Tüm Su Altı Severlere Merhaba

Bizim camiada, ‘Haluk Cecan’ adını duymayan herhalde yoktur. Çocukluğumdan itibaren denizin içinde olan ben, 70’li yıllarda henüz ilkokulda iken, televizyonlardaki siyah-beyaz Cousteau belgesellerini seyrederken dalgıç olmayı kafama koymuştum, ilerleyen yıllarda da olanaklar sadece televizyonla kısıtlı olduğundan su altı ile ilgili bulabildiğim her şeyi bu ortamdan izliyordum. Daha sonra, kendi ülkemin çok merak ettiğim denizlerinin altını Haluk Bey sayesinde izlemeye başladım, artık renklenen ve kanal sayısı artan televizyon yayıncılığında birbirinden güzel belgeselleri dönmeye başlamıştı. Sonraki yıllarda, ne kadar trajikomiktir ki, bir veya birkaç gün ekran karartma cezası verilen bazı kanallarda usta yönetmenin belgeselleri, ceza nedeniyle kapalı oldukları günlerde oynatılıyordu. O zamandan beri hep merak etmişimdir, “dünyanın herhangi bir yerinde, kapatma cezası olan kanallar, hiç ülkenin en güzel belgesellerini gösteriyorlar mı?” diye…

Büyük beyazın peşinden giden merak duygum
2001 yılıydı sanırım, hastanede bir gece nöbetinde eşim telefonla aradı, “hemen televizyonu aç, Türk dalgıçlar kafes olmadan normal bir dalışta büyük beyazla karşılaşmışlar” diye. Jaws’ı 70’lerin sonunda duymuştum, Türkiye’de 1981 başlarında gösterilmeye başlanmıştı ve Kadıköy’deki Süreyya Sineması’nda, dünyada köpekbalıklarının kaderini istemeden değiştiren bu müthiş filme dedemle gitmiştim. O günden sonra büyük beyaz benim için neredeyse bir fetiş nesnesine dönüşmüştü, hemen televizyonu açtım, üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen hala o görüntüleri hatırlıyorum, büyülenmiştim… Haluk Cecan dünyada çok az kişinin yapmış olduğu bir şeyi yapıyordu, kafes dışında büyük beyazı çekiyordu…


O değil mi? Evet Evet Haluk Cecan
2006 yılında ise, yine acil serviste nöbetçi olduğum bir gece, hemşire elinde bir elektrokardiyografi (EKG) ile geldi, çok yüksek ve hemen müdahale gerektiren bir kalp hızı vardı, diğer nöbetçi doktor arkadaşım da yanıma geldi, EKG’yi inceleyerek hastamızın yanına girdik, hastamızı gördük ve birbirimize baktık, kendisi de bir deniz insanı olan nöbet arkadaşım arkadaşım O değil mi?” dedi, ikimizin de hayran olduğu bu müthiş üretken insanla ve sevgili ailesiyle maalesef bu şartlarda tanıştık… Sağlık açısından o kadar zorlu şartlarda iken bile şaşırtıcı derecede, kibar, sakin ve alçakgönüllü idi…

Kendisiyle maalesef çok geç tanışmıştım ancak onunla tanışan herkesin hissettiği şeyleri hem ben, hem benden sonra tanışan eşim de hissetmişti. Çok güzel bir insandı… Sonraki buluşmamızda hala sakladığım “Su Altı Belgesel Tarihi” kitabını, VCD’sini ve hala kütüphanemizde duran heykelini, o sırada hamile olan eşime de su altı temalı bir kolyeyi hediye etmişti… Yaptıkları, buluşları, eserleri çağının çok ötesinde olan büyük ustayı, sonsuz bir sevgi ve saygıyla anıyoruz…


Dr Tolga Taymaz- Su Altı Fotoğrafçısı
SUFOD (Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi, Genel Sekreteri
Divers Alert Network-Europe (DAN); Instructor- SSI-Dive Control Specialist




















