
Dünyanın en büyük çevre sorunlarından biri olan iklim değişikliğinin etkisi her geçen gün artarken, denizlerdeki değişimler de bilim insanlarının dikkatini çekiyor. İklim değişikliğiyle birlikte doğal yapısının tersine ısınan Akdeniz’de yaşam alanı bulan Kızıldeniz ve Hint Okyanusu göçmeni canlıların sayısı 500’ü geçti. Tropik ve sıcak denizlerde yaşamasına rağmen iklim değişikliğiyle birlikte ısınan Akdeniz’de yaşayabilen türlerin son örneği ‘Mavi Çubuklu Papağan Balığı’ olmuştu. Yıl boyunca su sıcaklığı 26 dereceyi bulan Kızıldeniz göçmeni olan bu renkli papağan balığı Scarus ghobban ya da Blue-Barred Parrotfish olarak bilimsel literatürde yer alırken, Akdeniz’de ilk kez 2001 yılında İsrail kıyılarında görülmüştü. Akdeniz’e yabancı bir tür olmasına rağmen hızla yayılarak 2004’te Lübnan’da bildirilen Mavi Çubuklu Papağan Balığı, 2013 yılında Türkiye kıyılarında da görülerek Türk bilim insanlarının dikkatini çekti. Son yıllarda aşırı çoğalan ve yerel ekosistemi hatta balıkçılık ekonomisini tehdit eden aslan ve balon balığı gibi hızla sayıları artan balıklar listesindeki Mavi Çubuklu Papağan Balığı da ekosisteme zarar veriyor. Papağan balığı türü son yıllarda Akdeniz’de sualtına inen dalgıçların daha çok sık karşısına çıktığı için daha fazla merak edilmeye başlandı. Akdeniz kıyılarımızda aslan ve balon balığı kadar çok olan balığın hızlı ürediğine dikkat çeken Dr. Elif Özgür Özbek, “Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Akdeniz Bölgesi iklim değişikliğinden bu yüzyıl boyunca çok fazla etkileneceğini bildirdi” dedi.

Dr. Özbek
“İstilacı bir tür, izlenmesi gerekli”
Taş, kaya ve mercanların üzerindeki alglerden beslenirken bulundukları bölgelerde sahilden derin çukurlara kadar bölgede (bentik bölge) ekosistemin yapısını değiştirdiği öğrenilen ‘Mavi Çubuklu Papağan balığının biyoerozyona (yıkıma) neden olduğunu belirten Dr. Elif Özgür Özbek, balığın dağılımının izlenmesi gerektiğini belirtti. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı üyesi, Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi Kurucu Müdürü Dr. Elif Özbek, “İstilacı bir tür olduğu için izlenmesi gerekiyor. En fazla 75 cm boya ve 13 yaşa ulaşabilirler. Ortalama boyları 30 cm’dir. 90 metre derinliğe kadar mercan ve kayalık resiflerde yaşarlar. Fakat dişilerinin daha derinleri tercih ettiği biliniyor. Genç bireyleri daha sığ sularda deniz bitkileri arasında bulunur.” dedi.

“İklim değişikliğinin hızını gösteriyor”
Balığın hermafrodit yani yaşamın ilk yıllarında dişi, sonra erkek cinsiyetli olduğunu ve cinsiyet değişiminin genellikle 7 yaşında ve 29 cm boyda gerçekleştiğini belirten Dr. Özbek, “Erkekleri mavimsi ya da mavimsi-yeşil, dişiler donuk sarımsı ya da turuncu-kahverengi gibidir. Ekonomik değeri olan bu balık henüz ülkemizde değerlendirilmiyor. Lübnan’daki balık pazarlarında satıldığını biliyoruz. 2017 yılına kadar dalışlarda çok az görülürken bugün Akdeniz kıyılarımızda sıklıkla görmeye alıştığımız bir tür olması iklim değişikliğinin ne kadar hızlı etki gösterdiğinin ve Akdeniz’in tropikalleştiğinin kanıtıdır. Bir örneğini Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bilimsel temellerle kurduğu Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi’nde görmek mümkün. Şimdilik yapabileceğimiz tek şey türü takip etmek ve yerli türlere olan etkilerini anlamaya çalışmak” dedi.





















