Av dışında şehirleşme, yol ağları, tarım, madencilik, enerji hatlarının tehdidi
7 Aralık 2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Av ve Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 3. Maddesi’nde değişiklik yapıldı. 2005 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikteki değişiklikle ‘İnsan yaralama ve ölümüne neden olanlar, insan canına veya mala zarar verenler, insan yaralanması ve ölüm olaylarına sebep olan zararlı ayı ve kurt gibi yaban hayvanları 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında her türlü ateşli silah ve ihtiyaç duyulması halinde men edilen avlanma yöntemleri de kullanılarak acilen alandan çıkartılır, bunu takiben zararlı hayvan ile ilgili prosedür tamamlanır’ ifadesi yer aldı. Yaban hayvanlarının insan hayatına verebileceği zarar üzerinden avlanabilmesini sağlayan değişiklik doğal yaşam kuruluşları tarafından büyük tepki topladı. 234 kuruluş tarafından yapılan ortak açıklamada, bilimsel araştırmalara göre yaban hayvanlarının şehirleşme, yol ağları, tarım, madencilik, enerji hatları gibi insan faaliyetleriyle yaşam alanlarını büyük oranda yitirdiği hatırlatılarak hayvanların üzerindeki kaçak avcılık baskısına dikkat çekildi.

Avlanmak isteyeni teşvik eden yasa
Yönetmelikteki menedilmiş yöntemlerin kullanılması ibaresinin sadece yaban hayvanları için değil çevre ve insan sağlığı için de tehdit oluşturacağı ve zehir bırakma uygulamasının önünü açacağına dikkat çekildi. Doğa Araştırmaları Derneği Genel Müdürü Osman Erdem, “ Zararlı nitelendirilen hayvanlar içinde popülasyonları hızla azaldığı için ulusal ve uluslararası mevzuatla koruma altına alınmış hayvanlar da var. Endişemiz, yönetmelikte yapılan değişikliğin yaban hayvanlarını avlamak veya öldürmek isteyen kişileri cesaretlendirmesi hatta teşvik edilmesi. Ayı ve kurtlar mecbur kalmadıkları kendilerini riske atarak insanların bulunduğu bölgelere inmez. Hayvanların yaşam ortamlarının daraldığı, HES’ler ve şiddetli kuraklık nedeniyle su ve yeterli besin bulamadıkları, bu nedenle kendilerini riske atarak yerleşim alanlarına inmek zorunda kaldıklarını biliyoruz. Çözüm su ve besin bulamadıkları için yerleşim alanlarına inen hayvanları vurmak, öldürmek değil, hayvanların doğal yaşam alanlarında gerekli ortamları sağlamaktır” dedi.

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise “Türkiye’de biyoçeşitlilik, hayvan hakları, çevre gibi konularda çalışan sivil toplum kuruluşlarının neredeyse tamamı avcılığın yasaklanmasını istiyor. Anayasamızın devlete verdiği yetkiler, yaban hayvanlarının para karşılığı öldürülmesini kapsamıyor. Bu nedenle, devletin avcılara avlanma hakkı vermesine karşı geçtiğimiz aylarda açtığımız davanın sonucunu bekliyoruz. Yeni yapılan değişiklik bir mevzuat düzenlemesinden çok ölüm fermanı niteliğinde” dedi.

Azalma bu kadar hızlıyken
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem ise, “2020 Yaşayan Gezegen Raporuna göre, son 50 yılda insan etkisi altında canlı türlerinin popülasyonları yüzde 68 azaldı. Tükenişe rağmen ülkemizde insan-yaban hayatı çatışması yaşanıyorsa, bu bir anlamda onlara yaşayacak alan bırakmadığımızın göstergesidir. İnsan-yaban hayatı çatışmasının azaltılması, hayvanları öldürerek değil onların yaşayabileceği korunan alanların ve ekolojik koridorlarının arttırılması ile mümkün olabilir. Çatışmaların görece yoğun olduğu bölgelerdeki vakalar bilimsel veriler çerçevesinde değerlendirilerek, doğa temelli çözümler geliştirilmeli bölgeye ve türlere özgü çit sistemlerinin kurulması desteklenmeli, tarım alanlarında meydana gelen yaban hayatı kaynaklı zararın giderilmesi için sigorta ya da tazmin sistemleri hayata geçirilmeli’ dedi.

Ortak açıklamada “Zehir bırakma sadece hedef türü değil diğer canlıları, toprağı ve suyu da zehirlemektir. Doğadaki yarılanma süresi yıllar alacak zehirli maddelerin etkileri yıllarca sürer. Menedilmiş yöntemlerden kapan kurma ise etik değerlerle çelişir ve hayvana çok acı verir. Bu zalim yöntem hedef dışı türlere zarar verir. Zarara konu olan hayvanın belirlenmesi davranışın altında yatan nedenler tespit edilmeli. Hayvanın uzaklaştırılması yeterlidir” denildi.



















