Koronavirüs salgınında uygulanan sokağa çıkma yasaklarının hava kirliliğine etkisini araştıran Ekosfer Derneği, ‘Virüsten Kaçarken İklim Krizine Yakalanmak’ konulu araştırmanın raporlarını sundu. Yasakların ulaşım kaynaklı hava kirliliğini azalttığını ortaya koyan rapora göre, kentsel hava kirliliğinin yüzde 25’inin trafikten kaynaklanıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Çanakkale’de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyelerin hava kalitesi ölçüm istasyon verilerinin incelenmesiyle hazırlanan rapor, koronavirüs salgınında uygulanan sokağa çıkma yasaklarının hava kirliliğine olumlu etkisini kanıtladı. 5 kentte hava kirliliğine yol açan PM10 ve Azot Oksit oranlarındaki azalmayla hava kalitesinin iyileştiği vurgulandı. İstanbul trafiğinin en yoğun yaşandığı Mecidiyeköy semtinde PM10 değerlerinde düşüş gözlendi. Rpor için 5 şehirdeki 12 istasyondan alınan verilerin incelendiği öğrenilirken; NO2 (azot dioksit) çözünüm miktarındaki azalmanın Nisan’da 10, Haziran’da 7, Mayıs’ta ise bütün istasyonlarda gözlendiği eklendi. İstanbul, Ankara ve Bursa’da NOx(Azot Oksit) emisyonları üzerine yapılan değerlendirmeyle de Nisan ve Mayıs aylarında önemli ölçüde azalma tespit edildi. Koronavirüs salgını sırasında uygulanan sokağa çıkma yasaklarının, ulaşım kaynaklı hava kirliliğini azalttığı belirtildi.

“Hava Kirliliği Hastalıkları Tetikliyor”
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, “2020 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ait veriler, COVID-19 pandemisi sırasında uygulanan sokağa çıkma yasaklarının ulaşımdan kaynaklanan hava kirliliğinin azalmasına katkısının olduğunu gösteriyor. Ulaşım kaynaklı hava kirliliğinin gösterilebilmesi ve alınan önlemlerin etkisinin tartışılabilmesi için bütün kentlerde trafik kaynaklı kirliliği göstermek üzere yer seçimi yapılmış ve buna uygun hava kirleticilerinin ölçüldüğü hava kalitesi istasyonlarına gereksinim var. Bazı kentlerde gördüğümüz bu eksikliğin ivedilikle giderilmesi gerekiyor” dedi. Pala, “Motorlu araçlar, insan sağlığını etkileyen hava kirleticilerinin başlıca kaynakları arasında. Araç emisyonları astım hastalığı, akciğer kapasitesinin azalması, zatürre, bronşit vb. sağlık sorunlarını tetikleyen duman oluşumuna neden olur. Birçok bilimsel çalışma, partikül madde solunmasını astım, kronik bronşit ve kalp krizi gibi önemli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirmiştir” dedi.

Elektrikli Toplu Taşıma Öne Çıkmalı
Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, “Türkiye’de ulaşımın ağırlıklı karayoluyla yapılması hava kirliliğini artırıyor ve iklim krizine yol açan seragazı emisyonlarının miktarını da artırıyor. Salgın sırasında toplu taşımadan kaçmaya çalıştık ama salgından sonra toplu taşımayı, elektrikli araçları ve yürümeyi daha fazla hatırlamak zorundayız yoksa bizi iklim krizi gibi bir başka felaket bekliyor” dedi. Gürbüz, “İklim dostu ulaşım araçlarının başında yürümek, bisiklete binmek, elektrikle çalışan otobüs, tramvay ve motosiklet geliyor. Elektrikli toplu taşıma araçlarını otobüs ve trenler izliyor. Elektrikli otobüsle işine giden bir kişi km başına 25 gram karbondioksit emisyonuna neden olurken otomobil kullanan bir kişi bunun yaklaşık 8 katı emisyona yol açıyor. Şarj edilemeyen hibrit otomobiller de sanıldığı kadar masum değil, aynı mesafe için 158 gram emisyona yol açıyorlar. Paylaşılan basgitlerde bakım süreci enerji yoğun olduğu için emisyon açısından sanıldığının aksine sıralamada orta sıralarda” dedi.




















