Yeni Haberler

Genel

MONTRÖ TÜRK BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NİN TARİHSEL SERÜVENİ

Jeopolitik konumu gereği, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan Çanakkale ve İstanbul Boğazları, Avrupa ve Asya kıtalarının birleşme noktasında bulunduğu için dünyada eşsizdir. Dünya ticaretinin yüzde 86’sı halen deniz yoluyla yapıldığı göz önünde bulundurulursa, bu rotayı dünyanın en işlek ve en önemli su yollarından yapıyor.

Genel

AMATÖRDE OLSA DENİZCİ TEDBİRLİ OLMAK ZORUNDADIR

Sevgili okurlar, 20 yıllık DAK/SAR tecrübemizde faaliyet sahamız denizi amatör ve sportif olarak kullanan denizcilere destek verme olduğundan, bu hususta hayli tecrübe edindik. Yaşadığımız gördüğümüz bazı olaylar vahim sonuçlar doğuracak kadar ciddi ihmal ve hataları içeriyordu. Geçen haftalarda maalesef Gökçeada’da bir tekne battı ve içinde can kayıpları yaşadık. Olayın detaylarını buradan bilip öğrenmek mümkün değil ama akla gelen bazı soruları da sormak gerekir, bu sayede belki bazı amatör denizcileri uyarabilir tedbirli olmalarını sağlarız. Hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyoruz.

Genel

Aşık Veysel’den Dumlupınar Türküsü

68 yıl önce Çanakkale’nin Nara Burnu’nda İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpıştıktan sonra 78 askerimizle batan TCG Dumlupınar denizaltısı anılıyor. Denizaltının üzerindeki lanet olarak adlandırılan 8 deniz kazasını inceleyen tarihçi Uğur Esmer, Türk donanmasında 10 yıl görev yapan TCG Dumlupınar’ın sırlarını açığa kavuşturuyor. TCG Dumlupınar adlı kitap, Aşık Veysel’in denizaltı için yazdığı ağıtı, Naboland’ın kaptanı hakkındaki Sovyet ajanı iddiaları, rota cihazının kasten bozulduğu, misilleme için İsveç’te güreş turnuvasından ihraç edilen Türk güreşçiyi ilk kez dile getiriyor.

Genel

DAK/SAR VAROL ATALAY İLKELERİYLE HAYAT KURTARIYOR

Türkiye’nin en büyük gönüllü denizde arama kurtarma oluşumunun kurucusu Varol Atalay ölümünün 12’inci yılında özlem ve saygı ile anıldı. 2001 yılında Tümamiral Varol Atalay’ın geniş ufku ve ilerici vizyonuyla kurulan Denizde Arama Kurtarma Derneği/ DAK-SAR, hayat kurtarmanın ve zor durumdaki insanlara yardım eli uzatmanın mutluluğunu kesintisiz yaşıyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda pek çok başarılı görevde bulunduktan sonra emekli olan ve insanlara faydalı olmak için DAK/SAR’ı kuran Atalay, İngiliz denizde arama kurtarma örgütü Royal National Lifeboat Institution’ın (RNLI) bir benzerini hayata geçirmek istemişti.

Genel

DENİZDE İLK YARDIM PERSONELİNE EĞİTİM

Deniz üzerinde yaşanabilecek olumsuz olaylarda hayat kurtarmak için harekete geçen ilk yardım personeline Türk Deniz Kuvvetleri...

Genel

Deneyimli Kaptan Ömer Asmalı’dan “47 Gün Nassia Yangını Tanıklığı”

Nassia tankeri yangının teknik, hukuki, organizasyonel, imkân ve kabiliyetler vb. gibi hususların ele alınması ve ders çıkarılması gereken facia boyutunda bir vaka olduğu ve bunun ülkemizde meydana gelen olayların başında gelmektedir. Olayın ilk yarım saatinde son saatlerine kadar 47 gün kesintisiz bir zaman dilimine kadar kurtarma operasyonunda görev yaptım. Söz konusu yangın, birçok kez farklı kişilerce farklı biçimlerde ele alındığından dolayı ben olayın daha önceleri ele alınan boyutlarından ziyade gemi adamların duygu, düşünce, korku, kaygı, sevinç ve başarı gibi yani insani boyutlarını ele almanın daha uygun olacağı düşüncesindeyim.
Bilindiği üzere Nassia tankeri ile Ship Broker adlı kuru yük gemisi kazası İstanbul Boğazı’nda Sarıyer’in hemen kuzeyi Anadolu Kavağı önünde 13 Mart 1994 Pazar günü saat 22.30 sularında meydana gelmiştir. O gün Alemdar II adlı kurtarma gemisi kaptanı olarak Büyükdere’de nöbette idim. Ramazan Bayramının 1inci günüydü ve biz ertesi sabah nöbetten çıkarak ailelerimizle bayramlaşmanın heyecanı içindeydik. Ancak, denizde onca badire atlatmamıza rağmen bir şeyi unutmuştuk o da genelde denizci, özelde ise gemi kurtarmacının bir saat sonrasını hesaplamanın imkânı olmadığı idi. Nitekim öyle de oldu. Gece yarısı saatler 11 e gelmeden Rumeli Kavak önünde gemiler çatışmış yangın var haberi geldi. Bizim istasyon ile olay yerine mesafemiz 2,5 deniz mili kadardı. Heyecanla dışarı çıktığımızda gecenin karanlığının etkisiyle alevler gökyüzüne çıkıyor, boğazın kuzey girişinin tamamen yanıyor hissine kapıldık. Karmaşık duygularla acil kalkış yaparak kazanın olduğu yere yarım saat içinde gelmiştik. Olay yerine geldiğimizde tam anlamıyla şok olmuştuk, denizin ortasında büyükçe bir alan ile denizin yandığını görmüştük. Alevlerden gemiyi bütünüyle sarmış olduğundan cismi tanımlayamamıştık. Yanan cisme (Nassia tankeri) bu haliyle müdahale etmek imkânsızdı müdahalemizin ne olacağı yönünde kısa bir süre personelimle durum değerlendirmesi yaptıktan sonra müdahalenin şekli belirlemiştik. Yanımıza balıkçı teknesi gelerek Anadolu Kavağı’nda yanan bir gemi olduğu ve direğe çıkmış 2 kişinin HELP, HELP diye bağırdıklarını söylediler. Hemen kararımızı verip bu Ship Broker adlı gemiye yardıma gittik. Gemi kuru yük gemisi olduğundan nispeten daha rahattık. Yaşam mahalli ve baş tarafın yandığını gördükten sonra gemi üzerine yanaşıp ana yangının olduğu yaşam mahallini söndürmeye başladık. Kurtarma gemimin iki adet su basabilen monitörü vardı, bunlardan birini direkteki personelleri kurtarma için diğerini yangını söndürmek için kullandım. Bu arada geminin pervanelerinin hala çalışmakta olduğunu görmüştük.

Kaptan Ömer Asmalı

Genel

MAVİLİKLERİN CESUR KADINLARI

Kadın kaptan sayımız yıldan yıla artıyor. Oda Boro’nun izinden giden, azim ve kararlılıklarıyla okyanusları dümen suyunda bırakan kadın denizcilerimizin mavi dünyalarına konuk oluyoruz. Denizler insana huzur verir, sakinleştirir, neşelendirir. Ancak bir de madalyonun öteki yüzü var. Fırtınaların yarattığı riskli ortamlarla baş etmek sadece cesaret işi değildir. Aynı zamanda teknik beceri, fiziksel ve psikolojik dayanıklılık gerektirir. Belki de bu nedenle Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yetmez mi diyor deniz, karadan çektiğiniz?” dizelerinden esinlenircesine kadın kaptan sayımız yıldan yıla artıyor. Ancak bunu meslek olarak seçen kadın denizcilerimizin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıkları da bilinen bir gerçek. Öte yandan hobi olarak başlayıp sonra yaşam biçimi haline getirenlerin işleri de sanıldığı kadar kolay değil. Onlar da birçok güçlüğün üstesinden geliyor. Bunun somut örneğini oluşturan, azim ve kararlılıklarıyla okyanusları dümen suyunda bırakan kadın denizcilerimizin mavi dünyalarına konuk olacaksınız bugün.

HAKAN ATİS- hakan.atis@mynet.com
MİLLİYET

Genel

Kaderleri Karadeniz’in Derinliklerinde Buluştu

1942 yılında Naziler’den kaçan 769 Yahudi’yi taşırken Şile açıklarında Sovyet denizaltısı tarafından batırılan Struma vapuru anılırken tarihin arka sayfalarında unutulan bir gerçek ortaya çıktı. Sovyet arşivlerini araştıran Ali Rıza İşipek, Struma’yı Stalin’in emriyle batıran ShCh 213 denizaltısının 8 ay sonra Romanya kıyılarındaki mayınlara çarparak Karadeniz’in derinliklerine gömüldüğünü belirtti. Emekli Deniz kurmay Albay Ali Rıza İşipek, “Farklı amaçlarla inşa edilmiş içlerinde farklı amaçlardaki insanları taşıyan iki geminin ortak kaderi aslında savaşlarda sıklıkla yaşanan dramların trajik bir örneğidir” dedi. Tarih romancısı Aaron Nomaz ise, “Sorumlu 4 ülke Türkiye kadar Struma ile hesaplaşmalı” dedi.

Genel

KADİM KENT İSTANBUL’UN KAYIP LİMANLARI…KAPTAN OĞUZ CEBECİ YAZDI

Hayatın kaynağının su olduğu ilk defa antik çağda Miletoslu hemşehrimiz Thales tarafından vurgulanmıştır. Thales’in düşünceleri, kuşkusuz su ile kısıtlı değildir. Thales bilimde olduğu gibi felsefede de birçok alanda fikirler üretir. Thales’in de vurguladığı üzere:, insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin genellikle su havzalarında ortaya çıkmış olması bir tesadüf değildir. Denizler doğa ile mücadele edilen alanlardır. Denizcilik faaliyetlerinin en önemli iki ayağından birini gemiler ve diğerini limanlar oluşturmaktadır. Açık denizlerde doğa ile mücadele içinde geçen yolculukların sonunda gemilerin yükleri fırtınalara, dalgalara, rüzgârlara ve akıntılara karşı korunaklı olan limanlarda elleçlenirler.

Genel

İzmir’in Deniz Ruhunu Anlatan Kitap: İzmir Körfezi Batıkları

İzmir ve çevresinin deniz tarihiyle yakından ilgilenerek deniz kültürünün gelişmesine yardımcı olan Kaptan Uluç Hanhan, uzun süren bir araştırmanın ürünü olan son kitabı İzmir Körfezi Batıkları’nı yayınladı. Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı tarafından yayınlanan kitapta, bölgenin binlerce yıllık zengin tarihi bir kez daha gözler önüne serilirken suyun altında keşfedilmeyi bekleyen yaklaşık 30 batık tanıtılıyor. İzmir’in zaman tünelinde iz bırakan İnebolu Vapuru’nun 42 metre derinlikte keşfine önemli katkı sağlayan Uluç Hanhan sorularımızı yanıtlarken, “Deniz ruhlu bir kent olan İzmir’in batıkları ve vapurlarıyla bilinir olması için çaba göstermeye devam edeceğim” dedi.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!