1. Haberler
  2. Genel
  3. TÜDAV’DAN SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YENİ YAYIN

TÜDAV’DAN SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YENİ YAYIN

Türkiye kıyılarındaki deniz ekosisteminin korunması için 1997 yılından beri çabalayan TÜDAV(Türk Deniz Araştırmaları Vakfı) bir bilimsel kitabı daha yayınladı. Deniz ve kıyı korumacılığına yönelik ulusal ve uluslararası çapta başarılı çalışmalar yapan Türk Deniz Araştırmalar Vakfı'nın son yayınında 17 farklı kurumdan 50 yazarı19 adet makale yazdı. Sürdürülebilir balıkçılık ve deniz ekosistemi üzerine İngilizce yayınlanan Marine Aquaculture İn Turkey adlı e-kitapta pek çok soruya cevap aranıyor. Deniz Çoban', Didem Demircan ve Deniz Tosun'un emekleriyle çıkan kitap dijital ortamda bulunuyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Kitabın editörlerinden Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Çoban, yerkürenin artan insan nüfusuyla birlikte ihtiyaçlarının da aynı oranda arttığını belirtirken, sürdürülebilir balıkçılık kavramına vurgu yaptı. Prof. Dr. Çoban, “Dünya nüfusunun, günümüzden 2000 yıl önce yaklaşık 300 milyon olduğu düşünülmekte olup, şu anda 7,8 milyar, 2050 yılında ise 9 milyarı aşması beklenmektedir. Artan bu nüfusa yiyecek ve geçim kaynağı sağlamak ülkelerin en önemli politikalarının başında gelmektedir. Bu politikaların gerçekleştirilmesi, özellikle iklim değişikliği, doğal kaynakların sınırlı hale gelmesi, çevresel bozulmalar ile birlikte Covid-19 gibi salgın hastalıkların etkisi ile daha da zorlaşacaktır. Bu bağlamda ülkelere tavsiye niteliğinde kararlar sunan ve ulusal politikalarını belirlemede yardımcı olan Birleşmiş Milletler, dünya üzerinde hiç kimseyi geride bırakmayan, sürdürülebilir bir yaşam döngüsü içerisinde yaşamayı şart koşan ve bütünleştirici kalkınma hedeflerini içeren 17 madde belirlemiş, ‘Sıfır Açlık’ hedefini 2. madde olarak bildirmiştir. Burada, güvenli ve yerli gıdaya tüm insanların erişmesinin zorunlu olduğunu ve bunu yaparken de tarımsal amaçlı gıda üretimini ve küçük ölçekli üreticiler ile birlikte ekosistemi korumanın önemine değinmiştir. Benzer şekilde, 2012 yılında Avrupa Komisyonu tarafından temelleri atılan Mavi Büyüme strateji hamlesinde de okyanuslar ve denizleri kullanarak hem iş hem de gıda oluşturulmasına değinilmiş ve burada sektörler içerisinde su ürünleri yetiştiriciliğinin (Aquaculture) ön plana çıktığından bahsedilmiştir” dedi.

Prof. Dr. Deniz Çoban bilimsel yayın hakkında şu bilgileri verdi:

 

Denizler ve okyanuslar tarihsel süreç içerisinde Avrupa ekonomisinin itici gücü olmuştur ve bundan sonrada olmaya devam edecektir. Akılcı, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme stratejisi çerçevesinde, denizlerin ve denizciliğin ekonomik açıdan değerlendirilmesi veya gıda olarak insanoğluna katkı sağlaması en önemli planlardandır. Avrupa’da ‘Mavi ekonomi” kabaca 5,4 milyon işi ve yılda yaklaşık 500 milyar € brüt katma değer demektir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Akdeniz Balıkçılık Komitesi (GFCM) sürdürülebilirlik ilkesi kapsamında stratejileri belirleyecek 2017 yılında bir rapor yayınladı (GFCM-41-2017-1). Bu strateji raporunda, Akdeniz ve Karadeniz su ürünleri yetiştiricilik endüstrisinin 2030 yılına kadar küresel ölçekte rekabetçi, üretken, karlı ve eşitlikçi bir gelecek öngörüsü öne çıkmaktadır. Özellikle “okyanusların, denizlerin ve denizel kaynakların sürdürülebilir kalkınma için korunması ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılması” önerilmekte olup, bu rapor Eylül 2015’te yapılan Birleşmiş Milletler Zirvesinde dünya liderleri tarafından kabul edilerek Ocak 2016 da yürürlüğe girmiştir.

Tüm dünyada olduğu gibi artan nüfusa karşın beslenme ve geçim ekonomisi ülkemizde de ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde 1968 yılında iç sularda, 1985 yılında denizlerde başlayan Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği bugün dev bir sektör haline gelmiştir. Bu gelişimde özel sektör, kamu ve üniversitelerin katkısı büyüktür. İlk başladığı yıllarda oldukça kötü koşullarda çevre bilincinden uzak, tamamen para kazanmaya yönelik anlayış içerisinde olan sektör, günümüzde hayvan refahı, sürdürülebilir çevre ve gıda güvenliği ilkelerinde üretim yapmaktadır. Üreticiler, bulunduğu ortamın kirlenmesinin önce kendilerine zarar vereceği bilincine sahiptirler. Bu bilinçle ülkemiz, dünyanın hemen hemen bütün ülkelerine taze, dondurulmuş veya işlenmiş su ürünleri gönderebilir duruma gelmiştir.

Ülkemizde deniz ve iç su kaynaklarımızın toplam yüzey alanı 25,4 milyon hektar olup, bu miktar toplam tarım alanlarımıza yakındır. MAVİ VATAN olarak adlandırdığımız bu alanlarda MAVİ BÜYÜME’yi gerçekleştirmek zorundayız. Bu kadar büyük denizalanı olmasına rağmen turizm, çevre koruma alanları, denizcilik, gemi bağlama sahaları, kıyı/koy yasakları, şehirleşme vb. nedenlerle bu alanlar kısıtlanmış durumdadır. Özellikle bir sektör diğer sektör ile birlikte büyüyeceğine, bir diğerinin önünü kesme yönüne gitmektedir. Hâlbuki en çok mühendis çalıştıran sektörlerin başında su ürünleri sektörü gelmektedir. Öyle ki, denizlerde su ürünleri yetiştiricilik kriterlerine uygun, doğa dostu sürdürülebilir sistemler ile boş durumda bulunan 50-100 hektar arasında bir yüzey alanını yetiştiricilik sahası olarak ayırdığınızda, ülke ekonomisine yaklaşık 50-80 milyon USD dolar bir kazanç sağlamış oluyorsunuz. Bu durum bize MAVİ VATAN’ın daha fazla kullanılması gerektiğini göstermektedir.

TÜDAV yayınları dünyanın en saygın bilimsel kitap veri tabanında

Bu kitabın amacı, ilki 2007 yılında yine TÜDAV tarafından basılan kitaba göre, ülkemiz su ürünleri yetiştiriciliğinin aldığı yolu göstermek ve okuyuculara bundan sonra nelerin yapılması gerektiğine bir bakış açısı kazandırmaktır. Bölümler içerisinde su ürünleri politikalarına, mevcut ve yeni türlerin üretimine, hastalıklarına, beslemesine, yetiştiriciliğin çevreye etkilerine, sertifikasyon ve iş sağlığı gibi konulara değinilmeye çalışılmıştır. Burada geçen konuların bazıları dünya yetiştiricilik sektörü için, bazıları da ülkemiz için yeni olmakla beraber, önemli konulardır. Kitapta su ürünleri yetiştiriciliğinin tüm konularına değinilmeye çalışılmıştır. Kitabın ilk iki bölümünde üst düzey bürokratların katkıları ile mevzuat, yönetim ve planlama açısından değerlendirmeler yapılmış ve diğer ülkeler ile kıyaslamalar yapılarak kazanımlar ortaya çıkarılmıştır. Sonraki dört bölümde ülkemizde yetiştiriciliği yapılan çipura, levrek ve denizlerde yetiştiriciliği yapılan iri alabalık ile birlikte yetiştiriciliğe aday türlerin ülkemizdeki durumlarından bahsedilmiştir. Üretimlerine değinilmiştir. Bu türler dünyada yeni yetiştiriciliği yapılan türlerdir. Sonraki iki bölümde ülkemizde son yıllarda yetiştiricilik çalışmaları başlayan kabuklu deniz ürünleri ve omurgasız türler hakkındaki gelişmeler ve projeksiyonlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bölümlerden sonra ülkemizde deniz balıkları yetiştiricilik sektöründe kuluçkahane ve besi aşamasında görülen hastalıklar, genetik çalışmalar, sektörde kullanılan ileri mekanizasyon ve yem sektörünün durumu ile birlikte gelecek yönelimlerine değinilmiştir. Kitabın çevre ile ilgili olan bölümlerinde deniz balıkları yetiştiricilik konusunda sık sık gündeme gelen yetiştiriciliğin çevreye olan olası yüklerine ve bertaraf yöntemlerine değinilmiştir. Başka bir bölümde de denizlerde ağ kafeslerin, doğal canlı popülasyonu üzerine ne gibi etkiler yaptığı, olası etkilerinin neler olabileceği hakkında bilgiler verilmiştir. Bu bölümlere ek olarak ülkemizde ve dünyada da yeni ortaya çıkan iş sağlığı ve güvenliği, sertifikasyon sistemleri, su ürünleri yetiştiricilik sektöründe kadın çalışanlar ve iklim değişikliği gibi konularda da bilimsel literatüre katkı sağlayacak, ülkemizde de bu tür konuların farkındalığının oluşmasını ve çalışıldığını gösterecek, yeni ve gelişmesi gereken konulara değinilmiştir. Kitap, dünyanın en saygın bilimsel kitap veri tabanlarından biri olan Clarivate Analytics’in Web of Science-The Book Citation Index’ine giren yayın evi TÜDAV tarafından basılmış olup, birçok saygın kütüphanenin arşivinde yer alacak ve bilim insanları tarafından şüphesiz taranacaktır. Kitapta 17 farklı kurumdan 50 yazarın bulunduğu 19 adet makale bulunmaktadır.

İçerisinde bulunduğumuz bu zor pandemi döneminde ve yaşanan deprem felaketlerinde kitabın bölümlerini aksatmadan yazan tüm yazarlara, benim ile birlikte kitabın editörlüğünü özveri ile yapan editör arkadaşlarıma minnettarlığımı ifade etmek isterim. Bununla birlikte, bu kitabın oluşmasının fikir sahibi olan ve Mersin’de bir yetiştiricilik tesisinde birlikte çalışmalarda bulunurken, kitabın baş editörlüğünü şahsıma teklif eden TÜDAV’ın kurucusu ve başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk’e ve TÜDAV çalışanlarına, saygı ve teşekkürlerimi sunarım.

Prof. Dr. Deniz Çoban

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

TÜDAV’DAN SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK İÇİN YENİ YAYIN
0







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!