
100 milyon yıldır yaşam kaynağı: Deniz Çayırları
100 milyon yıl önce okyanuslara geri göçle karasal bitkilerden evrimleşen deniz çayırları, tropikal ormanlardan fazla organik madde üretiyor. Deniz ekosisteminde besin zincirinin en üst sırasında yer alan deniz çayırları yüzlerce omurgasız ve alg türüne ev sahipliği yaparken pek çok balığın da barınağı. Suyu zenginleştirirken metrekareye günde 10 litre oksijen sağlayan deniz çayırları, plansız kentleşme, liman inşaatları, kirlilik, kentsel ve endüstriyel atıklar, trol ağları ve tekne çıpalarının tahribatı gibi etkenlerle yok oluyor.

Halk arasında erişte olarak bilinen deniz çayırları, Türkiye’de Karadeniz dışında pek çok bölgede görülüyor. Ege Bölgesi kıyılarında büyük tahribata uğrayan deniz çayırlarının korunması için harekete geçen Ege Ekoturizm Derneği; Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu (GEF/SGP) desteğiyle sualtı araştırması yürütüyor. 18 bin hektar kara ve deniz alanındaki Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda sualtı biyologları tarafından yürütülen çalışmalarda, deniz çayırlarına pek çok dalış yapıldı. Ege Denizi’ndeki zengin çeşitliliğin deniz çayırlarından kaynaklandığını bilen Ege Ekoturizm Derneği, balıkçılık faaliyetlerinin verdiği zararı belgeledi.



“Karbonu tutar oksijen verir”
Doğu Akdeniz Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü öğretim üyesi ve proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, koronavirüs yasaklarının projeyi yavaşlattığını ama çalışmaların hız kazanacağını vurguladı. Deniz biyoloğu Yrd. Doç. Dr. Çiçek, “Deniz çayırlarının sağlığı ve biyolojik çeşitlilik konusunda çalışmalar yapıyoruz. Denizel ortamdaki ekosistemlerin barındırdığı biyolojik çeşitlilik, insan sosyal refahına katkı sağlar. Balık gibi ürünlerin elde edilmesi gibi ekosisteme katkıları büyüktür. Deniz çayırlarının karbon tutma, erozyon kontrolü ve su arıtımı gibi kritik faydalarına turizmle ekonomik katkıyı sağlamaları onların ne kadar önemli olduğunu kanıtlıyor” dedi.

“Deniz çayırı yoksa balık da yok”
Balıkçılık ve deniz turizminin deniz çayırlarına zarar verdiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Çiçek, “Sualtında balıkçıların bıraktığı ve canlı yaşamını yok eden hayalet ağlar karşımıza çıktı. Deniz çayırları üzerinde kaçak avcılıkta kullanılan av malzemeleri tespit etmek bu nadide ekosistemin bilinçsizce kötüye kullanıldığını gösteriyor. Türkiye karasularının yaklaşık yüzde 4’ü koruma altında olduğu için deniz çayırlarına hak ettiği ilgiyi veremiyoruz. Oysa deniz çayırları sualtı ormanlarıdır ve balıkların yaşamı için gerekil olan oksijenin en büyük tedarikçisidir; deniz çayırı yoksa balık da yok” dedi.

“Hayalet ağlar bizi tedirgin etti”
2021 yılında deniz çayırlarındaki görüntüleri toplumsal farkındalık için kullanacaklarını söyleyen proje koordinatörü ve sualtı eğitmeni Koray Gerçe ise, Ayvalık’ta farklı derinliklerde çalıştıklarını vurguladı. Gerçe, “5-8 metre aralığında 14 dalış, 18-24 metre aralığında 26 dalış, 27-30 metre aralığında 30 dalış ve 35-42 metre aralığında 23 dalış olmak üzere toplam 93 kez derinlere indik. Deniz çayırlarından pek çok örnek aldık, çayırların sağlıkları hakkında notlar tuttuk. Kapladıkları alanı ve boyutlarını kayıt altına aldık. Bizi çok üzen ve tedirgin eden hayalet ağlar ile kaçak balık avcılığı malzemeleri ise yetkililer tarafından dikkate alınmalı ve gerekli yasal tedbirler en kısa sürede alınmalıdır” dedi. Gerçe, “Ayvalık’da faaliyet gösteren dalış merkezleri olarak, denizlerimize sahip çıkmaya çalışıyoruz, dalıştan önce öğrencilerimize deniz ve canlılarının önemini anlatıyoruz, çevremizi nasıl koruyabileceğimizi anlatıyoruz. Dalış esnasında da gördükleri canlılara ve çevreye zarar vermeden eğlenebilmelerini sağlıyoruz” dedi. Ege Ekoturizm Derneği yöneticisi Mesut Bayezit ise, gerçek bir turizm cenneti olan Ege Denizi’nin yaşam kaynağı deniz çayırlarının korunması için yerel yönetimlerin ve devlet kurumlarının birlikte çalışması gerektiğini vurguladı.
























