1. Haberler
  2. Genel
  3. TRUMP ABD’NİN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLER? Mehmet Asal yorumladı

TRUMP ABD’NİN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLER? Mehmet Asal yorumladı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD Halen 336 Milyon nüfusu ile Dünyanın en kalabalık 3ncü ülkesi ve Dünyayı yöneten süper bir güç. SSCB’nin çökmesi ile tek kutuplu hale gelen dünyanın bu en büyük Emperyalist gücünü kısaca tanımak ve sistemine bakmak gerekir.

Konuşulan Diller itibarıyla;

İngilizce konuşan nüfus             %78,2

İspanyolca konuşan nüfus          %13,4

Çince konuşan nüfus                 %1,1

Diğer Diller                              %7,3 tür.

 

Etnik Guruplar itibarıyla;

Beyazlar                                 %72,4

Siyahlar                                  %12,6

Asyalılar                                 %4,8

Amerikan ve Alaska Yerlileri        %0,9

Hawaii ve diğer Pasifik yerlileri    %0,2

Diğerleri                                 %6,2 dir.

Dini inançlar itibarıyla;

Protestan                                %46,5

Katolik                                    %20,8

Yahudi                                   %1,9

Mormon                                  %1,6

Müslüman                               %0,9

Yahova Şahitleri                       %0,8

Budist                                    %0,7

Hindu                                     %0,7

Diğer Dinler                             %1,8

Açıklamayan                            %22,8

Dini reddeden                          %0,6

Diğerleri                                 %0,9 dur.

Yönetim Şekli itibarıyla;

Anayasal Federal Cumhuriyet’tir.

Eyalet Sayısı 50 (1 de Bağımsız Bölge) dir.

Eyaletler arası saat farkı (6 saatlik 6 ayrı bölge vardır)

Siyasi Partiler ve Liderleri bakımından (2020);

ABD’de şu an itibarıyla 4 aktif parti vardır.

  • Demokrat Parti (Tom Perez)
  • Cumhuriyetçi Parti (Ronna Romney MCDANIEL)
  • Yeşiller Partisi (Kollektif Liderlik)
  • Liberal Parti (Nicholas SARWARK)

 

Başkan adayları seçimlere bağımsız da girebilir.

 

ABD Tarihine baktığımızda görürüz ki; 1852 yılından beri seçilen her Amerika başkanı, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti olmak üzere iki temel partiden birinin üyesidir. Demokratlar genellikle hükümeti büyütmek ve kamu hizmetlerini genişletmek için vergileri arttırma politikalarını desteklerken, Cumhuriyetçiler bunun tersini, yani küçük hükümet ve düşük vergi politikalarını savunagelmiştir. Cumhuriyetçiler muhafazakâr olarak tanımlanır. Ama aslında her iki parti politikaları çok da farklı değildir. Özellikle dış politika itibarıyla. Çünkü ABD Dış Politikasını Parlamento değil Pentagon ve CIA düzenler. İki parti de ılımlı siyasi görüşleri temsil eder. ABD Kongresinin iki yasama organı vardır. Temsilciler Meclisi ve Senato.

 

ABD TEMSİLCİLER MECLİSİ   :

Toplam sandalye sayısı 435 olan Temsilciler Meclisi, her iki yılda bir yapılan seçimlerle yenilenir. Temsilciler Meclisi’nin üyeleri federal halkı temsil ederler. Her eyaletten seçilen üyelerin sayısı o eyaletin nüfusuna bağlıdır. Her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımına göre eyaletlerin Temsilciler Meclisi’ne yolladıkları üye sayısı değişebilir. Örneğin 1990’da 31 sandalyeye sahip olan New York eyaletinin 2020 yılındaki sandalye sayısı 27’dir. 2020’deki seçiminde Demokratlar 222 sandalye elde ederken, Cumhuriyetçiler 211 sandalyenin sahibi olmuştur. Bir ölüm ve bir de belirsizlik nedeniyle 2 sandalye halen boştur.

ABD SENATOSU                       :

Temsilciler Meclisi’nin üst meclisi olan ABD Senatosu, 50 eyaletinin her birinden seçilen 2 senatör ile toplam 100 senatörden oluşur. Senato’nun üçte biri, iki yılda bir yapılan seçimlerle yenilenir. Her senatörün bir sonraki seçime kadar olan görev süresi 6 yıldır. Dönem süresinde kısıtlama olmayan Senato’da böylece deneyimli kişilerin görev yapması amaçlanmaktadır. ABD Başkanı tarafından Yüksek Mahkeme, alt federal mahkemeler ve yürütme organındaki kilit pozisyonlara atanan kişiler göreve başlamadan önce Senato’nun onayına sunulur. Senato, ABD Başkanı tarafından müzakere edilen uluslararası anlaşmaları onaylar veya reddeder. Başkan’a veya Yüksek Mahkeme üyelerine karşı açılan suç davalarında duruşmayı bizdeki Yüce Divan gibi, Senato yönetir ve jüri gibi hareket eder. Senato geniş yetki alanına sahiptir. Bakanların, eğer seçilmiş başkan yardımcısı herhangi bir nedenle görevden ayrılırsa yerine atanan başkan yardımcısının, FED Başkanı ve üyelerinin, yüksek mahkeme üyelerinin, federal hakimlerin, diğer federal yürütme görevlilerinin, orgeneral ve oramirallerin, elçilerin ve diğer federal üniformalı görevlilerin atamasını da oylar.

Bu genel bilgi tazelemesinden sonra son seçimlere gelirsek;

2020 yılında yapılan son seçimi Demokratlar kazanmış ve Joe Biden ABD yeni dönem Başkanı olarak seçilmiştir. 20 Ocak 2021 günü de yemin ederek görevine başlayacaktır. ABD’de Kongre Binasının 6 Ocak 2021 günü Trump’ın konuşmasının ardından Trump yanlıları tarafından tarihinde ilk defa basılması tüm ABD halkını dehşete düşürmüştür. Bu olaya biraz yakından baktığımızda, Meclis Koruma görevlilerinin de olayları önleme konusunda son derece acemice ve aciz davrandıkları göze çarpmaktadır. Acaba bu gevşeklik ve güvenlikçilerin bu kadar pasif ve aciz kalışı Demokratların bir isteği, Cumhuriyetçileri ve Trump’ı daha rahat suçlayabilmek için hazırladıkları bir tezgâh da olabilir mi?  Bu olayın bir hafta sonrasında, aynı binada bu kez ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Trump’ın azlini oylamak için bir araya gelmiştir. Bundan yaklaşık bir yıl önce, ABD Temsilciler Meclisi ilk kez Trump’ın görevden azledilmesini kabul etmişti. O tarihte bu tek bir Cumhuriyetçi üyenin bile oyu alınmadan gerçekleşmişti. İkinci oylamada ise 10 Cumhuriyetçi üye partisinden farklı bir yolu tercih ederek tasarıya destek vermiştir. Cumhuriyetçiler Washington’da yaşanan olaylara ilişkin açıktan kınama mesajları da yayınlamıştır. ABD’nin 231 yıllık tarihinde ilk kez, bir ABD Başkanı hakkında ikinci kez görevden azil kararı verildi. Trump’ın azli konusunda kabul edilen tasarı, “hükümete karşı isyana teşvik” suçlamasını içeriyor. ABD Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk halen Demokratlarda bulunmaktadır. Temsilciler Meclisi, Aralık 2019’da Trump’ı, Ukrayna’dan Joe Biden ve oğluyla ilgili soruşturma başlatmasını talep ederek kanunları çiğnediği gerekçesiyle azledilmesi talebini kabul etmiş ancak Senato’da o dönem çoğunluk Cumhuriyetçilerde olduğundan yapılan oylama sonucu Temsilciler meclisinde kabul edilen azil kararı Senato da reddedilmiş ve Trump görevini sürdürebilmişti.

 

Bu defa; 232 oya karşın 197 oyla yine Temsilciler Meclisinde görevden alınmasına karar verilen Trump ile ilgili ikinci görüşme Senato’da gerçekleşecek. Ancak Senato başkanlığını yürüten Senatör Mitch McConnel acil durum yetkilerini kullanıp senatoyu normal şartlarda planlanan 19 Ocak açılış gününden evvel toplanmaya çağırmayacağını açıklamıştır. Acaba neden? Oturum sürerken ABD Başkanı Donald Trump’tan da yazılı bir açıklama geldi. Trump açıklamasında; “Daha fazla gösterilerin olacağı istihbaratı ışığında, şiddet, kanunsuzluk ve hiçbir tür vandallık olmaması konusunda kararlı ve ısrarcıyım. Savunduğum bu değil ve Amerika’nın savunduğu şey de bu değil. Tüm Amerikalılara, sinirlerine hâkim olmaya ve gerginliği sona erdirmeye çağırıyorum” dedi. Yani aslında Trump da azledilmek ya da yargılanmak istemiyor.

Trump’ın iktidarda olduğu dönemde bazı düşünürlerin “Trumpizm” adını verdiği yeni bir akım oluşmuştur. Trump ve Trumpizm’den ayrılmak isteyen Cumhuriyetçiler vardır ancak buna rağmen, Demokratlar Trump’ı ve önceki hafta meydana gelen olayları tüm Cumhuriyetçi Parti’ye bağlamaya çabalamaktadır. Kamuoyu araştırmalarına göre, Trump’ın partide hala ciddi bir desteği alabildiği görülmektedir. Eğer beyaz polislerin siyahi vatandaşı öldürme olayı ya da Korona salgını olmasaydı Trump 4 yıl için rahatlıkla Başkanlığını sürdürebilirdi.  Biraz daha kontrollü olsaydı tarihe kahraman olarak geçebilirdi. Ama narsizmine yenildi. Ekibine fazla değer vermedi, ömrünü ABD’ne vermiş insanları aşağıladı. Bu insanlar da onun şımarıklığına göz yumdu, ona kendini tatmin etmesi için bir alan yarattı. Zira onlar da kendi tabanlarından çekindiler, Trump’ın tabanı partiye karşı kışkırtmasından korktular. Şayet Trump, biraz daha olgun davransa üslubunu düzeltse, COVID-19’a karşı başarı elde etse, herkesi aşağılamasa seçimi kazanırdı. Tarihe kahraman başkan olarak geçebilirdi. Açıkçası, bugün Trump’a sırt çeviren Cumhuriyetçiler dört sene boyunca seslerini çıkarmadılar. Çünkü Trump’a istediklerini yaptırdılar, işlerine geldiği gibi kullandılar, sonunda da kaybettiği resmen tescillenip tabanın da artık faydadan çok zarar verdiği anlaşıldığı an sadece onu kullanılmış bir mendil gibi çöpe attılar. Önümüzdeki günlerde Cumhuriyetçiler bir tercih yapmak durumunda.

Bir tarafta, 2016’da Beyaz Saray ve Kongre’yi kazandıran ancak 2020’de ikisini de kaybeden bir seçmen koalisyonu yaratan “Trump usulü siyasete” bağlılığın sürmesi var. Diğer tarafta ise Trump’ın hararetli ve ikna ediciliğine dayanan tarzından artık bıkmış ancak yine de aynı partide olmak nedeniyle ne yapacağı bilinmeyen belirsiz bir gurup var.  Demokratların onaylatmaya çalıştığı karar sadece Trump’ın azledilmesini içermiyor, “Trumpizm”i bir bütün olarak hedef almış oluyor. Azil tasarısında, doğrudan belirtilmese de Cumhuriyetçilerin Trump’ ı izleyerek Kasım ayındaki seçim sürecini bütünüyle baltaladığı anlatılmak isteniyor. Trump’ın azli konusunda hazırlanan tasarı adli değil, siyasi suçlamaları içeriyor. Esas olarak “hükümete karşı isyana teşvik” suçlamasını içeren azil tasarısında ana başlıklar şöyle:

  • Başkanlık seçimi sonuçlarında yolsuzluk yapıldığına dair asılsız iddialarda bulunmak ve seçim sonuçlarının tanınmaması çağrısı yapmak,
  • Beyaz Saray yakınlarında toplanmış kalabalığa seslenerek onların yasa dışı eyleme kışkırtmak,
  • Trump’ın kışkırttığı kalabalığın bazı üyelerinin yasa dışı bir şekilde Kongre’yi basması, bir güvenlik görevlisinin ölümüne yol açacak şekilde şiddete ve yıkıcı eylemlere başvurulması,
  • Trump’ın, başkanlık seçimlerinin tescilini engellemeye yönelik önceki çabalarının devamı niteliğinde yeni adımlar atması,
  • ABD’nin ve hükümet kurumlarının güvenliğini büyük tehlikeye atması, demokratik sistemin bütünlüğünü tehdit etmesi, iktidarın barışçıl bir şekilde devir-teslimine müdahale etmesi.

 

Son beş yıldır, kendisiyle ilgili kehanetlerde bulunanların analizlerini yanlış çıkartan Trump, aslında başka siyasetçileri çoktan iktidardan düşürebilecek skandallardan ve tartışmalardan gücünü koruyarak çıkmasını bilmiştir. ABD’de daha önce Temsilciler Meclisi hiçbir başkan hakkında iki kez görevden azledilmesi kararı almamıştı. Meclis’in Trump’ı azletmesi halinde, Senato’da suçlu olup olmadığına yönelik bir yargılama gerçekleştirilecek ve oylama yapılacak. Trump’ın suçlu bulunması için Senato’da üçte iki çoğunluk gerekiyor, yani 67 oy, bu da en az 17 Cumhuriyetçi senatörün bu yönde oy vermesi demek. “Üçte iki gerekmiyor muydu” sorusunu sorduğunuzu düşünüyorum. Tam da bu noktada yeni bir hesap daha devreye giriyor…

Bu neden önemli? Zira, 20 Ocak’tan sonra sıradan bir vatandaş olacak olan Trump’ın Senato’da yargılanmasının mümkün olmayacağı yönünde bir görüş de var. Yani 20 Ocaktan sonra Senatoda 2/3 ‘e gerek kalmayacak zira Trump artık bir vatandaş. Vatandaş oylaması ve suçluluğun tescili için de ½ yeterli ama bu durumda da vatandaş Senato’da niye yargılansın? Normal bir ABD vatandaşının Senato’da yargılanamayacağı söylenirken tek bir emsal bizleri 1876’ya götürüyor. Dönemin Savaş Bakanı William Belknap azlinden hemen önce istifa ederek yargılanmaktan kaçınmaya çalışmış ancak Senato, yine de Belknap’ı yargılamıştı. Hatta Senato, kararı 2/3 çoğunlukla değil, 50+1 ile almıştı. Senato’nun 2024 yılında Trump’ın yeniden başkanlığa aday olmasını engellemek için yargı sürecini devreye sokacağı da düşünülebilir.

Yukarıdaki hesapla birlikte iki durum ortaya çıkıyor: Ya McConnell’ın ön ayak olmasıyla dosyada Trump’ın adının önünde “başkan” sıfatı yer alacak ve üçte iki çoğunluk gerekecek. Ya da konu devir teslimden sonra görüşülüp “eski başkan” sıfatıyla Trump, özel bir kararla, o günden sonra Demokratların çoğunluğu aldığı Senato’nun önüne gelecek ve bu kez 50+1 yeterli olacak.

SONUÇ OLARAK DÜŞÜNCELERİM:

  • ABD’de 168 yıldan bu yana 2 parti Başkan çıkarmakta ve seçimlerde çekişmektedir. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar.
  • Kabul edelim ya da etmeyelim 2016’dan bu yana ABD’de TRUMPIZM oluşmuştur, Trump’ın ciddi biçimde destekçisi vardır.
  • Trump’ın 20 Ocak 2021’den önce, yani henüz Başkan iken azli 2/3 Senato oyu gerektirir ki bu pek olası değildir. 20 Ocak’tan sonra suçlanması için ise yeni bir tasarı hazırlanıp önce Temsilciler Meclisi ve Senato’da görüşülmesi gerekir ki bu durumda Trump artık Başkan değil de vatandaş olduğundan, Senato da 2/3 oylama gerekmeyecektir. Ama bu takdirde çelişki şudur; ABD Senatosu vatandaşların yargılama yeri olamayacağına göre önerge Senato da görüşülmemelidir.
  • Trump’ı Cumhuriyetçi Parti içinde sevenleri sevmeyenlerden fazladır. Trump’ın Başkan iken azli veya vatandaş iken suçlu bulunması tüm Cumhuriyetçi partiye güveni iyice sarsarak çok az sayıda Cumhuriyetçiyi sevindirirken çoğunluğu küstürebilir ve sonucunda 2024 seçimleri için de Demokratlara büyük avantaj sağlar. Demokratlar da şunu düşünecektir. Azli durumunda Trump yanlıları çok ciddi tepki verebilir.
  • Trump’ın, kendi Partisi tarafından da yalnız bırakılması durumunda, yakın gelecekte yeni bir Parti kurarak Cumhuriyetçileri tamamen parçalaması ihtimali de vardır. Bu takdirde Amerika’nın 170 yıllık geleneksel siyasi geçmişi bir çırpıda değişebilir ve 2 partili siyasi yaşam 3 partili hale dönüşebilir.
  • “Kol kırılır yen içinde kalır” deyişinde olduğu gibi, Cumhuriyetçilerin kızsalar bile Trump’a karşı bir hareket içine, Trump’ın azli, ceza alması vb. gibi bir oluşuma, hele hele Demokratlar ile ve çoğunlukla girmeleri beklenemez. Aslında Trump Cumhuriyetçi parti içinde tutulur ve bu kriz dönemi de yumuşak geçişle atlatılırsa Trump’ın artık 2024’te Cumhuriyetçi Parti Başkan adayı olamayacağı ortaya çıkmıştır. Birçoğu Trump’tan kurtulmak istese de başlarına bela olmasın, bumerang gibi kendilerini vurmasın diye alaşağı etmek de istemezler. Temsilciler Meclisindeki destek ve bazı Cumhuriyetçi Senatörlerin Trump karşıtı düşüncelerinin de bu nedenlerle aksiyona dönüşeceğini düşünmüyorum.

Esen kalın

Mehmet ASAL

Washington Eski Deniz Ataşesi

TRUMP ABD’NİN GELECEĞİNİ NASIL ETKİLER? Mehmet Asal yorumladı
0







Bizi Takip Edin