1. Haberler
  2. Kıyı Şeridi
  3. Sualtı Tutkunu Dr. Ahmet Ayhan’ın Koronavirüs Macerası

Sualtı Tutkunu Dr. Ahmet Ayhan’ın Koronavirüs Macerası

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Merhaba, ben Ahmet AYHAN, Avcılar Merkez Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimiyim. İşimin yanında başka birçok hobim var ve sıkı bir Harley Davidson kullanıcısıyım.

İlk Hasta Oluşum

Salgın haberleri daha yeni yeni duyulmaya başlamıştı. İstanbul’da resmi olarak ilk vaka açıklanmış ve bizler de önlemlerimizi almaya başlamıştık. Hemen N95 maske siparişi verdim ve muayenelerimi cerrahi maske ile yapmaya başladım.  Okulların tatil olduğu ilk hafta, önce 4 yaşındaki kızımda, bir gün sonra da bizde hastalık semptomları başladı. Şiddetli öksürük, baş ağrısı ve ishal hepimizde vardı. Bir gün mesai sonrası eve geldiğimde neredeyse 11 saat uyumuş olmam hiç unutmadığım bir ayrıntıdır.  Coronavirus hakkında hizmet içi eğitimi daha yeni aldığımız için hem öksürme şeklime, hem de hijyene çok dikkat ediyordum. Semptomlarım yaklaşık 3 gün sürdü ve birdenbire kesildi. Ben de mesaime devam etmeye başladım.

Test Aşaması

İkinci haftaya girdiğimizde hastanelerin çoğu Pandemi Hastanesi olmaya başlamıştı. Bu yüzden bizim de poliklinik yükümüz artmaya başladı. Sipariş ettiğim N95 maske hala gelmediği için muayeneleri hala cerrahi maskelerle yapıyorduk. Covid-19 Algoritması şimdiki gibi çok sıkı olmadığından üst solunum yolu şikayetleri ile  gelen hastaları hem muayene ediyor, hem de tedavi ederek, evlerinde kalmalarını önerip olası Covid semptomlarını anlatıp gönderiyorduk. Maskemin gelmesinden bir gün önce solunum yollarından şikayeti olan ve boğazını muayene ettiğim bir hasta daha sonra semptomları şiddetlenince hastaneye gitmiş ve test yaptırmış, sonucu da benim muayenemden tam bir hafta sonra pozitif çıkarak sisteme düşmüştü. Bu arada ben de artık hastalara hem N95 maske, hem de koruyucu gözlük ile hizmet veriyordum. Durmadan güncellenen algoritmaya göre, hastayı cerrahi maske ile muayene ettiğimden “Orta Sınıf Risk” grubuna girmiş ve PCR yapılması zorunluluğu doğmuştu. Yazışmalar sonrası hastayı muayene etmemden 9 gün sonra, Cuma günü mesai sonrası testim yapıldı ve iki gün sonra da sonucumun pozitif olduğunu öğrendim.

Tedavi ve Ev Karantinası

Belki devamlı spor yaptığımdan, belki de işimin sonucu olarak bağışıklık sistemimin iyi olmasından, hastalığı semptomlarım olmadan atlattım. Hastalığı yeni mi kaptım, 3 hafta önce yaşadığım aslında Coronavirüs enfeksiyonu muydu bilmiyorum. Sonucu öğrenir öğrenmez kendimi tecrit ettim. Belki de en zoru çocuklardan uzak kalmak ve durumu onlara açıklamaya çalışmaktı. Devamlı maske takmak, abartı bir şekilde hijyene dikkat etmek gerçekten sınırları zorlayan birşeydi. En büyük şansım hem müzikle ilgilenmek hem de kocaman bir oyuncak koleksiyonumun olmasıydı. Boşa düşmüş bütün zamanımı ya çalarak, ya da figürlerime dioramalar hazırlayarak geçiriyordum. Koleksiyon odamda yatıp kalkmaya başladım. Hem odayı yıllardır kafamda kurduğum hale getiriyor, hem de yarım kalmış işlerimi tamamlıyordum. Testi yaptırmamdan 4 gün sonra filyasyon ekipleri eve gelip eşim ve oğlumdan da örnek aldılar. İki gün sonra onların sonuçları negatif gelince hastalığı yeni kapmadığımı, daha önceki durumun uzantısı olduğunu düşünmeye başladım. Bu arada aynı gün ilacım da geldi ve tedavim başladı. Genelde hayata pozitif yaklaşan biriyimdir, bu durumu da moralimi bozarak değil, tam tersine bağışıklık kazanarak salgını hafif atlattığıma inanarak geçirdim. Evde spor yapmaya, figürlerimle ilgilenmeye, bitiremediğim kitapları bitirmeye ve müzik yapmaya devam ettim. Bu arada yapabildiğim kadar işimi de evden yapmaya çalıştım. Sağlık bakanlığının izleme tabi tuttuğu hastaları evden arayıp izlemlerini yaparak sisteme giriyordum. Semptomlarım olmadığından ve sahada sağlık çalışanlarına ihtiyaç olduğundan testimin tekrar yapılmasını talep ettim ve ilk testten 7 gün sonra ikinci testim yapıldı. Sonucum da yine pozitif geldi.

Sosyal İzolasyon ve Özlenenler

Doktorluk mesleğimin dışında daha birçok hobi ile uğraşıyorum. Neredeyse haftanın her gününü başka bir hobiyle doldurmuşken evde kalmak beni çok derinden etkiledi. Harley Davidson Street Bob sahibiyim, sabah motorsikletin üstüne binip o homurtu ve titreme ile güne başlamak, yollarda rüzgarı bütün vücudumla karşılayıp ağır ağır gitmek, ulaşmak için değil sadece sürmek için yol almak en çok özlediğim şey sanırım. En kısa mesafe için bile üşenmeden koruyucu ekipmanımı giyip motorsikletime binerken, ev hapsindekalıp sokağa çıkamamak beni gerçekten rahatsız etti. En büyük ve en az etkilenen hobim müzik yapmak oldu. Yaklaşık 25 yıldır gitar çalıyorum ve muayenehanemde de üç gitarım bulunmakta. Hasta araları ya da molalarda gitarları elime alıp hem pratik hem de beste yaparak kendimi dinlendiriyordum. Sadece muayenehanemde kalan boş zamanları kullanarak kendi imkanlarımla “Döngüm” isimli bir albüm bile yayınladım. Salgın başlayınca neredeyse hiç boş zamanım kalmadığımdan gitarlara dokunamaz olmuştum. Karantinaya girince kafamı sağlam tutan şeylerden biri evdeki akustik gitarım oldu. İkinci büyük hobim WTEO organizasyonunda Wing Tsun Dövüş Sanatı eğitmenliğimdir. Daha önce kendi sınıfım varken, yoğunluktan yetişemeyince sınıfımı diş hekimi olan hocam Sifu Alkan BİLGİNER’in sınıfı ile birleştirip derslere orada devam ettim. İzolasyon başladığında bütün spor salonları kapandı ve derslerimiz de askıya alındı. Şimdi sadece evde kendi kendime formumu kaybetmemek için çalışabiliyorum.

Başka bir büyük hobim hatta az zamanlı işim de Scuba dalışıdır. CMAS 3 yıldız dalıcı ve Amatör Denizci belgelerine sahibim. 6 yaşından beri lisanslı yüzücülük yaptıktan sonra yaş ilerleyince sualtı bana üstünden daha çekici gelmeye başlamıştı. Bir tiyatro oyununun koreografilerini hazırlarken hem tiyatro oyuncusu hem arkadaşım Emre NARCI’nın aracılığıyla bu hayalime kavuştum. Deep Dream Dalış okulunun sahibi hocam Gökhan NARCI ile sualtı maceram başladı. Marmara Denizi’nin eşsiz su altı zenginliğini görünce bu hobi bir bağımlılık haline geldi. Ege ve Akdeniz’de görmediğim kadar sualtı bitki örtüsü ve deniz canlıları, bende büyük bir hayranlık bıraktı.  Bu büyüye kapılıp gitmişken  “Deniz ve Kıyı Temizliği” etkinliğine katılıp sualtında bir fark yarattığımızı görünce bakış açım değişti ve denizler için bir şeyler yapınca aldığım hazzın daha da büyüdüğünü fark ettim. Burada da devreye küçük kardeş Volkan NARCI girdi. Daha sonra yönetim kuruluna da girdiğim Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği’nin başkanlığını yapan, durmadan deniz ve dünya için projeler üreten Volkan ile elimden geldiğince beraber çalışmaya başladım. Amatörce, bir fark yaratmak için yapmaya başladığımız şeyler,  gittikçe büyüyerek uluslararası sonuçları olan bir işe dönüştü.

Akdeniz’de 50-60 m’lerde görülebilen Sarı Mercan’lar, Marmara Denizi’nin eşsiz özelliği sayesinde 20-30 m’lerde görülebiliyor. Deniz ekosisteminde çok önemli olan bu mercan topluluğu, Yassıada’da süren inşaatın atıkların yüzünden toplu bir ölüme maruz kaldı. Türkiye’nin ilk mercan transplantasyon işi olan ADAMER projesi ile, inşaat atıkları yüzünden ölümle yüzyüze kalan Sarı Mercan’ları, İstanbul  Ünv. Su Bilimleri Fakultesi’nden Doç. Dr. Nur Eda TOPÇU’nun bilimsel danışmanlığı ile Sivriada’dan Neandros Adası’na taşımaya başladık. Yaklaşık 3 yıldır yaptığımız bu proje sayesinde beklenenin çok üstünde bir başarı ile 100’den fazla Sarı Mercan’ı koruma altına aldık. Yıllarca okuduğum, takip ettiğim dergi ve gazetelerde haberim olmadan yaptığım işlerin çıkması, fotoğrafımı görmem beni tarif edilemez bir biçimde gururlandırıp mutlu etti. Hem ekim yapmaya, hem de daha önce ekilen mercanları takip etmek için  yaz kış demeden dalışlar yapmaya devam ettik. Bu işlemleri yaparken tekne sürmeyi öğrendim ve kaptanlık bende motorsikletin yanında ikinci bir hastalık oldu. Dalgalara dalarak dümen kullanmanın insan üzerinde ciddi bir rahatlatıcı etkisi olduğunu farkettim. Şu anda izolasyon tedbirleri arasında teknelerin seyirleri de kısıtlandığı için mercanları kontrol etme işine ara vermek zorunda kaldık. Gerekli mercilere yazışmaları yaparak işe tekrar dönmeyi ve dümenin başına geçmeyi dört gözle bekliyorum.

 Dalış arkadaşlarımı özledim

Büyükada’da yaşayan, Marmara’nın en eski dalıcılarından biri olan çok sevdiğim Serco EKŞİYAN, arkadaşı Ercan AKPOLAT ile kimsenin haberi olmadan, denizi sevdikleri için Hayalet Ağlar’ı denizden çıkarıp farklı alanlarda tekrar kullanımını sağlıyorlardı. Balıkçı teknelerinin kullandığı, takıldığı için çekmek yerine kesip denize bıraktıkları ağlar, su altında ekosisteme ciddi hasarlar vermekte, pasif avcılığa devam ederek ciddi bir katliam yapmaktadır. Bu ikili bu ağları çıkararak köylere gönderiyor, seralarda kullanılmasını sağlıyordu. Daha sonra aralarına bizleri de alarak bu işe katkı yapmamızı sağladılar. Belgeseli bile çekilen bu projeyle hayalet ağlar denizden çıkarıldı ve geri dönüşüme gönderilerek çanta, iplik, kolye yapımında kullanıldı. Yine bu projemiz de şimdilik beklemeye alındı.

Eski hobilerim olan binicilik ve okçuluğun birleştiği Atlı Okçuluk’a 2013 yılında başladım. Her hafta Sarıyer / Gümüşdere’de lisanslı sporcusu olduğum İstanbul Atlı Okçuluk ve Tarihi Savaş Sanatları Kulübü’ne gidip hem antreman, hem de atla ormanda geziler yapardım. Salgın başladıktan sonra en büyük taşıyıcı riskinin sağlık çalışanlarında olacağını göz önüne alarak çiftliğe gitmeyi kestim. Atla ormana girip sadece kuş ve nal seslerini duyarak gitmeyi deneyimledikten sonra evde oturarak nasıl bir özlem içinde olduğumu anlayabilirsiniz. Son olarak her Çarşamba Taksim’de Mehmet ÇAĞLARER’in kurduğu Fotografta Yeni Sözler grubunun atölyelerine katılarak fotoğraf sanatını öğreniyordum. Belki de sosyalleştiğim tek zamanın bu gün olduğunu düşününce şu anda evde Skype derslerinin bile yetmediğini anlatmam gerekiyor.  Sosyal izolasyon ya da karantina, adı ne olursa olsun hepimizden bir şeyler götürdü. Covid-19 pandemisi başladığından beri hiçbir arkadaşım ya da ailemle temas kurmadım. Hayatımız eski alışkanlıklarına geri dönebilir mi bilmiyorum. Coronavirüs hem bulaş gücü hem de tehlikeleriyle artık hayatımızın bir parçası. Toplum olarak hijyeni, öksürme adabını sağlık tesislerini ihtiyacımızdan daha fazla kullandığımızı öğrenmeye başladık. Kayıplarımı anlatmak, 1 aydır dükkanını açamamış kuaför hastamın ya da tek işi spor eğitmenliği olan arkadaşlarımın kayıplarının yanında şımarıklık gibi geliyor. Umarım en kısa sürede hayatımız tekrar eski haline dönebilir.

Covid-19 Hakkında

Aslında veteriner hekimlerin hakim olduğu Coronavirüs ailesinin bu son derece tehlikeli ve yüksek bulaş hızlı versiyonu ile ilgili anlatacak yeni bir şey yok. Hem bakanlığın bilgilendirmeleri hem de sosyal medya sayesinde hergün yeni bilgiler öğreniliyor. Bazıları bir önceki öğrendiğimiz şeylerin tam tersi gibi görünse de tek bir gerçek bütün dünyada vurgulanıyor. “HİJYEN” İlk günden beri hem hastalarıma hem de çevreme bulaşmanın önüne geçilemeyeceğini ama bulaştırıcılığın engellenebileceğini anlatmaya çalıştım. Ne kadar dikkatli olursanız olun, kendinizi nasıl izole ederseniz edin, tek bir ihmal yüzünden bütün emekleriniz çöpe gidebiliyor. Bu yüzden korunmadan çok bulaştırmamanın önemini anlamak gerekiyor. Öksürüğünüzü, sebebi ne olursa olsun, bulunduğunuz ortamda birilerinin olup olmamasını dikkate almadan kolunuzun üst-iç tarafını ağzınızın önüne getirerek gerçekleştirin. Aynı şey hapşırık için de geçerli. Unutmayın, virüs damlacık yoluyla bulaşıyor. Boş olan odaya sizden hemen sonra başka birinin gireceğini düşünebilmeniz gerekiyor. Kibarlık gösterisi gibi elinizi ağzınızın önüne koyarak öksürmeniz de yanlış. Artık tuttuğunuz ya da dokunduğunuz her nesneye virüsü bulaştıracağınızı unutmamalısınız. Herhangi bir hastalık semptomunuz varsa yakın temastan kaçınmalısınız. Çocuğunuza verdiğiniz masum bir öpücük büyük bir yayılmaya sebep olabilir. Onların bizim kadar dikkatli olamayacağını bilmelisiniz. Son olarak, sağlık çalışanlarının kullandığı N95 Ventilli maskelerin tek yönlü koruma sağladığını, sadece dışarıdan gelen partikülleri engellediğini bilmeniz gerekiyor. Bu maskeleri takmanız, ağzınızdan çıkacak olan virüsün ortama yayılmasını engellemeyecektir. Tedavi hala araştırılıyor, sosyal medyada duyduğunuz her ilaç ismine direkt atlamayın, unutmayın, hiçbir ilaç masum değildir. Aşı hala araştırılıyorken şunu bunu yaparsanız virüs size bulaşmaz tarzı iletileri yayarak başkalarının zarar görmesini engellemelisiniz. Şu anda korunmanızın tek yolu sosyal izolasyon ve sağlıklı beslenmedir.

Sualtı Tutkunu Dr. Ahmet Ayhan’ın Koronavirüs Macerası
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!