNDE YOLCU OLARAK SEYAHAT ETMEK MÜMKÜN MÜ ? Mümkünse nasıl olur? İşte bunu tecrübe edeceğiz. Sizi kırk yıl kadar geriye götürerek hikayemize başlıyoruz...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zaman Tüneline Girelim Deniz Nakliyat Günlerine Gidelim…

 

1980’li yıllarda, Denizcilik Bankası’nın Deniz Nakliyatı adı verilen Devlet Denizcilik Şirketi’nde  60-70 parça arasında değişen her sınıfta ve tonajda gemisi vardı. Bu gemilerin büyük çoğunluğu kuru yük taşıyan gemilerdi. Gemilerin bazıları belli başlı hatlarda çalışırdı. Bu hatlar içerisinde en popüler olanları Avrupa-Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye limanları arasında “kuru yük” taşıyan gemilerdi. (Gemi tipleri çok çeşitlidir. Bizim konumuz yük taşıyan ticari gemi tipleri olup genel olarak kuru yük ve akaryakıt taşıyan gemiler olmak üzere ikiye ayrılır. Örneğin, buğday,arpa,kömür gibi yükler taşıyan gemiler kuru yük taşıyan gemiler sınıfına girer.) Bu gemilerde, gemi mürettebatı sayısına ilaveten, can kurtarma filikalarının-eskilerin deyimiyle tahlisiye sandalı-kapasitesini aşmamak kaydıyla, 12 kişiye kadar “biletli yolcu” seyahat edebilirdi. Bu tarihlerde uçak seferleri günümüzde olduğu kadar -buna kovid pandemisi öncesi diyelim-sık değildi ve çoğunlukla bir kaç aktarma ile gerçekleşiyordu. Bu gemilerde seyahat eden yolcular, kamara ve yeme içme bedeli dahil olmak üzere, uçak biletine kıyasla çok daha düşük bir bedel karşılığında ömür boyu unutamayacakları seyahatlar yapmışlardır. Sefer boyunca uğranan limanlar sebebiyle bazen bir ayı bile geçen bu yolculuklarda, geminin ve gemi mürettebatının kaderine ortak olarak sıradışı unutulmaz maceralar yaşamışlardır.

Annem yük gemisiyle İtalya’ya gitmişti

“Oğlum sallamasana şu gemiyi iğneyi elime batırdım”

O yıllarda gemilerde çalışan hemen herkesin bu yolcularla ilgili bir anısı vardır. Bu yolcular, tekdüze uzun deniz yolculuklarında gemi mürettebatına hep şenlik olmuştur ve böylelikle ömür boyu sürecek bir çok arkadaşlıkların ve dostlukların temelleri de atılmıştır. (1984 yılında, daha 23 yaşında çiçeği burnunda bir “efendi kaptan” iken, gezmeyi çok seven annem Latife ÖZCENGİZ’i Haydarpaşa’dan çalıştığım yük gemisine resmi yolcu olarak bindirmiştim. İtalya’nın Venedik ve Trieste limanlarında yükümüzü tahliye ettikten sonra tekrar Haydarpaşa limanında seferini tamamlamıştı! Sefer boyunca  bütün personelin yırtığını söküğünü “ verin dikeyim evladım” diyen annemin seyir vardiyasından indiğimde “ Oğlum sallamasana şu gemiyi, kaç kere elime iğne batırdım” diye beni azarlamasını ve benim ona kahkahalarla sarılmamı unutmam mümkün müdür? Yine Mersin’de Hükümet Tabibi olarak mecburi hizmetlerini yapan kuzenlerim Nurgün ve Ömer KANDEMİR’in bir özel sektör gemisiyle Mersin Limanından İzmit limanına kadar “Armatör Kamarası”nda yaptıkları seferde aldıkları keyfi unutmam mümkün müdür? Ömür boyu unutamayacakları bir deneyim yaşadıklarını söylemişlerdi, halen de söylerler. Bir Devlet Şirketi olan Deniz Nakliyat Şirketi’nde gemi hizmet süreleri iki seneyi geçen gemi adamlarından ailelerini yolcu olarak gemiye getirdiklerinde herhangi bir ücret talep edilmezdi. Maalesef bu müstesna yolculuklar, artan dünya ticaretine pararel olarak denizlerde sayısı artan ticaret gemilerine getirilen katı kurallar, kısıtlamalar ve emniyet önlemleri gereği artık yapılamamaktadır.)

Seyahatimize başlamadan önce şimdi yine kahvemizden bir yudum alalım ve eski jurnallerin sayfalarını birlikte karıştırmaya başlayalım. (Jurnal: Bir yıl içinde gemide olan bütün olayların günlük olarak yazıldığı yıllık gemi defteri.)

Hadi o zaman…Başlıyoruz…

Hayal kuran herkesin bir ıssız adası vardır bir yerlerde…Hiç şüphesiz bu adaya gitmek için bir de gemi lazım, değil mi? Gazete ve dergilerde boy boy fotoğraflarını gördüğünüz o yüzer saraylar gerçekten çok güzel, çok ihtişamlı ve masal gibi ama kısıtlı bir zaman içinde zengin turistleri tıka basa lükse boğan bir çeşit multivitamin sanki! (1980’lerde yolcu gemilerinde seyahatlar bugünkü kadar yaygın ve uygun şartlarda değildi. Daha ziyade kalburüstü kişilerin rağbet ettiği yüksek maliyetli seyahatlerdi.) Bizim gibi mütevazı, yolunu şaşırmış yolcular, daha böyle bir gemiye ayak basarken bu rüyadan ne zaman uyanacağının dayanılmaz ağırlığını taşır. Şimdi bence bırakalım bütün bunları bir kenara. Gerçek bir maceraya hazırsanız eğer, gelin önce şu süslü tuvaletlerinizi ve takım elbiselerinizi bir kenara atın. Mesela kendinizi şöyle 25bin tonluk, her biri bir tenis kortu büyüklüğünde, on metre yüksekliğinde beş tane yük taşıma ambarı olan, bir yük gemisinin güvertesinde bulun! Buldunuz mu? Şimdi tamam işte. Şunu bilin ki, her kim olursanız olun ve her ne düşünürseniz düşünün, bir yolcu olarak bindiğiniz bu seferin sonunda, bu geminin içindeki bütün denizcilere büyük saygı duyacaksınız. Doğa ile mücadelenin bir başka boyutunu, binlerce yıldır yaşanan acı ve tatlı anları ile deniz ticareti adı altında denizdeki gerçek yaşam kavgasına tanık olacaksınız. Onun karşı konulmaz cazibesi bütün kaprislerini bastıracaktır ancak unutmayın ki;

Koskoca gemi
Çırpındıkça beyazlara gömülen
Sadece sen değilsin doyacak olan
Köpüklere karışıp uçacak
Sevdiklerinin dualarına karışacaksın
Sıra sana gelmişse eğer
Gemi bu
Koskoca
Bazen inmeni ister sırtından *

Daha yolun başında ne oluyoruz demeyin, gözünüz korkmasın. Ancak şunu bilmelisiniz ki yük gemisinde yolcu olmak bildiğiniz bütün yolculuklardan farklıdır. Limandan yükünü yükleyip avara (ayrıldıktan) ettikten sonra seyir bölgesine bağlı olarak özellikle okyanus aşırı seferlerde yirmi ila otuz gün arası kesintisiz bir deniz yolculuğunu göze aldınız demektir. Bu deniz, kumsalda ayaklarınızı okşayan köpükler veya lodosta sallanan emektar şehir hatları vapurları veya balık tutarken sandalınızın bodoslamasına pat pat diye tatlı tatlı çarpan deniz değil, bunu baştan bilelim! (Bu safhada biraz sarsıcı olmak zorundayız maalesef. Gözünüzü boyamak yerine gözünüzü açmak zorundayız.) Başınızdan geçecek acı ve tatlı hatıraları nasıl olsa, seferin sonunda eşinize, dostunuza, evinizde vereceğiniz yemek davetinde bire bin katarak anlatacaksınız. O sebepten şimdi biraz ciddi konulara değinelim.

Yük gemisinde yolcu kapasitesi konulmuştu

Türk Deniz Ticareti Filosunda “Victory” sınıfı dediğimiz bol kamaralı yük gemileri mevcutken yük gemilerinde yolcu taşıma kapasitesi azami on iki kişi olarak belirlenmişti. Günümüzde can kurtarma filika kapasitesine ve kamara adedine bağlı olarak azami beş kişi olarak sınıflandırılmıştır. Bir örnek vermek gerekirse 27 kişilik mürettebatı ve 30 kişilik filika kapasitesi olan bir gemide, yeterli kamara olsa dahi en fazla üç yolcu taşınabiliyordu. (Bu konuyla ilgili ve yük gemisinde yolcu tanımı ve hukuki durumu SOLAS (Safety Of Life At Sea) Denizde Can ve Mal Emniyeti Tüzüğü’nde çeşitli başlıklar altında toplanmıştır. Bu tüzük, denizciliğin anayasası gibidir. Türkiye’de bu anlaşmaya imza koymuş ülkelerden biridir. Günümüzde ise daha önce de belirttiğim gibi yük gemilerinde yolculuk maalesef tarihe karışmıştır.) Bir yük gemisinde yolcu olarak seyahat etmek istediğinizde karşınızda muhatap seyahat acentaları yoktur. Eş, dost vasıtası ile bir yerlerden duyarsınız. Ya Deniz Nakliyatı Şirketi’nin kapısını çalarsınız, ya da bir tanıdık vasıtasıyla Armatör firmaların. Özel sektörde hizmet veren her armatörlük kuruluşunun kendi prensipleri ve kuralları vardır. Yolcu taşımak veya taşımamak tamamen kendi insiyatiflerindedir. Bir zamanlar, Denizcilik Bankası Deniz Nakliyatı Şirketi, bir Devlet Firması olarak, özellikle düzenli seferler yaptıkları ülke ve limanlar arasındaki hatlarda kapasitesine bağlı olarak, cüzi ücretler karşılığında (yeme-içme ve kamara dahil) hizmet vermekteydi. Hatta bu gemilerde Kamara Amiri diye ayrı bir personel bulunurdu. Şunu önemle belirtmek isterim ki, yük gemisinde yolculuk yapacak kişi ve kişilerin, aynı diğer yurtdışı yolculuklarında olduğu gibi geçerli pasaportları ve gidecekleri ülke veya ülkelerin vizelerinin olması gerekmekteydi.

“ Birazdan” yola çıkıyoruz…Hazırlanıyor muyuz?

BİRAZDAN

 İskeleye zincirli yorgun tekneler kendi hallerinde

Şakalaşıyorlar birbirleriyle köle olduklarını bilmeden

Beni de almak istiyorlar aralarına

Dur bakalım belki birazdan

Tepeden inme bir akşam

Yıldızlarda savaş başlayacak birazdan

muhakkak bize de sıçrar

Işın kılıcımla yaktım sigaramı görülecek şekilde dört yandan

İntikam hazırlığı içinde olduğumu anlasın diye ilham perileri birazdan

 Limandayım ne zamandır

Hem yetim hem öksüzüm yani

Bir kapımı çalan olmadı henüz yazılmayan şiirlerden

Alınca bir yudum hesabını soracağım kim veren olursa birazdan

 Yine birazdan dermişim ama değil

Şimdi anladım ki gönlüm buruşuk bugün

Ne intikamı birader astık kestik işte yine yalandan

Her bir harfinizi çok özledim gelin artık birazdan

Biraz oyalayın yeter

Beni alacak tekne

Fırtına yer içer

Yolda ikmal yapmış

Varacak birazdan *

YÜK GEMİSİNDE SEFERE ÇIKACAK OLAN BİR YOLCUNUN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLARI AŞAĞIDAKİ BAŞLIKLAR ALTINDA TOPLAYABİLİRİZ :

 Seyahatinizin hangi mevsimde başladığının hiç önemi yoktur. Mutlak surette dört mevsim giysileriniz yanınızda olsun.

  1. Bu seyahatte yanınıza almamanız tek şey TELAŞ’tır. Her şeyinizi tekrar tekrar gözden geçirin ve arkanızda kafanıza takılan bir şey kalmamasına gayret edin.
  2. Kolunuzda su geçirmeyen bir saat ve kamaranızda bir çalar saatiniz olsun. Seferde saatlerinizi bulunduğunuz coğrafi bölgeye bağlı olarak her gün, günaşırı veya iki,üç günde bir ileri veya geri alacaksınız. Yemek saatlerini kaçırmamaya özen gösterin aksi takdirde Zabitan Salonu buzdolabında “kalmış kahvaltılıklar” ile idare etmek zorunda kalırsınız.
  3. Bugüne kadar elinize kalem almamış dahi olsanız bir şeyler yazmak isteyeceğinizden emin olabilirsiniz. (Eğer hava şartları müsaade ederse tabi!) Tedarikli olun!
  4. Bavulunuza veya çantanıza giremeyecek hacimli eşyalar almayınız. Küçük otomatik bir fotoğraf makinesi, ufak bir fm radyo, belki küçüklerinden bir video kamera ideal olabilir. Elektronik eşya kapsamında zati(şahsi) eşyalarınızı yurt dışına sefere kalkarken beyan etmek zorunda olduğunuzu unutmayın. (Akıllı telefonların zamanına daha gelmedik.)
  5. Gemide çalışan her mürettebatın kendi görevleri vardır. Gemide kimse sizi ağırlamak ve özel ilgi göstermek zorunda değildir. Gemide çalışan personelin çok zor şartlar altında görev yaptığını ve karadaki günlük hayatımızda hepimizin alıştığı bir çok şeyden mahrum yaşadıklarını unutmayın.
  6. İyi olun. Siz iyi ve anlayışlı olursanız arzuladığınız arkadaşlıklar ve dostluklar saygı ve sevgi çerçevesinde çok kısa bir zaman içinde kendiliğinden olacaktır.
  7. Meraklı olun ama geveze olmayın. Denizciler-genelde-çok geveze insanları sevmezler.
  8. ASLA VE ASLA şikayet etmeyin. Bu seferi siz istediniz! Unutmayın ki kaptan ve mürettebatın asli görevi can ve mal emniyetini sağlamak; gemiyi, yükünü, eğer varsa yolcularını, eksiksiz ve sağlam olarak gideceği limana zamanında teslim etmektir.
  9. Kamaranızda yatağınız ve kanepeniz birbirine dik açı yapacak şekilde yerleştirilmiştir. Fırtınalı havalarda geminin sancak(sağ) ve iskele(sol) yalpalarına(sallanmalarına) veya baş-kıç yaptığı( öne ve arka doğru sallandığı) durumlarda yatağınızda yuvarlanmadan uyuyabilmeniz içindir.(Uyuyabilmek için sabit kalmanız gerektiğini biliyor muydunuz?) Kamaranızda lavabo, duş ve tuvalet var ise kendinizi şanslı sayabilirsiniz ama diğerleri ile müşterek kullanmak zorunda kalabileceğinizi de unutmayın. “Gemi muslukları” açtığınız sürece akar. Bıraktığınızda kendiliğinden kapanır ancak gene de bir yük gemisinde herşeyin kısıtlı olduğunu, her zaman her şeyi “idareli” kullanmak zorunda olduğunuzu hep hatırlayın.
  10. Yük gemilerinde doktor yoktur. (Devlet Gemileri’nde bir dönem kadrolu sağlık memurları çalışırdı ama sayıları az olduğu için sadece uzak hat seferlerine verilirdi.) Genel olarak 3.Kaptan revir ve ilaçlardan sorumludur. Herkes bir yerde kendisinin doktorudur. Kullandığınız ilaçlar var ise yedekli olun. Sefere çıkmadan önce dişlerinizi, diş dolgularınızı kontrol ettirin. (Bir gün önce değil ama birkaç hafta önceden.)
  11. Önemli bir sağlık probleminiz varsa bu sefere çıkmayın.
  12. Gemide bir veya iki ortak çamaşır makinesi vardır. Kendi çamaşırlarınızı kendiniz yıkayacaksınız. Gemide personele hizmet veren kamarotlar ile “aranız iyiyse” size yardımcı olmaktan çekinmeyeceklerdir.
  13. Geminin yaşam mahallini en fazla bir iki gün içinde öğreneceksiniz. İzin almadan makine dairesine, köprü üstüne veya diğer mahallere girmeyiniz, geminin içinde koşmayınız, terlikle dolaşmayınız, yürürken hem önünüze hem ileriye bakınız, hiçbir cihaza el sürmeyiniz. Fırtınalı havalarda kesinlikle yaşam mahallinden ayrılmayınız, deniz sizi aniden alabilir ve sesinizi kimse duymaz. Yokluğunuz farkedildiğinde ise artık çok geçtir.
  14. Gemi yükleme veya tahliye yaparken güverteye çıkmak için görevli kaptandan mutlaka izin alınız. Güverteye çıktığınızda şu meşhur İngiliz özlü sözünü her zaman hatırlayınız; “Respect To The Hanging Load” (Asılı Yüke Saygılı Ol) Kurban olayım ben bu güzel özlü söze. Çok can kurtarmıştır emin olun.)
  15. Gemilerde radyotelefon, radyotelgraf(mors), teleks vardır. Bazılarında faks da vardır. Kaptanın izni ve Telsiz Zabiti aracılığı ile gemiden muhabere edebilirsiniz. (Bu yazının yazıldığı tarihlerde durum buydu. Teknolojinin başdöndürücü ilerlemesini buradan da görebilirsiniz. Yine de mors alfabesiyle S.O.S ingilizce “save.our.soul” kelimelerinin baş harfleri, yani bizim lisanımızda “canımızı kurtar” demeyi bir kenara not edin. Çok basit. Mors alfebesindeki bu harflerin karşılığı olan (S) … (O) – – – (S) … ÜÇ KISA–ÜÇ UZUN–ÜÇ KISA, bir yerde kapalı kaldığınızda, sesiniz çıkmadığında veya duyuramadığınızda, elinizin ayağınızın yardımıyla bir yerlere vurarak bir imdat çığlığı yerine geçebilir. Bütün kurtarma ekipleri tarafından bilinen bu üç harf hayatınızı ve başka hayatları kurtarabilir. Lütfen, çok önemli! ÜÇ KISA-ÜÇ UZUN-ÜÇ KISA! Hatta çocuklarınıza, torunlarınıza oyun oynar gibi ezberletin. Allah kimseyi muhtaç etmesin.)
  16. Deniz tutmasından korkmayın, paniğe kapılmayın, alışacaksınız. Sizi ne şekilde deniz tuttuğunu keşfedin. Kimi kusar, kimi aşırı yemek yer, kimi uyur, kimi uyuyamaz.
  17. Akşam yemeğinden sonra zabitan salonunda kaptan ve diğer zabitler ile keyifli sohbetler yapın, çay için, kahve için ama içki içmeyin. İçki içmek isterseniz kamarınızda için. Televizyon, video, tavla, kağıt oyunları(kumar hariç) azami lüksünüz olacaktır. (Günümüzde artık ticaret gemilerinde içki içmek resmi olarak yasaktır.)
  18. Yük gemilerinin hızı tipine göre saatte ortalama 10-15 deniz mili arasında değişir.(Bir deniz mili 1852 metredir.) Kendinizi oyalamayı bilin. Denizin ve deniz yaşamının tadını almaya bakın.
  19. Dünyada çok az kimsenin gittiği ülkelere ve limanlara gideceksiniz ama sakın unutmayın, limanlar dünyanın en tehlikeli yerleridir. Kaptanın ve diğer mürettebatın tecrübe ve tavsiyelerine mutlak şekilde uyun yoksa hayatınız ile kumar oynamış olursunuz! (Ne demiştik, gemide kumar yasak. Yeterince açık değil mi!)
  20. Korkunca ağlayın, sevinince gülün, şarkı söyleyin, kendinizi dinleyin. Hayatınızı gözden geçirmek ve her şeye yeniden başlamak için deniz ve okyanusları yaşamak harikadır, nefis ve emsalsiz bir tecrübedir. Denizde her şey olağan ve aynı zamanda olağanüstüdür. (Belki de okyanusta “çıldırmış renkleriyle” batan bir güneş manzarasına dalıp bir şiir yazacaksanız? Kimbilir…)

Simli mavi dekolte elbisesiyle

Gökyüzü bu akşam çok hoş

Gözlerinin gözlerimde kaldığı o akşam gibi

Kırmızı sarı ve mavinin en güzel tonlarıyla soyunan güne

Ressamın fırçasından tuvale damlamış bir siyah leke

Gemimiz
Gözlerimde iki yıldızın asılı kaldığı o an
Gün doğduğunda
Sen yoktun artık yanımda
Ta ki dünya tekrar tersyüz olana dek *
                                       

Her halükarda, son olarak yine şu eski denizci özlü sözlerinden birine kulak verelim:

“Think twice before done!” (Yapmadan önce, iki kere düşün!)
Size hayırlı ve keyifli seferler diliyorum!  Yolunuz açık olsun!

Böylelikle bir KAHVE MOLASI’nın daha sonuna geldik. İleriki yıllarda yük gemilerinde yolculuk için gerekli ortamlar tekrar sağlanır ümidini taşıyorum. Maceraseverlerin bu doyumsuz deniz serüvenini tecrübe etme fırsatları olmasını tüm kalbimle isterim.

Sağlıcakla kalın !

Derleyen: Talip Özcengiz, 13.12.2020, Atina

*Kaptan Biraz Çakırkeyif Galiba-2018 / Mavi Şiirler-2010

 

 

YÜK GEMİSİNDE YOLCULUK, MÜMKÜN MÜ ACABA? KAPTAN TALİP ÖZCENGİZ YAZDI
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!