

Lenin’e mektupla başlayan cephane trafiği
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işgal edilen Anadolu’nun kurtuluşunu sağlamak isteyen Mustafa Kemal Atatürk, 26 Nisan 1920 tarihinde Sovyetler Birliği lideri Vladimir Lenin’e bir mektup yazmıştı. Tüm orduları dağıtılan, silahlarına el konulan Anadolu’nun kurtuluşu için gerekli silah ve mühimmatı alabileceği Sovyetler Birliği liderine seslenen Atatürk, “Mazlum insanların kurtulması amacı güden Bolşevik Ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz” şeklinde mektubuna başlamıştı. Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin’in olumlu cevabıyla başlayan görüşmeler sonucu 21 Eylül 1920 tarihinden itibaren 40 binden fazla tüfek, 5 bin el bombalı ve 60’dan fazla top ile milyonlarca tüfek mermisi kurtuluş Savaşı’nda kullanılmak üzere Sovyet limanlarından deniz yoluyla Anadolu’ya ulaştırılmıştı. Silah ve cephaneler 22 küçük çaplı gemi ile ağırlıklı İnebolu’ya getirilmişti.

Cephane sandıkları ve gerçek ölçülerinde kağnı
İnebolu kayıkçıları tarafından karaya çıkartılan cephaneleri cepheye ulaştıran ise Anadolu kadınının tarlayı sürmekte kullandığı kağnılar olmuştu. Anadolu kadınının yönettiği yüzlerce kağnı, Kastamonu-İnebolu’dan başlayan 344 km’lik İstiklal Yolu’nu 16 günde geçerek Anraka-Polatlı’ya kadar ulaşmıştı. Büyük bölümü Tarihi SİT Alanı kabul edilen İstiklal Yolu’nda gerçek bir kağnı 102 yıl sonra tekrar ahşap tekerleğini döndürdü. Umudun Yolu adlı belgesel kitabın yazarı Alp Armutlu’nun hazırladığı belgeseldeki kağnı 1920’lerdeki birebir ölçülerinde Kastamonu’da yapıldı. Kağnıları çekecek öküzlar Anadolu’da çok az kaldığı için 3 ay süren aramalar sonunda Azdavay ilçesinin dağ köylerinde bulundu. Cephaneleri yetiştirmek için çıktığı yolculukta 9 aylık bebeğiyle donan Şerife Bacı ile ölümsüzleşen tarihi yolculuk için Anadolu kadınları da kağnıların başında yol aldı. Gerçek boyutlarında cephane sandıkları yerleştirilen öküzlerin çektiği Küre Dağları, Ilgaz Dağları ve Köroğlu Dağları’nda yaklaşık 40 km yürütüldü. İnebolu’da Aliye Aslan, Kıyısın Köyü’nde Nurten Çil ve Kalecik’te Hülya Tezel 102 yıl önceki gibi kağnıların başında yürüdü.


“Şerife Bacı bile tek başına kahramanlığı anlatıyor”
Atatürk tarihi araştırmacısı ve yazar Alp Armutlu, belgesele Anadolu kadını ve kağnının ilham verdiğini belirtti. Armutlu, “İnebolu’dan başlayan İstiklal Yolu’nda kadınların 800 kg’lık cephaneleri kağnılarla nasıl taşıdığını hep merak ediyordum. Engebeli arazide 2 yıl boyunca kadınların liderliğindeki kağnı konvoyu işgalcilerin modern kamyonlarını yenmişti. kadınların bu fedakarlığının sembolü Şerife Bacı bile tek başına kahramanlığı anlatıyordu. Akademik çalışma yapılmadığı için bu yolda kaç kadının şehit olduğunu kaç kağnını yok olduğunu bile bilmiyoruz.” dedi.


Kağnılar Tekalif-i Milliye emirleriyle gönüllülük esası
Anadolu’nun işgaline direnen köylerdeki kadınların yürüttüğü kağnıların 50’li kollar halinde İstiklal Yolu’na çıktığını söyleyen Armutlu, “Yaklaşık 3 bin kağnının tekkerlek döndürdüğü yolda 5-10 bin arası Anadolu kadını kağnıların başındaydı. 344’lik yol boyunca çocuk, yaşlı ya da gazi 100 binden fazla insan milli mücadele için yürüdü. Kağnılar Tekalif-i Milliye emirleriyle gönüllülük esasıyla yola çıkmıştı. İnebolu, Küre, Seydiler, Ilgaz, Çankırı, Kıyısın, Kalecik, Haymana gibi geçtiğimiz her yerden toprak topladık. İstiklal Yolu üzerinde yaşayan yerel halk anlattı biz dinledik. İstiklal Yolu’nun tamamını anlatan ilk belgeseli çektik. Kurtuluş umudunun sahibi Mustafa Kemal’in vefatından önce Hatay’ın yurda katılma isteğini bile işledik.” dedi.

Denizaltıya gelen altınlar
Sovyetlerin İnebolu’ya bir denizaltı gönderdiğini hatırlatan Alp Armutlu, “İnebolu halkı suyun altından çıkan teneke olarak anlatıyor denizaltıyı. Altın gelen sandıklar denizaltıdan Kuvayi Milliye askerlerince indirilmiş. Eyüp Kömeçoğlu aracılığıyla Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Müsteşarı Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko bize bu olayı detaylarıyla anlattı. Kağnı konvoyuyla Ankara’ya ulaştırılan altınlar ve cephaneler Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağladı. Mustafa Kemal Atatürk, kağnı konvoyundaki her kadının hakkını ödemiş. Kağnının yetmediği yerde katır ve at arabaları kullanılmış. Eğer İstiklal Yolu’nun değerini anlamak için İnebolu’dan Ankara’ya doğru o çetin coğrafyada birkaç km yürümek yeterli. Yoğun kar yağışında, aç ve yorgunken, 800 kg’lık cephaneyi götürmek için bebeğiyle birlikte donan Şerife Bacı’yı unutmamalıyız” dedi.

Ankara caddelerinde bir kağnı
Artık traktör kullanıldığı için öküz bulmakta güçlük çektiklerini söyleyen Armutlu, “Azdavay’da Kuyruk ve Aslan isimli öküzleri karayoluna çıkarttık. Polis ya da jandarma tarihi belgesel çektiğimizi öğrenice çok şaşırdı. Çok duygusal ve hassas hayvanlar, onları çok iyi koruduk. Ankara Valiliği’nin izniyle sabah 5’te Birinci Meclis önüne öküzlerin çektiği kağnıyı getirdik. Nazım Doğan ve Sinan Çevik’in çektiği belgeseli Transbosphor Denizcilik, Carmed Medikal, Lodestar, Tamay Denizcilik ve İnce Denizcilik gibi denizci firmaların desteği olmasa başaramazdık” diye konuştu.






















