Tanıma Amaçlı(İstikşafi) Görüşmeler Öncesinde Öneri
Tanıma Amaçlı(İstikşafi) Görüşmeler Öncesinde Öneri
Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Direktörü Doç. Dr. Cihat Yaycı, 25 Ocak'ta Türkiye ile Yunanistan arasında yapılacak tanıma amaçlı(istikşafi) görüşmeler öncesinde önerilerde bulundu. Türk heyetinin içindeki bazı isimlerin tepki çektiğini belirten Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, emekli büyükelçiler Tugay Uluçevik ve Uluç Özülker gibi tecrübeli diplomatlarında Türk heyetinde yer almasını önerdi. Yunan heyetine başkanlık edecek Pavlos Apostolidis hakkında da bilgiler veren Yaycı'nın görüşleri ilgi gördü.
İstikşafî görüşmelerde Yunan Heyeti’ne Emekli Büyükelçi Pavlos Apostolidis başkanlık edecekmiş. Pavlos APOSTOLİDİS 80 yaşlarında bir diplomattır… 1980 – 1986 da Ankara’da Büyükelçilikte siyasî müsteşardı. 1991 – 1995 arasında Yunanistan Dışişleri Bakanlığında Siyasî İşler Müsteşar yardımcısı olarak Kıbrıs – Türkiye işlerine baktmıştır. Siyasî istişareler için Ankara ve Atina’da birkaç defa görüşmelere iştirak etmiştir. Yunanistan’ın Türkiye konularında devletin hafızasıdır diyebilirim. Yani Yunanistan’ın Türkiye konularında hafıza sahibi elemanlarla işi yürüttükleri bilinen bir gerçektir. Yunanistan’da 1950’li yıllardan 90’lara kadar Batı Trakya işlerine bakan bir diplomat emekli olduktan sonra da 20 sene kadar bu işlerin başında kalmıştır. Devlet hafızasının hayati önemini vurgulamaya lüzum yoktur. Konuların evveliyatını bilmeden kulaktan dolma bilgilerle devlet işlerinin yürütülmesinin geri kazanılamaz kayıplara neden olması kaçınılmazdır. Bu nedenle emekli ve bu konuları hala çok yakından takip eden tecrübe ve kurumsal hafızaya sahip emekli büyükelçilerimizin (Yunanistan’ın yaptığı gibi ) istikşafi görüşme heyetinde yer almasının çok faydalı olacağını değerlendiriyorum. Örnek vermek gerekirse Emekli Büyükelçiler Sayın Tugay Uluçevik, Sayın Uluç Özülker gibi…
Saygılarımla…
Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Direktörü Doç. Dr. Cihat Yaycı
Tanıma Amaçlı(İstikşafi) Görüşmeler Öncesinde Öneri
Türkiye Kano Federasyonu tarafından 7-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenen Durgunsu Kano Türkiye Kupası, Eskişehir’de başladı. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuları buluşturan şampiyonada Adana, Antalya, Bursa, Çanakkale, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Kahramanmaraş, Muğla, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop ve Şanlıurfa’dan gelen kulüpler, Türkiye Kupası için kürek çekiyor. Doğal güzelliğiyle öne çıkan Sarısungur Göleti’nde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonda ev sahibi Eskişehir Büyükşehir Spor Kulübü sporcuları da madalya mücadelesi veriyor.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Tuzla Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Tuzla Deniz Yıldızı Spor Kulübü iş birliğiyle düzenlenen 3. Tuzla Deniz Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Tersaneler Yarışıyor 2026” Dragon Bot Yarışları tamamlandı. Türk kabotajının 100. yılına özel düzenlenen organizasyonda İstanbul Tersane Komutanlığı şampiyon olurken, Cumhuriyet ve Türk Kabotaj Hakkı’nın 100. Yılı Kupası’nı Sedef Tersanesi kazandı.
Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edilen İstanbul, sadece askeri ve idari bir tahakkümün değil, aynı zamanda derin bir kültürel hegemonya mücadelesinin de merkezi olmuştur. Britanya işgal yönetiminin şehre kendi kurumlarını, yaşam tarzını ve özellikle modern spor pratiklerini enjekte etme gayreti, işgali meşrulaştırma ve yerel halk üzerinde entelektüel-fiziksel bir üstünlük kurma stratejisinin temel parçasıydı. Sosyolojik açıdan spor, hegemonik güçlerin sömürgeleştirme süreçlerinde kitleleri pasifize etmek ve kendi kültürel mükemmellik illüzyonlarını pekiştirmek adına başvurdukları en işlevsel enstrümanlardan biridir. Nitekim işgal kuvvetlerinin kendi askeri birimleri arasında kurduğu ligler ve düzenlediği turnuvalar, başlangıçta bu emperyal özgüvenin yeşil sahalardaki provası niteliğindeydi. Ancak yerli spor kulüplerinin, bilhassa da milli mücadelenin cephe gerisindeki lojistik ve moral üssü haline gelen Fenerbahçe’nin bu organizasyonlara dahil olması, sahadaki güç dengesini ve müsabakaların ideolojik muhtevasını radikal bir biçimde dönüştürmüştür.
Yorumlar kapalı.