Söz konusu liman girişimi başta Kıyıkışlacık halkı ve yöredeki yazlıkçılar ile sivil toplum kuruluşlarının tepkimesine neden oldu. Konuyu özet bilgilendirmelerle gün ışığına çıkarmakta fayda var. Burada limandan önce ele alınması gereken esas konu lagün/lagünler konusudur. Güllük Körfezinde var olan lagünlerin konusu özellikleri açısından liman kavramının çok önündedir ve lagün kavramını da işlemek önceliklidir.
Ekosistemin devamı lagünler
Lagünler deniz veya okyanuslarla bağlantılı olan sığ göllerdir. Tuzlu ve tatlı su kütleleri arasında geçiş bölgeleri olduğu için lagünler önemli ekosistemlerdir. Özümsenmiş haliyle lagünlerin özellikle yavru balıklar, kuşlar ve diğer canlıların beslenmesinde, barınmasında ve korunmasında önemli işlevleri vardır. Özellikle kefal balıkları, yılan balıkları gibi aşağı göçer (katodrom) balıkların beslenme yaptıkları ve üremek için denize geçiş yaptığı ortamlardır.
Lagünler balıkçılığa hassas kuşak olarak tanımlanırlar ve kısıtlı su hareketleri nedeniyle kirliliğe karşı da hassas ortamlardır. Bu özelliği nedeniyle lagünlerin öncelikli olarak korunması ve gelecek kuşaklara özelliklerini yitirtmeden intikali esastır. Ne var ki ülkemizde lagünlere ülke yöneticilerinin bakışı ile uygulamaları boştur ve tamamen doğa konusunda bilgisizliklerinin su yüzüne çıkmasıdır. Örnekler vermek gerekirse ilk dikkati çeken husus Marmara Denizindeki Büyük Çekmece lagününün baraj gölüne çevrilmesidir. İkincisi ise Küçük Çekmece lagününün çevresinin yapılaşması ve İstanbul’un evsel ve sanayi atıklarının bu ortama atılmasıyla gölün su niteliğinin dördüncü sınıf yani en kalitesiz su özelliğine dönüştürülmesidir. Üçüncüsü ise İstanbul Tuzla’daki Kamil Abduş lagün gölünün ilkin denizle bağlantısının kesilip, burasının dolgu yapılarak arazi kazanımı amaçlanmışken, uğraşlarının başarılı olamamasına karşın, hemen yanı başında tersane işletmelerinin kurulmasıdır.
Tüm bunlar insanoğlunun doğayı merkeze oturtmamasından başka bir şey olmadığıdır. Lagünlere yapılan benzer bir hoyratlık bu kere Güllük Körfezinde, geçmişte Güllük Dalyan lagününün boğaz ağzında bir liman yapımıyla yaşanmıştır. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de çok yakınına ikinci bir yükleme limanının hayata geçirilmesi için de düğmeye basılmıştır. Oysa Güllük Dalyan lagünü Ege Denizinin önemli dalyanlarından biridir. Özellikle lagün bölgesinin/bölgelerinin ileri düzeydeki aktiflik ortamından arındırılması gerekirken tam tersine bir uygulama ile karşı karşıya kalınmıştır.

Aslında Güllük kasabasında mevcut iskeleden sonra Dalyan lagününün yanına bu ortamın geleceği açısından kesinlikle bir yükleme-tahliye limanının yapılmaması gerekirdi. Ne var ki bu liman 10 Haziran 2006 tarihinde faaliyete geçirildi. Doğa bilimcilerince akıllara ziyan bir uygulama gerçekleştirildi. Güllük Körfezi zaten evsel atıklar, turizm aktivitelerinden kaynaklanan kirlilikler, Sarıçayın getirdiği kirlilik yükleri, akvakültür kaynaklı kirlilik yüklerinin baskısı altındadır. İyimser bir yaklaşımla bu baskıların yerel yönetimler, zeytinyağı sanayisinin ve turizm sektörü tarafından zaman içerisinde gerekli arıtma sistemlerinin gereği gibi faaliyet göstermesiyle azaltılacağı ümit edilir.
Liman yapımı canlı doğanın hançerlenmesidir
Güllük Körfezi doğu kısmı Dalyan lagünü ile sınırlanmaktadır. Bu kısım lagün ile denizin irtibatlı olduğu kısmını içermekte olup burası balıkların giriş ve çıkış ortamıdır. Haliyle bu ortamdaki doğal akışı/dengeyi bozabilecek aktivitelerden özellikle kaçınılması gereklidir. Oysa yapılan uygulama bunun tam tersi olmuştur. Bu ortamda limanın yapılması işin en kolayına kaçış olduğu kadar, lagün havzasının özellikleri ve onun sürdürülebilirliğinin dikkate alınmadığıdır. Kolay kazanç, kolay nakliye, masraftan kaçınma ve ortam sağlığına gözleri kapatma tercih edilmiştir. Liman yapımı ekolojinin temel ilkeleri ile ilgili bilgiden yoksun ülke yöneticilerinin varlığının yanı sıra gözü özellikle getiriyi ön plana alan özel sektörün bastırmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu benimseme tam anlamıyla canlı doğanın hançerlenmesinden başka bir şey olmadığıdır.
Burada Güllük Dalyan lagününün bilimsel açıdan incelenmesi ile ilgili olarak yapılan çalışmalar ile Güllük Körfezinde yine akademik kuruluşların yaptıkları kirlilik ile ilgili değerli çalışmaları bir kenara koyup iki temel noktaya değinmekle iktifa edilecektir.
Birincisi Güllük limanı maden cevheri taşımacılığı yapan yoğun gemi trafiğinden kaynaklanan balast sularının kesintisiz tehdidi altındadır. Şöyle ki; Denizcilik faaliyetlerinin, ekosistem üzerindeki en ciddi tehditlerinden biri, işgalci tür denilen zararlı sucul organizma ve patojenlerin gemilerin balast suları ile limanlar, denizler ve kıtalar arasında taşınmasıdır. Haliyle Güllük limanı ve civarı da ihracattan kaynaklanan yabancı bayraklı yoğun gemi trafiğinin çevresel risklerinin etkisi altındadır. Bu risklerin en önemlilerinden biri gemilerin balast sularında taşınan zararlı sucul organizma ve patojenlerin taşındıkları yeni deniz alanlarında çevre, insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde önemli tahribata neden olmalarıdır.
BSRF sisteminden sağlanan veriler üzerinde yapılan hesaplamalara göre; 2007-2012 yılları arasında Güllük limanında yaklaşık 2862 gemi ziyareti gerçekleşmiş olup toplam 157 farklı limandan yaklaşık 4 milyon 800 bin ton (yıllık ortalama 800 bin ton) balast suyu taşınmıştır.
Balast sularının insan sağlığı ile ilgili olarak yarattığı tehlike için bir örnekle yetinilecektir. 1991 yılında Peru’da Vibrio chlorea’ya ait bir suşun (bir bakteri veya virüsün farklı alt türlerinin, aralarında genetik farklılıkları bulunan grupları) neden olduğu kolera salgını balast suyunda patojen taşınımı tehlikesini ortaya koyan en önemli örnektir. On binden fazla insanın ölümü ile sonuçlanan bu salgının etmeninin Asya orijinli olduğu ve Bangladeş’ten Peru’ya gemilerin balast suyunda taşındığı belirlenmiştir.(*)
Değinilmek istenilen ikinci temel husus ise şudur. Yarı kapalı körfez olan Güllük Körfezinin doğu ucunda/kısmında yer alan ve hali hazırda mevcut limanın olduğu Güllük Koyu ikinci yarı kapalı iç koy konumundadır. Söz konusu kısım zaten körfezin en sığ bölümüdür. Haliyle bu ortamda su bütçesi sınırlıdır, güçlü akıntıdan yoksundur ve kendini yenileme kapasitesi ise düşüktür. Tüm bu oluşumlar gemilerin balast sularından etkilenme durumunu daha da yoğunlaştıracak faktörlerdir. Haliyle bu uygulama sürdürüldüğü takdirde ortamın gelecekte bir çevre felaketiyle yüz yüze gelmesi kaçınılmazdır.

Yorum
Güllük limanı ağırlıklı olarak feldspatın yurt dışına ihracatının gerçekleştirildiği ve önemli düzeyde getirinin sağlandığı yerdir. Hal böyle olmakla beraber liman ve benzeri alt yapı yatırımlarının yapıldığı ortamların bütüncül olarak incelenmesi ve çevresel özellikler açısından canlı-cansız doğaya ters düşmeyecek şekilde oluşturulması esastır. Özellikle çevre insan ilişkilerinde veya çevre ve yatırımlar konusunda öncelik daima doğanındır ve öyle olması gerekir. Devletin veya bir yatırımcının getirisi ne olursa olsun yatırımlarını doğayla barışık olarak yapması esastır. Yatırımlarda doğayı/çevreyi ve toplumun/toplumların konumunu öncelikle göz önüne almak esas olmalıdır. Bu aynı zamanda hem doğaya hem de gelecek kuşaklara olan bir yükümlülüktür. Yurt dışına ihracat yapmak ve ulusal ekonomiye bir kazanç girişimini sağlamak tabii ki önemlidir. Ondan daha önemlisi yatırımlarda yer seçiminin optimal düzeyde ve doğa ile barışık olmasıdır.
Özetle yakın geçmişte Güllük Dalyan ağzında liman yapımı isabetli olmamıştır. Üstüne üstlük yanı başına ikincisi yapılmak istenmektedir. Bu uygulama getiri uğruna cennet bir koyu gelecekte cehenneme ve yaşanmaz hale getirmekten başka bir şey olmayacağıdır. Bu nedenle bırakın ikinci liman yapmayı Güllük Koyunu limanlardan arındırmak esas olmalıdır. Bu konuda sağduyulu olmak esastır. Bu nedenle yakın bir gelecekte liman/limanların, ortama minimum düzeyde olumsuzluk verecek alanlara kaydırılması prensip olarak benimsenmelidir. Aksine bir durumda gelecekte Güllük Koyunda Marmara Denizinde yaşanan çevre felaketinin bir kopyasını yaşamak kaçınılmaz olacaktır.
(*) Olgun, A. & Güney, S. A. & Avaz, G. 2013. Güllük Körfezine Giriş Yapan Gemiler ve Balast Suları Açısından Değerlendirme. TÜBİTAK Proje Çalıştayı. Güllük Körfezi Bakteriyolojisi. S. 33-37. 10 Mayıs 2013. Güllük-Milas.




















