“Dünyanın şanslı coğrafyasıyız”
8 bin 337 km kıyı çizgisine ek 300’den fazla sulak alanında su ürünü avcılığı yapılan ülkemiz jeopolitik özellikleriyle dünyanın en şanslı coğrafyalarından birinde yer alıyor. 2020 yılında 292 bin tonu balık olmak üzere 364,5 bin ton su ürünü avlanırken, yaklaşık 422 bin ton su ürünü üretimi gerçekleşti. Koronavirüs nedeniyle 2020 yılında avcılık miktarında azalma görülürken en çok avlanan 171 bin ton ile Türk mutfağının vazgeçilmez balığı olan hamsi oldu. Akdeniz havzasının en büyük su ürünü üreticilerinden olan Türkiye’nin hızla markalaştığını belirten Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Altuğ Atalay, açıklamalarda bulundu. 3 yıldır görevini sürdüren Dr. Altuğ Atalay, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin su ürünü üretimi kadar toplum tarafından tüketilmesini çok önemsediğini belirterek denetim ve uygulamaların aralıksız sürdüğünü söyledi.

“Marmara Denizi gözbebeğimizdir”
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Altuğ Atalay, “Deniz ekosistemine zarar vermemek ve sürdürülebilir balıkçılık için yılda 500 bin tonu aşmadan balık avlamayı hedefliyoruz. Alt limiti de 300 bin ton olarak belirledik. Çünkü ülkemizin denizlerinin üretimi ve doğal kaynakları sınırlı, değerini bilerek hareket etmeliyiz. Yine de avcılık kapasitemiz çok yüksek. Tüm balıkların sürüler halinde avlanması gelecek yılların dengesini bozacaktır. Ekolojik dengeyi korumak için Marmara Denizi’nde ışıkla avcılığa sor verdik. Marmara’da 87 tane balıkçılığa kapalı alan var. Yani Marmara’nın 3’te birine balıkçı giremiyor. Çünkü Marmara bizim gözbebeğimizdir. Marmara Denizi’nde avlanan hiçbir balığın fabrikaya gitmemesini amaçlıyoruz bunu başardık. Yakalanan balıklar tüketimde kullanılmalı. İçinden nehir gibi akan iki boğaza sahip bu deniz dünyada da tek ülkeye ait tek deniz. Koruyacak tedbirleri hep birlikte almamız gerekiyor. Hiçbir denizde avcılığın dozajının kaçırılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

“Karadeniz değil Türk somonu markalaşacak”
750 milyon dolar olan su ürünü ihracatımızı 3 yılda yaklaşık 1,3 Milyar dolara çıkarttıklarını belirten Dr. Atalay, “İthalatın en büyük parçası Türk somonu, levrek ve çipura. En çok avladığımız balık ise hamsi. Sardalya, çaça ve kum midyesi de arkasından geliyor. Hamsinin yasaklanması çok konuşuluyor. Geçen yıl belirli bir dönemde yasaklayarak gelecek nesil hamsilere fırsat verdik. Herkesin kurallara uymasıyla sürdürülebilir balıkçılığı koruyabiliriz. 2020-2021 yıllarında toplam 309 tekneye el koyduk. 107 tanesi Marmara Denizi’nde. Devletin tüm birimlerinin bu konuda çalıştığını herkes bilsin isteriz. Bu teknelerin bir kısmı isteyen kamu kuruluşlarına bağışlandı geri kalanı Makine kimya Endüstrisi tarafından sökülerek geri dönüşümde kullanıldı. Teknelerin büyük çoğunluğu ruhsatsız trol çekiyordu.” dedi.


Karadeniz’de yetiştirilen somonun Türk somonu olarak markalaştığını belirten Dr. Atalay, “Markalaşmamız için Karadeniz değil Türk somonu ifadesini kullanıyoruz. 6 ay süren üretimimizde çevreye zarar vermiyoruz. En yakın somon çiftliğinin kıyıdan 2 km olmasını amaçlıyoruz. Bu mesafeyi 5 km’ye çıkartabiliriz. Samsun, Trabzon, Artvin gibi şehirlerde yoğunlaşıyor çiftlikler. Ayrıca geçen yıl 6 milyon balığı yavrusunu (sazan, yayın, levrek, kalkan) bırakmıştık. 2021 de 52 milyon bıraktık 2022’de her vatandaş için birer tane yani 84 milyon balık bırakacağız. 2023 yılında ise cumhuriyetimiz için 100 milyon balık bırakarak stokları destekleyeceğiz. Müsilajın olumsuz etkisini henüz göremedik. Müsilaj nedeniyle balık yenir mi diye çok soruluyor. ‘Evet yenebilir tereddüt etmeyin’. Ama tüm kıyı şeridindeki atıkların arıtılması gerekli. Atık kontrolü sağlanmazsa müsilajdan kurtulamayız” dedi.

“Yasaklar doğanın korunması için gerekli”
Orfoz avını yasaklayarak doğanın dengesini koruduklarını belirten Atalay, “Kuralları herkes önemsemeli ve uymalı. Nesli tehlike altına giren orfozu yasaklayarak korumaya çalışıyoruz. Ayrıca sularımızdaki 59 tür koruma altına altında. Yunanistan’da satılan vatoz ve köpekbalıklarının satılması bizde yasak. Türkiye 22 tür köpekbalığını koruyor. Korumacılıkta dünyadaki örnek ülkelerden biriyiz. Çinakop denilen lüfer ailesinin küçüğünü avlanamaz. Balıkçı çinakopu avlamamalı. Vatandaşa da bir çağrı yaparak çinakop balığını tezgahtan satın almaması gerektiğini söylüyorum. Lüferin av boyu 18 cm’dir. Küçük balık satın almayın.” dedi.





















