

2021 teması ormanların onarımı
Kuzey Yarımküre’de bahar mevsiminin başlangıcı kabul edilen 21 Mart tarihi aynı zamanda Orman Haftası ve Ağaç Bayramı olarak kutlanıyor. Geçmişi 1910 yılına kadar inen ve ülkemizde resmi olarak 50 yıldır kutlanan orman bayramı, 2012 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla Uluslar arası Orman Günü adıyla dünya çapında kutlanıyor. Dünya genelinde orman tahribatı arttığı için bu yılın temasının restorasyon olduğunu belirten uzmanlar görüşlerini açıkladı. 2021 Uluslararası Orman Günü’nün temasının önemine değinen İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Çanakkale Kirazlı’da altın madeni için kesilen ormanları örnek verdi. Prof. Dr. Tolunay, “Rehabilitasyon çok tahrip olmamış orman alanlarını iyileştirir. Restorasyon ise tamamen tahrip alanların eski doğal haline getirilmesidir. Kirazlı’da kesilmiş alanın rehabilitasyonu değil, restorasyonu gereklidir. Bu temanın seçilmesinin nedeni dünya genelinde 4 milyar hektar orman alanının azalması ve orman tahribatlarının artması. 30 yılda dünya ormanlarında net azalma toplam 177 milyon hektar alan. Ve bu azalmanın daha çok tropikal ormanlarda olması endişe verici. Tropikal ormanlarda azalma yıllık 10 milyon hektarı buluyor.” dedi.

Dünyadaki ormansızlaşmanın temel nedeninin tarım ve hayvancılık için ağaçların yok edilmesi ya da kentleşme ve madencilik faaliyetleri olduğunu belirten Tolunay, “Brezilya, Avustralya ve ABD-Kaliforniya’da çıkan orman yangınlarının iklim değişikliğiyle büyüdüğü ve geniş alanlarda etkili olduğunu gördük. Dünya genelinde ormanların yüzde 38’inin yani 1,6 milyar hektarının tahrip olduğu Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından açılandı.” dedi. Tolunay, “Orman tahribatı, ağaç varlığının azalması için kullanılan kavram. 22,9 milyon hektar alandaki ülkemiz ormanlarının 9,7 milyon hektarı bozuk karakterdedir. Orman bozulmasında en büyük etken aşırı odun üretimi, kaçak kesimler, otlatma ve yangınlar. Ormancılık dışı uygulamalarla kaybedilen miktar ise 739 bin hektar. Ormansızlaşmayla sel, taşkın önleme, su ve oksijen üretme, karbon tutma, orman ürünlerinin azalması, biyoçeşitlilikte azalma da olur. Ayrıca doğadaki pek çok canlıda henüz bilmediğimiz çok sayıda patojen var. Ormansızlaşma ve ormanların tahribatıyla insan-yaban hayvanı etkileşimi artıyor ve yeni hastalıklar ortaya çıkıyor. 1940 sonrası ortaya çıkan AİDS, ebola, Batı Nil virüsü, SARS, MERS gibi yeni hastalıkların yüzde 60’ı hayvanlardan insanlara geçti. Tüm doğal ekosistemleri korumak insanların sağlığı ve refahı açısından önemlidir.” dedi.
Ormanlarımızda 600 tür bitki bulunuyor


İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Öğretim üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik ise, dünya ormanlarının hızlı tahribatına karşı 2021 yılı kavramının orman onarımı olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin orman zengini olmadığı için ağaçlarına çok iyi bakması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akkemik, “Resmi rakamlara göre orman varlığımız 22,9 milyon hektar. Bunun 9,7 milyon hektarı kapalılığı düşük ve bozuk ormanlar. Milli park statüsünde korunan orman alanımız ise sadece yüzde 1,2. Fakat ormanlarımızda 600 civarında odunsu bitki ağaç ve çalı çeşidinin bulunması büyük zenginlik. Doğal yetişen ve yaklaşık 3 bin 500’ü endemik olan toplam 11 bin bitki çeşidinin önemli kısmı ormanlık alanların verimsiz nitelendirilen kısımlarında.” dedi.

Maki bitki örtüsü de ormandır
Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde milyonlarca hektarlık maki ve fundalıkların bozuk orman nitelendirildiğini belirten Prof. Dr. Akkemik, “Bu alanlar çok önemli. Bilimsel olarak bunlar Akdeniz sert yapraklı türler. Makilikleri ormanlardan ayrı düşünemeyiz. Makilikler biyolojik çeşitliliği yüksek ve endemik bitkilerin çok bulunduğu yerler. Ayrıca içme suyunun temel kaynağı ormanlardır. DSİ rakamları, temiz su kaynağının önemli bölümünü oluşturan ormanların önemini vurguluyor. Ormanlarımızda parçalanan alanların oranı 2008 yılından 2020 yılına yüzde 100’den fazla artmış. Taş ocakları, maden izinleri, kamu binaları, mega projeler gibi yapılarla parçalanma sürüyor. Ormanları koruyamazsak geleceğimiz koruyamayız. Milli parklardan 25 bin m3 odun üretimi kararı verildi. Milli parklardan odun üretimi yapılmamalı. Taş ocağı, maden, HES ve RES gibi uygulamalar olmamalı. Ülkemiz orman ve su fakiri. İklim kriziyle birlikte su kıtlığının artması kaçınılmaz. Taşlık alanlara ağaç dikilmesi yerine mevcut orman alanlarının korunması, ekosistemlerin devamının sağlanması ve su havzalarının korunması esas olmalıdır” dedi.




















