İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasından Karadeniz’e açıldığı Beykoz-Anadolu kavağı sırtlarında yer alan Yoros Kalesi, şehrin tek Orta Çağ Bizans savunma yapısı. Kalenin çevresi Antik Çağlar’dan itibaren kesintisiz kutsal alan olarak kullanılırken, ilk kez tarihin babası Heredot’un M.Ö 5’inci yüzyılda bahsettiği Zeus Ourious tapınağı ile yazılı kaynaklara geçti. İstanbul’un tek Antik Çağ tapınağı olarak kayıtlara geçen Yoros, 700 yıl Cenevizlilerin yönetiminde kaldığı için Ceneviz Kalesi olarak bilinse de geçmişi çok daha eskilere dayanıyor. Eşsiz Boğaz manzarası ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü panoramasıyla yıl boyu yerli yabancı turistleri ağırlayan Yoros Kalesi, şimdilerde harabeye döndü.

Tarihi surlara sprey boyalarla yazı yazılıyor
Kontrolsüz girilen alanla bırakılan çöplerin oluşturduğu kirlilik göze çarparken, meşrubat kutuları, cam şişeler ve plastik atıkların fazlalığı tarihi alanın hoyratça kullanıldığını kanıtlıyor. Ziyaretçilerin etrafa bıraktığı çöpler surların etrafına ve yeşil alanın her yerine yayılırken, duyarlı vatandaşlar çevre kirliliğinin ürkütücü boyuta ulaştığını belirtiyor. Kirlilik kadar geçmişi bin yıl öncesine dayanan surlardaki çürüme ve zayıflama gözden kaçmıyor. Ziyaretçilerin ilan panosu gibi kullanarak yazılarla donattığı tarihi surların tuğlaları ele gelecek kadar savunmasız gözüküyor. Çöpler, Beykoz Belediyesi temizlik işçileri tarafından günde iki kez toplanırken her gün gelen yüzlerce ziyaretçinin arkalarında bıraktığı kirlilikle mücadele edilemiyor.

‘5 yıldır kaderine terk edildi’
Yoros Kalesi’ndeki arkeolojik çalışmaların 5 yıldır durduğunu belirten Anadolu Kavağı Muhtarı Serdar Lüleburgaz, restorasyonun mahalleye daha fazla turist getireceğini belirtti. Lüleburgaz, “Önce buraya gelen insanlar bilinçli olmalı ve bu tarihi mirası korumalı. Surlara zarar vermeyerek, arkalarında çöp bırakmayarak bunu yapabilirler. CİMER ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na defalarca başvurarak Yoros’un korunmasını, arkeolojik çalışmaların başlamasını istedik. Yakında dünya kültür mirası listesine girmesini beklediğimiz bir alanın böyle hoyratça kullanılması ve hiçbir önlem alınmadan yok olması bizi üzüyor” dedi.

4 medeniyetin izlerini taşıyan yapı
Doğu Roma İmparatorluğu döneminden kalan Yoros Kalesi’nin bulunduğu alanın tarihi çok daha eskilere dayanıyor. Karadeniz’e giriş ve çıkışı kontrol eden tepede kurulan kale bölgenin ticareti için merkez olurken, 14’üncü yüzyıldan itibaren Cenevizlilerin eline geçtiği için Ceneviz Kalesi olarak anılıyor. Fatih sultan Mehmet tarafından 1452 yılında ele geçirilen kale, Bizans’dan günümüze kalan tek savunma yapısı olarak biliniyor. İç kalelerinde Yunanca yazıların bulunduğu Yoros’un isminin mitolojideki tanrılarından Zeus’un ‘uygun rüzgarlar’ anlamına gelen Ourios’tan geldiği sanılıyor. 15 Nisan 2013’ten beri Bakanlar Kurulu kararıyla UNESCO Miras Geçici Listesi’ne giren alanda bir deniz gümrüğü ve 300 gemi kapasiteli bir limanın olduğu düşünülüyor. Antik dönem, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı izleri taşıyan alan Unesco’nun resmi sayfalarında yer alıyor. Kalenin 12’inci yüzyılda yapıldığı düşünülürken Sultan II. Beyazıt tarafından kaleye cami ve hamam yapıldığı biliniyor.




















