Dünya’yı kirletmeye son hızla devam ederken, yaşamın son bulması olasılığına karşı uzayda yaşanılacak yeni gezegenler keşfetme uğraşımızda sürüyor. Daha elimizde olanı koruyamamış bir toplum için fazla öngörülü bir davranış. Bu öngörümüzün neticesinde, geçmişimizde olduğu gibi geleceğimizi de kirletiyoruz. Uzay çöpleri her geçen gün büyümeye devam ediyor.
Jules Verne’in ” Ay’a Seyahat” isimli kitabının etkilerinden sonra gezegenler arası seyahatler bolca tartışılır oldu. Acaba Ay’a gidebilir miydik? İnsanoğlunun uzay’a olan merakı Soğuk Savaş dönemi ile birlikte doruk noktasına ulaştı. Amerika ve Sovyetler arasında doğrudan fiziksel savaş yerine Soğuk Savaş olarak adlandırdığımız daha çok savunma sanayi ve bilgisayar teknolojileri üzerine kıran kırana, çekişmeli bir öne geçme mücadelesi.

Fotoğraf: esa.int
Kaybeden Uzay
Okullarda bizlere öğretildiği üzere bu savaşın ilk galibi, 4 Ekim 1957 tarihinde uzay’a gönderdiği ilk yapay iletişim uydusu “Sputnik 1” ile Sovyetler. Sovyetler bu başarıları ile tüm Dünya’ya ve Amerika’ya adeta gövde gösterisi yapmıştı. İkili devlet arasında ilk adım Sovyetlerden gelse de uzaya ulaşan ilk cisim, 1944 yılının Haziran ayında testleri yapılan V-2 Alman roketidir. Sovyetler Sputnik-1 sonrasında 12 nisan 1961 yılında Vostok Programı ile Yuri Gagarin’i uzaya göndererek Gagarin’in uzaya çıkan ilk insan ünvanını almasını sağladı. 1963 yılına gelindiğinde Voyager-6 programı ile Valentina Tereşkova uzaya çıkan ilk kadın oldu. Peş peşe gelen hamleler sonrası Amerikan hükümetinin suyu kaynamaya başlamıştı. 6 yılın sonunda Amerika, 20 Temmuz 1969 günü saat 20.18’de Apollo 11 aracını ay yüzeyine indirerek, kimilerince savaşın galibini belirledi. Böylece Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay yüzeyine iniş yapan ilk insanlar oldular. Astronotlar Ay yüzeyinde, araç dışındaki iki buçuk saat de dahil olmak üzere toplamda yaklaşık 21,5 saat geçirdi. Ay’a ilk ayak basarken Neil Armstrong’un ağzından o meşhur cümle döküldü “Bir insan için küçük ama insanlık için büyük bir adım.”

Fotoğraf: esa.int
Savaş Biti Merak Bitmedi
Soğuk savaş bitiminde Ay heyecanı durulmaya gitse de asla bitmedi. İletişim çağının gelmesiyle uzaya gönderilen iletişim uydularının arkası kesilmedi. Kimi zaman uydularımız çalışmadı ve çöpe dönüştü. Kimi zaman ise yaşanan kazalar uzayı çöplüğe çevirmemizi sağladı. Uzaya gönderdiğimiz uydu roketlerinin ilk kademesi yani alt ve üst kasımları, yakıt kapasitelerini tükettiklerinde ayrılıp Dünya atmosferine girerek yanmaya başlasalar bile İkinci kademe için böyle bir durum söz konusu olmuyor. İkinci kademeler uzayda kendi kaderine terkediliyor, yani uzay çöplerine katılıyor.
Geçmişten Günümüze 11 Bin 139 Adet Uydu
Bu gelişmeler neticesinde ardımızda bıraktığımız “Uzay Çöpleri” arkası gelmez bir yığın halini aldı. Birleşmiş Millletler Dış Uzay Ofisi’nin Uzaya Fırlatılan Nesneler Endeksi’nin 2021 Nisan verilerine göre 1957 yılında Sputnik-1 ile başlayan uzay macerasından günümüze 11 bin 139 uydu fırlatılırken Nisan ayı itibari ile yörüngede 7 bin 389 uydu bulunuyor. İlk uydunun gönderildiği 1957 yılından beri her yıl bu sayı katlanarak devam etmekte. Uyduların dışında Avrupa uzay ajansı ESA’nın istatistiklerine göre Dünya’nın yörüngesinde yaklaşık 130 milyon parçalık uzay atığı kütlesi başıboş şekilde dolanıyor. Çoğu 1 milimetrenin altında olan bu parçaların 500 bin kadarı da büyükçe parçalardan meydana geliyor. Üstelik bunlar sadece takip edebildiklerimiz.
Fotoğraf: esa.int
Temizlik İçin İlginç Çözüm
NASA ve Lockheed Martin adlı şirket tarafından geliştirilen ve uzaya gönderilen uydu sayesinde, yörüngede seyreden 30 bin civarı nesne her dakika gözlemleniyor. Bunun başlıca sebeplerinden birisi ise kuşkusuz, Uluslararası Uzay İstasyonu’na çarpabilecek çöplerden önceden haberdar olmak ve olası bir çarpma tehlikesi ile karşı karşıya kalındığında astronotları uyarmak. Bu proje ile birlikte takip edilen çöpleri temizleyebilir miyiz soruları akıllara geldi. Süregelen yıllarda temizlik ile ilgili, plazma ışını ile çöpleri dünya atmosferine sokmak, lazer ışını ile çöpleri yok etmek. dev bir ağ ile çöpleri toplamak gibi binlerce fikir ortaya atıldı, farklı projeler geliştirildi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından planlanan “ClearSpace-1” pprojesi de bunlardan birisi. Projenin 2025 yılında göreve başlaması planlanmış durumda. ESA’dan gelen açıklamalara göre “ClearSpace-1” görevinde dört kollu bir robotik bir uzay aracı kullanılacak. Bu uzay aracının, önceden belirlenen bir uzay çöpünü yörüngede kucaklayıp Dünya’nın atmosferine dalış yapması planlanıyor. Bu projeler çöplüğün önüne geçebilir mi henüz bilemiyoruz. Öğrenmek içinse beklememiz gerekiyor. Ayrıca Dünya’nın etrafında dönen küçük parçaları ve yörüngelerini buraya tıklayarak anlık olarak takip edebilirsiniz.




















