
Göllerin sulak alan özelliğini yitirmemesi için çalışmalar yapan Su Politikaları Derneği, bir rapor hazırlayarak ortak sorunların çözümü için önerilerini sıraladı. Su Politikaları Derneği Başkanı ve DSİ eski Daire Başkanı Doç. Dr. Dursun Yıldız, Hidropolitik Akademi Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Yusuf Başlamışlı, Hidrolojist Hamza Özgüler, Akdeniz Üniversitesi Uzay Bilimleri Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Harita Mühendisi & Endüstri Mühendisi Doç. Dr. Nusret Demir, Yenilenebilir Enerji ve Coğrafi Bilgi Sistemi Uzmanı Dr. Fulya Aydın ile Akdeniz Üniversitesi Uzay Bilimleri Teknolojileri Bölümü öğrencilerinin hazırladığı rapor, göllerimizin mavi günlerine dönmesinin mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

“Göllere sahip çıkacak kurumsal yapı”
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2017 yılında uygulamaya başladığı Göller ve Sulak Alanlar Eylem Planı’nda 25 havzadaki 303 göl ve sulak alanın izlenmesine rağmen olumlu sonuç alınamadığını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, göllerin kurtarılması için çözüm önerilerini sıraladı. Göllerle birlikte nehir havzalarımızın da iyileştirmeleri gerektiğini belirten Yıldız, “Göllerimize sahip çıkacak güçlü bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. Göller ve Sulak Alanlar Eylem planında tespit edilen 303 göl ve sulak alan için belirlenen tespit ve izleme çalışmaları tamamlanmış ancak iyileştirme adımı eksik kalmıştır. Göllerinin iyileştirme çalışmaları ve sürdürülebilir olarak korunması ancak nehir havzası yönetimi anlayışı ile mümkün olur. Havza ölçeğinde su yönetimine hızla geçilmelidir. Göllerimizin su bütçesi hesapları iklim değişikliği de dikkate alınarak yeniden yapılmalı. Havza planlamaları düzenlenmeli. Göllere akan yüzey suları ve gölleri besleyen yeraltı sularındaki kullanımlar incelenmelidir. Göl ve sulak alanlarımızın havzalarında gölü besleyen yüzey ve yeraltı suyu çekimleri ileri teknolojik sistemlerle anlık kontrol altına alınmalıdır. Gölü besleyen kaynaklarının bulunduğu havzalarda modern sulama altyapısı olmayan sulamaların ve aşırı su çekimi yapan işletmelerin ruhsatları iptal edilmelidir.” dedi.


“Anadolu Coğrafyası İklim Değişikliği Uyum Kavramıyla Tanışmalı”
İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu ise, Akdeniz Havzasında bulunan ülkemizin geleceğe dönük dikkatli adımlar atmasının gerektiğini belirtti. Dr. Bozoğlu, “İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz Havzasında beliren riskler uluslararası raporlarda sabitlendi. Bilim insanları çeşitli modellemelerinde Anadolu coğrafyasının İç Anadolu Bölgesi’nde tamamen bir kuraklık riski ortaya konuyor. Uluslararası raporlarda İç Anadolu göllerinin kuraklık riski altında olduğunun altı hep çiziliyor. Sıcaklık artışıyla birlikte buharlaşma artıyor. Dünyada ortalama 1,1 derece artış İç Anadolu’da 2 dereceyi bulabiliyor. Dünyada sera gazı azaltılsa bile kuraklık riski devam edecek. İklim Değişikliği Uyum Kavramı Paris İklim Anlaşması’yla gündeme geldi. Anadolu göllerinin yaşaması için iklim değişikliğine uyum sağlayacak çalışmalar yapmamız gerek. Yani, gölleri besleyen yüzey sularının tutulmaması gerekiyor. Baraj gibi amaçlarla akarsulardan su alınmamalı. Tarımsal sulama faaliyetlerinin yeni teknolojilerle yapılması gerekli. Damla sulama halen yaygın değil hatta Tuz Gölü çevresinde vahşi sulama yapılıyor. Göllerimiz yüzde 74 oranında tarımsal sulama amaçlı kullanılıyor. Yöreye uygun tarım ürünleri seçilmeli. Yazılanlarla uygulananlar arasında tutarlılık gerekli. Ayrıca atık su arıtma tesislerinden çıkan suların tarımsal alanlarda kullanılmalı. Göllerin çevresindeki kentlerde atık su tesisleri var. Bu sular kullanılırsa göllerin kaynakları daha az zarar görür. Yeraltı sularının kullanımı azaltılmalı. DSİ verilerine göre 100 binden fazla kaçak kuyu olduğu biliniyor. Kaçak kuyular arttıkça yeraltı suları yok olur. Acil Durum butonumuz olan yeraltı sularını çok iyi korumalıyız” dedi.


“En az hasarla atlatmak için su kültürü oluşturmalıyız”
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay ise ülkemizin gelecek yıllarda karşılaşabileceği iklim krizini en az hasarla atlatmak için sulak alanların korunması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Albay, “Ülke genelinde su kültürü oluşturmalıyız. Anaokullarından itibaren müfredata suyun önemi ve tasarrufu konuları konulmalı. İç su kaynaklarımızın sınırlı olduğu gerçeğiyle su yönetim stratejisi yeniden belirlenmeli. Asıl olan havzalardaki mevcut su potansiyelidir. Mevcut su potansiyeli ve nüfus ilişkisinin planlanması gerekir. Göl ve akarsuların varlığı tarımsal ve evsel açıdan değil ekosistemin devamlılığı için gereklidir. Ekosisteme zarar verecek, canlı türlerini ortadan kaldıracak planlamalar yapılmamalı. İç sularda su kalitesini takip edecek sistemler kurulmalı, havzanın tümünü ele alan ekosistem temelli su yönetimi yapılmalı. Su bilimleri mühendisleri suyun ekosistem temelli yönetimiyle ilgili bakanlıklarda daha çok istihdam edilmeli ve söz sahibi olmalıdır. Su yönetimi için üst kurul oluşturulmalı ve tüm disiplinler yer almalıdır” dedi.





















