
Çin Kuzey Avrupa ülkelerinden gelen atıkları 2018 yılında yasakladı
1978 yılında kurulan ve dünyadaki pek çok hak ihlali üzerine raporlar hazırlayan ABD merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), ülkemizde uzun süredir tartışma konusu olan Avrupa Birliği ülkelerinden gelen plastik atıklarla ilgili bir rapor yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’de çevre konusunda yayınladığı ilk raporda ülkemizdeki plastik geri dönüşümünün pek çok insanın sağlığına zarar verdiğini ve çevreyi herkes için olumsuz etkilediğini belirtti.
Sanki Bizi Zehirliyorlar
‘Sanki Bizi Zehirliyorlar. Türkiye’de Plastik Geri Dönüşümünün Sağlık Üzerindeki Etkileri’ başlıklı 134 sayfalık raporda, Türkiye’nin plastik geri dönüşümünde sağlık ve çevre etkilerini değerlendirmekte etkisiz kaldığının altı çizildi. Örgüt, 2018 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği ülkelerinden getirilen plastik atıkları yasaklamasının ardından coğrafi yakınlığında öne çıkmasıyla pazarın Türkiye’ye kaydığını vurguladı. Türkiye’nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD) üyeliğinin de AB’nin plastik atıkları için varış noktası konumuna eriştirdiği iddia edildi.

Adana’da Seyhan öne çıkıyor
Türkiye’nin 2020 yılında 450 bin ton plastik atıkla en büyük alıcı konumuna eriştiğini vurgulayan örgüt, Adana’nın tek başına bu ithalatın yarısını karşıladığını da ekledi. 2 milyon nüfusa sahip Adana’nın, liman kenti Mersin’e yakınlığının plastik atık ithalatını elverişli kıldığını özellikle Seyhan ilçesinin merkez konumuna geldiği belirtiliyor. Raporda Adana’da 167, İstanbul’da 237 ruhsatlı geri dönüşüm tesisi bulunduğu ve bunların çoğunun sağlık ocağı, okul ve parkların yakınında yer aldığı da iddia ediliyor.

AB Türkiye’ye plastik ihracatına son vermeli
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Çevre ve İnsan Hakları Bölümü Gruber Araştırmacısı Krista Shennum, “Türkiye’de insanları ve çevreyi korumaya yönelik hukuki düzenlemeler var, ancak bu düzenlemelere uyulmasının zorlayıcı yaptırımlarla sağlanmaması insanların ciddi ve yaşam boyu sürecek sağlık sorunlarına yakalanma riskini artırıyor. Türkiye hükümeti, insanları zehirli plastik geri dönüşümünün etkilerinden koruma yükümlülüğünü yerine getirmek için daha fazla çaba harcamalıdır” şeklinde konuştu .Shennum, “Avrupa’nın en zengin ülkeleri çöplerini Türkiye’ye göndererek, çocuklar, mülteciler ve göçmenler başta olmak üzere Türkiye toplumunun en savunmasız kesimlerinden bazılarını ciddi çevre ve sağlık risklerine maruz bırakıyor” dedi ve ekledi: “AB ve plastik ihraç eden ülkeler kendi plastik atıklarının sorumluluğunu almalı, Türkiye’ye plastik ihracatına son vermeli ve ürettikleri ve tükettikleri plastik miktarını azaltmalıdır.” diye konuştu.
Mülteci ve çocuk işçiler
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Aralık 2021-Mart 2022 arasında görüştükleri 25-30 geri dönüşüm işçisinin; çocuk, mülteci ya da belgesiz olduğunu, koruyucu ekipman kullanmadıklarını, cilt sorunları yaşadıklarını, solunum sorunu ve şiddetli baş ağrısı çektiklerini de iddia etti. Geri dönüşüm tesislerinin konutlara çok yakın olduğunu, çevre sakinlerinin yoğun koku ve hava kirliliğinden etkilendiğini, pencere açamadıklarını, uyuyamadıklarını da raporladı. Örgüt, 5 çocuk işçinin asgari ücretin altında maaş aldığını, günde 12 saat ve sigortasız çalıştığını belirtirken, geri dönüşüm sırasında yayılan hava kirleticilerin başta çocuk işçiler olmak üzere tüm çalışanları ve çevredeki insanları etkilediğini ekledi.

Kanser, nörolojik sorunlar ve üreme sistemi bozuklukları riski
İnsan Hakları İzleme Örgütü, İstanbul ve Adana’daki plastik geri dönüşüm tesislerinde daha önce çalışmış veya halen çalışan 26 kişi ile tesislerin yakınında yaşayan 21 kişinin de bulunduğu toplam 64 kişiyle görüştüklerini açıklarken, 5 çocuk işçi belirlediklerini ekledi. İşçiler kadar yakınlarda yaşayan insanların solunum sorunlarıdan, şiddetli baş ağrılarından ve cilt rahatsızlıklarından şikayetçi olduklarının iddia edildiği raporda sağlık hizmetlerine erişimlerinin çok az olduğu eklendi. Raporda, plastik atıkların geri dönüştürülürken parçalandığı, yüksek sıcaklıklarda eritdikten sonra topaklar halinde yeniden şekillendirildiği vurgulanırken, yeterli koruma sağlanmazsa astım, nefes güzlüğü, göz kaşıntısı gibi kısa vadeli sorunların yanında kanser, nörolojik sorunlar ve üreme sistemi bozuklukları riskinin arttığı vurgulandı. Raporda, “Plastik geri dönüşüm tesislerinin ilgili makamlardan ruhsat ve izin alması zorunlu olsa da, kaçının bu gerekliliği yerine getirdiği ve kaçının ruhsatsız olduğu belli değil. Ruhsat alabilmek için belli çevre, iş ve işçi sağlığı standartlarına uyulması gerekli ki bu da sağlık ile ilgili riskleri azaltan bir unsur. Ruhsatlı tesislerde yapılan iş sağlığı, iş ve işçi denetimlerinde ise, çevre ve sağlık koşulları yeterince incelenmiyor.




















