Geçtiğimiz günlerde can sıkıntısından T.V. kanallarını dolaşıyordum. Kanalın birinde bilgi yarışması dikkatimi çekti. 27 yaşında, çok güzel, bir üniversiteyi bitirmiş, ikinci üniversite okuyan İzmirli kızımız yarışmaya katıldı. İlk iki soru ilkokul seviyesinde sorular. Üçüncü soru “Palamarın aşağıdaki ünitelerin hangisi ile ilgisi var “ D şıkkı halat. İzmirli kızımız düşündü, şıkları inceledi halat–palamar bağlantısını kuramadı. Seyirciye soralım dedi. Seyircinin yüzde 5’i halat şıkkını yüzde95’i diğer şıkları işaret ettiler. Neticede İzmirli kızımız elendi. Yarışmacı Kars, Ağrı, Erzurum’dan gelse neyse diyeceğim ama denizin içinden İzmir’den geliyor. Seyirciler nerelerden bilemiyorum.
Aslında çok normal. Hep iddia ettim. Her gün şehir hatları gemileriyle Kadıköy- Karaköy arasında seyahat eden, işine gidip gelen 10 kişiye “ seyahat ettiğiniz geminin denizcilik lisanında sağ tarafına ne isim verilir, sol tarafına ne isim verilir” sorusunu sorun 3 kişi doğru bilsin benden mutlusu olamaz. Aynı soruyu Rotterdam’da 10-12 yaşlarındaki çocuklara sorun 10 doğru cevap alırsınız. Anvers’de 10 kadına sorun 10 doğru cevap alırsınız. Üzücü olan denizin içinde yaşayan halkımızın denizden uzaklığı ve ilgisizliği.

1986 senesinde Çanakkale Boğazında kılavuz kaptanım. Kasım ayının sonlarına doğru, sert kuzeyli bir havada Gelibolu’dan sabah 05.00 sularında bir gemiye çıktım. Mehmetçik istikametinde gemiyi kılavuzluyorum.
Takriben 15 dakika sonra bir Rus gemisi feryadı figan bağırmaya başladı. “ Makinam arıza yaptı, sürükleniyorum, acilen yardım edin.” Kimseden sabah karanlığında ses çıkmıyor. Kılavuz istasyonlarını aradım. “ baş kılavuz Hayati Kaptan’a bildirin, Rus gemisi yardım istiyor.” Mehmetçik kılavuz istasyonundan cevap geldi.” Ali Kaptan olaya en yakın ne icap ediyorsa yapsın.” Rus gemisine bağlandım, önce ismini , dwt tonunu ve en son pozisyonunu sordum. Gemi Nara civarında Çanakkale’ye doğru sürükleniyor. Çanakkale limanında bağlı olan römorkörü aradım, şansıma cevap verdiler. “ hemen hareket edin Çanakkale’ye doğru sürüklenen Rus gemisine yardım edin.” Kendilerini çalışma kanalında dinlediğimi, sorun olursa beni arayın dedim.
Yarım saat sonra römorkör kaptanı aradı. “Gemiyi sancak tarafından askıya aldık, ne yapalım?” Rus kaptana durumunu sordum, zavallı yorgun bitkin sadece “pasiba pilot, pasiba lostman” diyebildi. (Teşekkürler kılavuz kaptan- Lostman: Rusça Kılavuz kaptan)
Kendisine römorkör sizi Kepez önlerinde bir yere demirletecek dedim, geçmiş olsun dileklerinde bulundum. 45 dakika sonra römorkör kaptanı gemiyi demirlettiklerini bildirdi. Jurnalinize çalışma saatlerini yazın, gerisine bakarız dedim. Az sonra ben de Mehmetçik İstasyonunda pilot motoruna indim. 15 gün sonra beni müfettişliğe çağırdılar. İki müfettiş ifademe başvurdu. Römorkörü niye tehlikeye atmışım? Kılavuzladığım gemiyi ihmal edip niye başka işlerle uğraşmışım? Bu arada römorkör Çanakkale’de ‘kurtarma- yardım’ için duruyor. Başka alakasız sorular. Ne cevap verdiğimi hatırlamıyorum.
Bir hafta sonra bana 3 yevmiye kesintisi ihbarı geldi. Baş kılavuzumuz Hayati Ağabey çıldırdı. Atladı gitti. Ne oldu bilmiyorum benim yevmiye kesintileri kalktı. Yalnız madalya olarak uyarı cezası aldım. Bu olay denizleri kurumuş bir ülkede denizci olmaya çalışan birisinin başından geçti. Halkımızın halatla palamarı ilişkilendirememesi gayet doğal.
YENİDEN NAZIM HİKMET
Camia olarak varlığı ile gurur duyduğumuz değerli meslektaşım Kaptan Levent Akson Nazım Hikmet’in bu ülkeden kopuşunu “denizkartali” sitesinde anlatmış. Yazıyı defalarca okudum. Tek üzüntüm denizden gelen dostum Kaptan Igor ve eşi Svetlana’ya bu yazıyı iletememek. Uzun süredir irtibatımız koptu. Eminim Rus medyasında geniş yer bulurdu. Ben Kaptan Igor gibi Nazım Hikmet hayranı bir başkasını tanımadım. Neyse eline, emeğine sağlık sevgili Levent.

Kaptan Mehmet Ali Sökmen
https://denizkartali.com/cok-yorgunum-beni-bekleme-kaptan.html



















