1. Haberler
  2. Genel
  3. ÇEVRE GÜNÜNDE EN BÜYÜK ENDİŞE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

ÇEVRE GÜNÜNDE EN BÜYÜK ENDİŞE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Yerkürenin azalan kaynaklarına dikkat çekmek ve çevre sorunlarının yıkıcı etkisini hatırlatmak için 1972 yılından beri kutlanan Dünya Çevre Günü, bu yıl da iklim değişikliği gibi büyük küresel sorunu öne çıkartıyor. Türkiye'de çevre ve iklim gibi sorunlarla ilgilenen sivil toplum kuruluşları ülkemizin ve dünyanın çevre sorunlarını değerlendirdi. Sivil toplum kuruluşları en büyük küresel çevre sorununun iklim değişikliği olduğunda birleşiyor. TÜDAV, denizlerimizin en büyük sorunun karakökenli kirlilik olduğunu vurguladı. ÇEVKO Vakfı, 2023 yılının en büyük sorununun iklim değişikliğine bağlı krizler olduğunu belirtirken, TEMA Vakfı kuraklığın yakın gelecekte ülkemizde büyük sorunlara yol açacağını vurguladı.

featured
Google'da Abone Ol
5
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

1972 yılından beri 5 Haziran Dünya Çevre Günü5 Haziran 1972 tarihinde İsviçre’nin Stockholm kentinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferası’nda, yerküremiz için önemli bir gün ilan edilmişti. 19.yüzyılda tamamlanan sanayi devriminin ardından dünyadaki değişimler ve doğal kaynakların gördüğü zarar tüm ülkelerde hissedildiği için 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmişti. BM, böylece azalan kaynaklara dikkat çekerken, zarar gören doğal yaşam ve gelecekteki sorunların varlığına da dikkat çekmeyi amaşlamıştı. Türkiye’de çevre konusunda faaliyet gösteren 3 sivil toplum kuruluşu 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle düşüncelerini paylaştı.

TEMA Vakfı iklim krizi ve kuraklığa dikkat çekti

5 Haziran tarihinin ekolojik tahribata dikkat çekmek için çok önemli olduğunu belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, doğayı insan faaliyetlerinin sebep olduğu zararlardan korumamız gerektiğini belirtti. Ataç, “TEMA Vakfı olarak Dünya Çevre Günü’nü sadece insan ve doğa odaklı anlayışla, çevre bilinci farkındalığını artırmak ve ekolojik tahribatı durdurmak için fırsat görüyoruz. Dünya Çevre Günü; iklim krizi, plastik atık ithalatlarıyla artan atıklar ve su varlıklarımız üzerindeki tehditler gibi birçok sorunla karşı karşıyayken, karar alıcılara ve topluma çevresel farkındalığı kazandırmanın ve doğanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.” dedi.


“Türkiye’nin en büyük sorunu kuraklıktır”

Ataç, Türkiye’nin en büyük çevre sorununun kuraklık olduğunu belirtti. Ataç, “Türkiye, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından iklim krizinde en kırılgan bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda. Bu havzadaki en temel sorun ise kuraklık. Kuraklık, ülkemizde sadece su yoksunluğu veya gıda güvenliği değildir. Mevsim normalleri üzerinde sıcaklık, biyolojik çeşitlilik kaybı, yangınlar ve sulak alanların yok olması gibi sorunlar beraberinde gelir. Ne yazık ki ülkemizdeki insanlar ve diğer canlı türleri için yaşanabilir alanlar kalıcı azalacak ve ekosistem geri dönülmez şekilde etkilenecek.” dedi. Dünya genelinde ise iklim krizi, ozon tabakasının incelmesi, plastik kirliliği, biyolojik çeşitlilik kaybı gibi küresel anlamda çevresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Ataç, iklim krizinin tüm diğer ekolojik sorunları tetiklediğinin altını çizdi. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Fosil yakıtlar azaltılmalı, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılmalı. Arazi tahribatı engellenmeli,sürdürülebilir ormancılık, sürdürülebilir mera yönetimi ve tarım çalışmaları yaygınlaştırılmalı. Denizlerde aşırı avlanma önlenmeli, türlerin kaybına neden olan faaliyetler durdurulmalı.” dedi.

“Dünyanın en büyük çevre sorunu kuşkusuz iklim krizidir”

ÇEVKO Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise, çevre sürdürülebilirliği için bireylere, akademik kurumlara, yerel yönetimlere ve siyasi iradeye önemli roller düştüğünü söyledi. Mete İmer, ” Dünyanın en büyük çevre sorunu kuşkusuz iklim krizidir. İklim kriziyle mücadele, vakfımızın odaklandığı alan. İklim krizi, gelecekte bizi bekleyen risk değil artık. Hayatı etkileyen aşırı hava olayları, deniz seviyesi yükselmesi ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi sorunlarla ilişkilendirilen bir süreç iklim krizi.” dedi.

Mete İmer, ÇEVKO Vakfı’nın; Türkiye’nin mutlaka karbon azaltım hedefi belirlemesi, iklim yasası ve düzenlemelerinin yürürlüğe konulması, karbon salımına sınır ve bedel konulması, enerjide kömüre kademeli son verilmesi, ormanların ve karbon yutaklarının çoğaltılması, yenilenebilir enerjinin arttırılması gibi çözüm önerileri getirdiğini ekledi. İmer, “Atık yönetimi döngüsel ekonomiye geçişte önem kazanıyor. Atıkların kaynağında toplanıp geri dönüştürülmesi için AB’de başarılı model olarak uygulanan modelin altını çiziyoruz” dedi.

Denizlerimizde karasal kaynaklı kirlilik

Denizlerimizdeki çevre sorunları üzerine deneyimlerini paylaşan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ise, karakökenli kirliliğe dikkat çekti. Türkiye denizlerinde karasal kirliliğin aşırı boyutta olduğunu belirten TÜDAV; sanayi ve evsel atıkların denizlerin en büyük sorunu olduğunu vurguladı. TÜDAV; “Denizlerimizde balıkçılık miktarlarındaki azalma başka sorunlar olduğunu gösteriyor. Yerel türler azalırken, iklim değişikliğine bağlı sularımıza gelen yabancı türler artık büyük sorun. Denizlerin kirletilmemesi küresel olarak ciddiye alınmalı. Denizlerimizin kirlenmesi küresel rekabette ülkemizi aşağı çeker. Krililik ulusal güvenlik sorunudur. Bunun için denizlerde koruma alanları oluşturmalı, arıtma tesislerini arttırmalı, yasadışı balıkçılığı önlerken kota sistemine geçilmelidir. Ciddi sorun olan yabancı türler bilimsel olarak izlenmeli ve iklim değişikliğine nasıl uyum sağladıkları tespit edilmeli. Geniş kitlelere ve halka denizlerin korunması için eğitim vermek gelecek kuşaklar için önemli” dedi.

ÇEVRE GÜNÜNDE EN BÜYÜK ENDİŞE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
5







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!