
Bölge sayısı 4’e çıktı
Orta Asya Türk geleneklerinde ve Anadolu kültüründe önemli yeri olan Anadolu Parsı, Anadolu Kar Leoparı, Anadolu Panteri, Bars, Alabars gibi isimlerle anılıyor. Çok güçlü ve çevik bir hayvan olduğu için sürü yerine tek başına avlandığı için cesaretin sembolü olan Anadolu Parsı ile insan karşılaşmasının son kayıtlarından biri 1974 yılına ait. Çatalhöyük’teki ana tanrıça heykeline ve Anadolu Selçuklu Sultanı 2. Giyaseddin Keyhüsrev dönemine ait sikkelere işlenen Anadolu Parsı, son yıllarda tekrar kendisini göstermeye başladı. 7-8 yıl önce Doğu Karadeniz’de Gürcistan sınırına uzanan bölgede ilk kez görülen Anadolu Parsı, Güneydoğu Anadolu’nun ardından Akdeniz bölgesinde görülmüştü. Anadolu Parsı’nın yaşadığına dair kesin görüntülerin alınması üzerine gelişen teknolojiyi kullanan Tarım ve Orman Bakanlığı, narin canlının yaşayabileceği dağların zirvelerine fotokapanlar kurdu. Anadolu Parsı’nın vücut ısısına ve hareket tarzına uygun hassaslıktaki fotokapanlar bu kez Doğu Anadolu bölgesinde görüntülemeyi başardı. Böylece, Anadolu Parsı’nın görüldüğü bölge sayısı 4’e şehir sayısı ise 6’ya çıktı.

“Sayılarının artması için çabalamalıyız”
22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü’nde (OGM) düzenlenen etkinliğe katılan Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Kirişci, biyolojik çeşitliliğin ekonomik zenginliğe çevrilmesinin önemine değinirken Anadolu Parsı müjdesini verdi. Bakan Kirişci, “Ülkemizde en son 1974 yılında görülen ve neslinin yok olduğu düşünülen Anadolu leoparının tekrar görünmeye başladığını artık biliyoruz. Sayısının artırılmasının yerinde olacağını düşünüyorum. Fotokapan teknolojisiyle bu hayvanları rahatsız etmeden varlığını belirlemiş olduk” dedi.

Dişi bireyler çoğalmaları açısından çok önemli
Yaban hayatı uzmanı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Yasin İlemin ise, ülkemizin nadir kedilerinden birinin varlığının resmi olarak açıklanmasının sevindirici olduğunu belirtti. Dr. İlemin, “Tür üzerine milli parklar ve Doğa koruma Müdürlüğü eylem planı yapacaktır. Bu narin canlıları korumak için yerleri açıklanmamalı. Anadolu Parsı çok nadir olaylar haricinde insana saldırmıyor. İnsandan uzak bakir yüksek alanlarda yaşıyorlar. Temel besinleri yaban keçisi ve yaban domuzu. Ülkemizde 1960’lara kadar Ege Bölgesi’nin bile yüksek kesimlerinde varlığını sürdürüyordu. Son belirlenen bireyler genelde erkek. Bizim için dişiler çok önemli. Dişilerin olması Anadolu’da üreyen çekirdek bir popülasyonun varlığı anlamına geliyor. Anadolu, Kafkaslar ve İran’da bulunan leoparların son çalışmalara göre Anadolu parsı olduğu belirlendi.” dedi.

Kaçak avcılık önlenmeli
Öğretim Görevlisi Dr. Yasin İlemin, “Anadolu, leopar için uygun habitata sahip olsa da günümüzde en az leoparın yaşadığı yer. Büyük ölçüde kaçak avcılık baskısı altındalar. İran ve Kuzey Irak’ta daha iyi bir popülasyon mevcut. Leoparın Anadolu’da resmî olarak varlığının açıklanması ile artık önemli bir adım atıldığını düşünüyorum. Ekolojik, genetik ve koruma çalışmalarının ulusal düzeyde planlanması ve bu çalışmaların uluslararası işbirliği içinde yürümesi değerli kedimizin Anadolu’da tekrar özgürce gezmesi için çok önemli” diye konuştu.

En büyük tehdidi avcılık
36 kedi türü içinde en geniş besin yelpazesine sahip olan Anadolu parsı eski Türklerin 12 hayvanlı takviminde yer alıyor. İran Parsı’ndan daha büyük olan Anadolu Parsı’nın varlığı 1974 yılında Ankara Beypazarı’nda vurulan son bireyinden beri tartışılıyordu. 10 yıl öncesine kadar soyu tükenen kara memelisi olarak görülen Anadolu Parsı’na, Konya’daki Çatalhöyük’teki 9.000 yıllık duvar resimlerinde rastlanıyor. Ana Tanrıça heykelindeki parsların M.Ö. 8.000’nde insanoğluyla ilk kez karşılaştığı düşünülüyor.

Anadolu Selçuklu İmparatorluğu’nda II. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemi sikkelerde, Erzurum Yakutiye Medresesi taç kapısında, eski Türklerin hayat ağacı motiflerinde, Ağrı-Doğubeyazıt’taki İshak Paşa Sarayı girişinde, Kars’taki Ani Harabeleri’nde, Erzurum Tortum Bağbaşı’nda, Kayseri Döner Kümbette pars motifleri bulunuyor. Marmara Bölgesi’nde bile 1568 tarihli haritalarda çizilen Anadolu Parsı, Çanakkale-Bursa arasındaki hatta betimlenmişti. 1940 başlarında sayıları 400 olarak tahmin edilen Anadolu Parsı’nın en büyük tehdidi avcılık.

8 gen merkezinin birleşimi: Anadolu
Biyoçeşitliliğin ekonomik refaha dönüştürülmesi için çalıştıklarını belirten Kirişci, “Ülkemiz 8 gen merkezinin kesiştiği bir coğrafyada. Avrupa’da 15 bin tür varsa bunun 12 bini kendi ülkemizde. Bunun 3 bin 700 civarı kendi coğrafyamıza ait endemik türler. Başkaları bizim sırtımızdan milyonlarca dolar kazanç elde ederken bunun kaynağı bizim endemik türlerimiz olduğu halde buralardan ekonomik olarak istifade edemeyen bir ülke konumundayız. Buna son vermemiz gerekiyor. Bakanlığımızda taslak şeklinde hazırlanan bir çalışma var, bunu Meclis’imize sunmuş ve yasalaşmasıyla buradaki durumumuzu pozitife çevirmiş olacağız” diye konuştu.




















