

Çanakkale Türküsü’nün sözlerini değiştiren akarsu
Çanakkale’nin 8 akarsuyundan biri olan ve şehir merkezini ikiye bölerek turistik ve ekonomik değer katan Çanakkale Çayı (Sarıçay) son günlerde koyulaşan renginin yanı sıra çamur tabakasının satha (su yüzeyine) gelmesiyle dikkat çekiyor. 600 bin kişinin yaşadığı ilin merkezine güzellik katan Çanakkale çayında yaz aylarında beliren koku artık kış günlerinde de kendini gösteriyor. Şehrin önemli coğrafi değerlerinden olmasının yanında İnönü, Atatürk ve Troya isimli 3 köprü ile çevresinde yüzlerce tesisin kurulmasını sağlayan akarsudaki kirliliğin izini süren uzmanlar ağır metal kirliliğiyle karşılaştı.
Nikel kurşun çok yüksek kadmiyum orta seviyede riskli
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Evren Erginal ve öğrencisi Araştırma Görevlisi Taylan Akarsu, ÇOMÜ Bilimsel Araştırma Projeleri biriminin desteğiyle çayın dip çökellerini detaylı araştırdı. Balıkçı teknesiyle çayın 26 farklı yerindeki farklı derinliklerinden örnekler alan Taylan Akarsu akarsudaki kirliliğin boyutlarını ortaya çıkarttı. Yüksek lisans çalışmasını tamamlayan Akarsu, elde ettikleri örneklerde kadmiyum, kurşun, çinko, nikel ve arsenik gibi ağır ve zehirli metallerin olduğunu belirtti. Örneklerin Kanada’daki Bureau Veritas’ın ACME laboratuvarına gönderildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Evren Erginal, renk ve görüntü değişimiyle görünür olan ekolojik riske dikkat çekti. Prof. Dr. Erginal, şehrin en önemli su kaynağı çayın dip çökellerindeki aşırı metal zenginleşmesinin ekolojik riski günden güne arttığını belgelediklerini belirtirken görüşlerini açıkladı. Prof. Dr. Erginal, “Elde edilen verilerden her bir örnekteki metal zenginleşmesi ve jeoakümülasyon indeksi hesaplamaları sonrasında metal zenginleşmesinden kaynaklanan ekolojik risk seviyesini sayısal olarak hesapladık. Örneklerde krom, nikel, kurşun, bizmut, çinko, mangan, arsenik ve özellikle kadmiyum zenginleşmesi var. Orta ve yüksek düzeyde toplam metal zenginleşmesi belirledik. Kadmiyum orta düzeyde, nikel ve kurşun ise çok yüksek düzeyde risk oluşturuyor.” dedi.

“Ekolojik riskin güne artması endişe verici”
Prof. Dr. Erginal, “Kadmiyum, kurşun, çinko, nikel ve arsenik fazla gübre kullanımı ve pestisitlerden (zararlı organizmalara karşı tarım ilacı) kaynaklanabilir. Çayın geçtiği havzadaki maden yataklarından da gelebilir. Nikel ve arsenik ise kömür tüketimiyle ilişkili olabilir. Atmosferik kaynaklı ağır metal çökelimi ve tarımsal faaliyetler dışında çayın denize döküldüğü kesime kadar uzanan kanal boyunca şehirsel atık suların etkisine de maruz kalıyor. Çayın yatağında ekolojik risk seviyesinin günden güne artması endişe verici. Metaller fazla yoğun olduğu için toksik yani zehirleyici etki gösterirler. Ortaya çıkan görüntü kirliliği ve kötü koku çayın etrafındaki nüfusu olumsuz etkiliyor. Ancak en büyük zararı suda yaşayan canlılar görür. Ağızları, derileri ve solungaçları metallere maruz kalan balıklarda toksik etki artar. Çay yatağında civa ve arsenik gibi metalleri nispeten düşük miktarda belirledik ama kadmiyum, nikel ve kurşun zenginleşmesi çok yüksek. Bu metallerin balıkların dışında diğer canlılara da geçip geçmediğinin de belirlenmesi ve çalışmaların belli aralıklarla tekrarlanması gerekiyor” dedi.




















