
BM’in ilan ettiği Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bozulmuş yeşil alanlar için yenilenme yapılmazsa 2030 yılı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılamayacağını söyledi. İnsanlığın daha büyük sorunlarla karşılaşacağını ekleyen Ataç, çölleşmenin iklim değişikliği, erozyon, toprak bozulumu, biyolojik çeşitlilik kaybı ve tarım arazilerinin tahribatı gibi konularla ilişkili olduğunu belirtti. Ataç; “Çölleşme, bugün dünya nüfusunun 3’te 1’inin yaşadığı, dünya karasal alanının yüzde 42’sini, tarım alanlarının yüzde 44’ünü ve dünya hayvancılık stoğunun yüzde 50’sini barındıran kurak bölgelerde, arazi tahribatı anlamına geliyor. Biyolojik çeşitlilik kaybına yol açan arazi tahribatı aynı şekilde iklim değişikliği, küresel ısınma gibi birçok büyük sorunun da en önemli nedenlerinden biridir. Dünyada her 1 dakikada 3.5 futbol sahası orman yok ediliyor, her yıl 12 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor. Tarım arazilerinin yüzde 23’ü ise verimliliğini kaybetmiş durumdadır. Bugünkü üretim ve tüketim anlayışıyla 2030 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak mümkün değil. İnsanların tüketimini karşılamak için 1.6 büyüklüğünde bir dünya gerikli. Arazi tahribatı, deniz ve kara ekosistemleri dahil tüm ekosistemleri etkiliyor. Dünyamız küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, gezegendeki azot ve fosfor döngüsünde sürdürülebilirlik eşiklerini çoktan aştı. Gelecekte kuraklık, su sıkıntısı ve gıda krizi ile yüzyüze kalmamak için vakit kaybetmeden arazi tahribatının önlenmesi çok önemli” dedi.

Türkiye’de 3.5 milyon hektar tarım toprağı yok oldu
Türkiye’nin yaklaşık yüzde 80’inin orta ve yüksek derecede çölleşme riski taşıdığını söyleyen Ataç; “Ülkemizde kentleşme, alt yapı yatırımları gibi nedenlerle 3.5 milyon hektar tarım toprağı yok oldu. Tarım topraklarının yüzde 39’u ve mera alanlarının yüzde 54’ü ise erozyon tehlikesinde. Yasalarımızda, doğanın sağladığı ekosistem kayıpları dikkate alınmadan, tek yanlı verilen kamu yararı kararlarıyla, tarım topraklarının, ormanların ve meraların çeşitli amaçlar için tahsisine olanak sağlanıyor. Arazi tahribatının yasalarda karşılığının olmadığı gibi, tam tersine arazi bozulumunu kolaylaştıran düzenlemeler mevcut” dedi. Ataç, restorasyon çalışmalarında harcanacak her yatırımın 30 kat getirisi olacağını söylerken, bozulan ekosistemleri sağlığına kavuşturmanın çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını korumak olduğunun da altını çizdi.



















