
Askeri güçlerinin giriş yapması yasaklandı
3 kıtanın kavşağındaki bu eşsiz rota, 20 Temmuz 1936’da imzalanan ve 9 Kasım 1936’da yürürlüğe giren Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kontrolü altına girmişti. Öncesinde 1923 yılında Lozan antlaşması imzalanmıştı. Lozan, Türkiye’nin bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmasını sağladı. Ancak bu antlaşmanın bir parçası olan 1923 Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin boğazlardaki egemenlik hakkını kısıtlamıştı. Anlaşmaya göre askeri olmayan gemi ve uçaklar sadece barış zamanı boğazlardan geçebilecekti. Boğazların iki yakası da silahsızlandırıldı, her iki yakasının da askeri güçten arındırılması ve Türkiye’nin askeri güçlerinin giriş yapması yasaklandı.

Bunların uygulanması ve denetlenmesi içinde başkanı Türk olan bir uluslararası boğazlar komisyonu oluşturulmuştu. Fakat Türkiye bu durumdan pek memnun değildi. Türkiye ise Lozan Antlaşması’yla getirilen bu geçici düzenlemenin değiştirilmesi ve kalıcı, yeni bir düzenleme yapılmasını istiyordu. I. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş olan Milletler Cemiyeti, temelde dünyanın yeni bir savaşa sürüklenmesini engellemeye çalışıyordu. Ancak 1933’te Japonya’nın Mançurya’ya, 1935’te İtalya’nın Habeşistan’a saldırıları karşısında hiçbir şey yapılamamıştı. Üstelik silahsızlanma çabaları tam bir rezilliğe dönüşüyordu.
Türkiye güvenliğini sağlamaya çalışıyor
Türkiye bütün bu gelişmeler içinde kendi güvenliğini sağlayacak tedbirler almak zorundaydı. İlk olarak 1935 Silahsızlandırma Konferansı’nda, boğazların askersizleştirilmesi hükümlerinin kaldırılmasını gündeme getirdi. Ancak gündemle doğrudan ilgili olmadığı gerekçesiyle bu istek reddedildi. Bu sırada Almanya silahlanmaya başlamış, 1935’te mecburi askerlik sistemini getirmişti. Milletler Cemiyeti güvenlik konseyinin Almanya’nın silahlanması sorununu görüşmek üzere toplanması Türkiye için yeni bir fırsat olabilirdi.
Dışişleri bakanı Tevfik Rüştü Aras boğazların durumunu yeniden gündeme taşıdı. İngiltere, İtalya ve Fransa’nın olumsuz tutumuna rağmen Sovyetler Birliği’nin, Türkiye’yi desteklemesi önemli bir adımdı. Bundan cesaret alan Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin, Eylül ve Kasım toplantılarında konuyu yeniden gündeme getirdi.
Türkiye’nin görüşlerini ilk olumlu yaklaşım Sovyetler Birliği’nden geldi
Aslında Sovyetler Birliği daha Lozan görüşmeleri sırasında Türk görüşünü desteklemişlerdi. Şimdi yine Türkiye’nin endişelerine ortak oluyorlardı. Bu gelişmeler İngiltere’nin politikasını değiştirmeye yetti. İngiltere sadece Sovyet yakınlaşmasından değil Türkiye’nin kararlılığından da etkilenmişti. Akdeniz’de kuvvetli bir Türkiye, İngiltere için iyi bir dost olabilirdi. Fransa’da Türkiye’nin talebinin haklı olduğuna inanmaya başlamıştı.

İtalya ise Türk-İngiliz yakınlaşmasından rahatsız oluyor, boğazlarla ilgili görüşmelere karşı çıkıyordu. Ama yapabileceği bir şey de yoktu. Karadeniz’e kıyısı olan Sovyetler Birliği ile birlikte boğazların silahlandırılması konusunda adımlar atıyordu. Bu girişimleri dengelemek için İngiltere’nin önayak olmasıyla İsviçre’nin güneybatısında bulunan Montrö (Montreux), kentinde bir konferans düzenlendi.
Sözleşme imzalandı
Haftalar süren müzakereler sonucunda sözleşme imzalandı. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz 1936 tarihinde başta Karadeniz’e kıyısı olan Bulgaristan, Romanya, Sovyetler Birliği (SSCB’nin ayrılmasıyla Karadeniz’e Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın kıyısı bulunmaktadır.), Avrupa’nın önde gelen devletleri Fransa ve Büyük Britanya, uzak doğudan Avustralya ve Japonya, Çanakkale ve Ege denizine kıyısı olan Yunanistan, Yugoslavya ve Türkiye tarafından imzalanmıştı. Yeni sözleşme ile eski hükümler kaldırılıyor boğazlar üzerindeki egemenlik hakları bütünüyle Türkiye’ye devrediliyordu. Askeri gemilerin geçişleri serbest bırakılıyor, savaş durumundaysa Türkiye’nin iznine bağlanıyordu. İngiltere’nin geniş desteği boğazlar sorununun çözülmesinde önemli rol oynamıştı. Ama daha önemlisi Türk-İngiliz ilişkileri yeni bir düzlemde gelişiyor. İngilizlerin desteği ile Karabük demir çelik fabrikası kuruluyordu. İtalya ise 1938’de Montrö’ye katılıyordu.
Güncelliğini hiç yitirmedi: MONTRÖ TÜRK BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ
Aslında 20 yıllık bir dönem için imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzacı devletlerden herhangi biri tarafından feshedilmediğinden varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir. İlk başlarda Yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış haklarını iade etmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. Günümüzde Montrö Boğazlar Sözleşmesi, çok uluslu yapıya sahip olan ve uzun yıllar boyunca devamlılığını sürdüren nadir anlaşmalardandır. Montrö ile birlikte her iki Boğaz ve boğazların giriş noktalarını da kapsayan bölgede Türkiye’nin egemenlik hakları tesis edildi. En önemlisi de Karadeniz’e giden askeri gemileri sınırlar koyarak bölgedeki gerilimi azalttı. Karadeniz’in bir barış denizi olmasını sağladı. Türkiye bu sözleşmeyi temel bir belge olarak tanımlıyor. Sözleşme Türkiye’nin boğazlardaki egemenlik haklarını koruyor.

Bu sayede Türkiye savaş ve yakın savaş tehdidi dönemlerinde boğazlardan geçebilecek gemilerin sınırlandırılmasında söz hakkına sahip tek ülke. Ayrıca savaş gemilerinin geçişini yönelik sınırlamalar Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler için de büyük önem taşıyor. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerine ait 45 bin tondan ağır askeri gemilerin 2 haftadan uzun süre Karadeniz’de kalması yasak. Ayrıca dünyanın her yerine uçak gemisi gönderebilen Amerika Birleşik Devletleri uçak gemilerini Karadeniz’e sokamıyor. Böylece hem Türkiye’nin güvenliğini hem de bölgedeki dengeleri koruyor.
Türkiye’ye kazandırdığı üç temel hak:
- Boğazlar bölgesi askerileştirildi. Böylece Türkiye, Boğazlar bölgesine yeniden asker konuşlandırma hakkı elde etti.
- 1923’te kurulan Boğazlar Komisyonu’nun yetkileri Türkiye’ye devredildi. Bu da egemenliğin kurulmasını sağladı.
- Savaş ve yakın savaş halinde Türkiye’ye yabancı savaş gemilerinin geçişine kısıtlama koyma yetkisi tanındı. Ayrıca bir seferde geçebilecek savaş gemisi, tipine, sayısına ve ağırlığına sınırlama getirildi ve önceden haber verme şartı konuldu.
Genel hükümler:
- Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.
- Türk Hükûmeti, sözleşmenin, savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.

Savaş gemilerinin Tâbi olacağı yaptırımlar ve geçiş rejimi
- Barış zamanı
- Karadeniz’e kıyıdaş devletler, bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını, tezgâha koyuştan ya da satın alıştan Türkiye’ye vaktinde haber verilmişse, deniz üslerine katılmak üzere Boğazlar’dan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Söz edilen devletlerin denizaltıları, bu konuda Türkiye’ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla, bu deniz dışındaki tezgâhlarda onarılmak üzere de Boğazlar’dan geçebileceklerdir. Gerek birinci gerek ikinci durumda, denizaltıların gündüz ve su üstünden gitmeleri ve Boğazlar’dan tek başlarına geçmeleri gerekecektir.

- Savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi için, Türk Hükümeti’ne diplomasi yoluyla bir ön bildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi sekiz gün olacaktır; ancak, Karadeniz kıyıdaşı olmayan devletler için bu süre on beş gündür.
- Boğazlar’dan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15.000 tonu aşmayacaktı
- Herhangi bir anda, Karadeniz’in en güçlü donanmasının (filosunun) tonajı sözleşmenin imzalanması tarihinde bu denizde en güçlü olan donanmanın (filonun) tonajını en az 10.000 ton aşarsa diğer kıyıdaş ülkeler Karadeniz donanmalarının tonajlarını en çok 45.000 tona varıncaya değin arttırabilirler. Bu amaçla, kıyıdaş her Devlet, Türk Hükûmetine, her yılın 1 Ocak ve 1 Temmuz tarihlerinde, Karadeniz’deki donanmasının (filosunun) toplam tonajını bildirecektir; Türk Hükûmeti de, bu bilgiyi, kıyıdaş olmayan diğer devletlerle Milletler Cemiyeti nezdinde paylaşacaktır.
- Bununla birlikte, Karadeniz kıyıdaşı olmayan bir ya da birkaç Devlet, bu denize, insancıl bir amaçla deniz kuvvetleri göndermek isterlerse, bu kuvvetin toplamı hiçbir varsayımda 8.000 tonu aşamaz.
- Karadeniz’de bulunmalarının amacı ne olursa olsun, kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemileri bu denizde yirmi-bir günden çok kalamayacaklardır.

- Savaş zamanı
- Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri yukarıda belirtilen koşullar içinde, Boğazlar’da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.
- Saldırıya uğramış bir Devlete ve Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi yasak olacaktır.
- Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.
- Savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar’da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme (ziyaret) hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.
- Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükûmeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.
- Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karsısında sayarsa, Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak ancak; Milletler Cemiyeti Konseyi Türkiye’nin aldığı önlemleri 3’te 2 çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.

Putin, Montrö sözleşmesine değindi
Gelen bilgiler üzerine, 9 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüşen Putin, Montrö vurgusu yaptı. İki siyasetçinin telefon görüşmesinde, Türkiye’nin Kanal İstanbul projesiyle ilgili konuşma yaptığı biliniyor. Putin, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanması için 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hükümleri uyarınca belirlenen Boğazlar rejiminin korunmasının önemini vurguladı.
Aşı konusunda suçlamalar yapıldı
Sputnik V aşısının ortak üretim ihtimalinin ele alındığı görüşmede, Rusya’nın Ukrayna’yı Donbass bölgesinde “tehlikeli provokatif eylemler” ile suçladığı belirtildi.
ABD’nin 2 savaş gemisini haftaya Türkiye’ye göndereceğini bildirmesinin ardından ikili görüşme yapıldı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko, Rus haber ajansı İnterfaks’a yaptığı açıklamada, “Bu tür faaliyetlerin, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin gemileri için sınırlamaları ve kalış sürelerini belirleyen Montrö Sözleşmesi hükümlerine sıkı sıkıya bağlı olarak yürütülmesi önemlidir” ifadelerini kullandı.
Kaynaklar
https://tr.wikipedia.org/wiki/Montrö_Boğazlar_Sözleşmesi
https://youtu.be/AP5iAKNt804 TRT TÜRK
https://youtu.be/8QEy4JOH_tc BBC
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/putin-ile-erdogan-gorustu-1826960 – Cumhuriyet




















