
Güneydoğu Anadolu’nun tarımsal ekonomisine büyük katkı sağlayan GAP’ın kuraklıkla mücadeledeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
GAP, gerek kuraklıkla mücadelede gerekse ülkemizin ve sınırlarımız örtesindeki bölgenin Gıda Güvencesi olacak çok önemli bir projedir. GAP, iklim değişikliği etkisi altında riske giren gıda güvencemizin sağlanması açısından en stratejik projemizdir. Bu anlamda GAP, ülkemiz ve kaos içindeki bölge için, barış ve istikrarın anahtarı olan bir projedir. GAP’ta 650 000 hektarı sulamaya açılan ve ilk aşamada toplam 1 milyon hektarı aşacak olan sulu tarım alanlarının sağlayacağı ekonomik ve stratejik avantaj en çok 15 yıl sonra çok daha iyi anlaşılacaktır. Bu anlamda GAP’ın gıda güvencemiz açısından günümüzdeki rolü15 yıl içinde hızla artacak ve tüm bölge için çok stratejik bir öneme sahip olacaktır. Bu nedenle GAP’ın eksik kalan tüm projelerinin hızla tamamlanması ve tarım ile sanayi sektörleri arasında entegrasyonun sağlanması için çalışmalar arttırılmalıdır.

Suyun adil ve verimli kullanılması için hangi politikalara ihtiyaç var? Neler yapılmalı?
Suyun adil kullanılması katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir politikalara ihtiyaç duyar. Suyun verimli kullanılması için de nehir havzası ölçeğinde katılımcı politikalar geliştirilmelidir. Havza bazlı su yönetimi modeli, su kaynaklarının doğal döngüsünü koruyarak tüm havzayı bir bütün olarak ele alıyor ve en verimli kullanımını sağlamaktadır. Bu nedenle adil ve verimli su politikaları havza ölçeğinde bütünleşik, katılımcı, şeffaf ve hesapverebilir olmalıdır.
Bölgedeki barajlar,göletler ve sulama sistemleri bu sıcaklık ve kuraklığa karşı yeterli mi?
GAP başlangıçta planlaması DSİ Genel Müdürlüğü tarafından çok kapsamlı bir şekilde yapılan ve uzun yıllar içinde yeni anlayışlara göre geliştirilen bir entegre bölgesel kalkınma projesidir. GAP’taki tüm barajlar, göletler, sulama kanalları, sulama sistemleri bu planlamalar kapsamında en verimli hizmet verecek şekilde projelendirilmiştir. Hatta GAP’taki sulama sistemleri son 20 yıldır tümü modern sulama sistemi olarak en az su ile en yüksek tarımsal ürün verimini alacak şekilde projelendirilmiş, uygulanmış ve uygulanmaktadır.

Bunun yanısıra bölgedeki bazı klasik sulama sistemleri de modern sulama sistemlerine dönüştürülmektedir. Bu nedenle GAP kapsamındaki tüm su, enerji ve sulama altyapısı suyun iyi yönetilmesi durumunda kuraklığa karşı direnç sağlayabilecek bir altyapıdır. Bu bölgemizdeki baraj ve göletlerde biriktirilen suyun en verimli şekilde kullanılması artan iklim değişikliği etkisi altında çok daha büyük bir önem kazanmıştır. GAP’ta suyun damlası altın değerinde olup bu değer tüm bölgede yakın zamanda daha iyi anlaşılacaktır.

Önümüzdeki yıllarda Güneydoğu Anadolu’yu su ve iklim açısından nasıl bir tablo bekliyor?
İklimbilimcilerin ve Meteoroloji uzmanlarının yaptığı çalışmalar GAP’ın en önemli iki nehri olan Fırat ve Dicle havzasında sıcaklıkların artacağını ve yağışların azalacağını ortaya koymaktadır. Bu durum Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının da azalması sonucunu doğuracaktır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalar ülkemiz üzerinde ortalama sıcaklıkların ciddi oranda artacağını , özellikle doğu ve güneydoğuda artış’ın 1-2°C fazla olacağını ortaya koymaktadır. Araştırmaya göre toplam yağışlarda genel olarak bir azalma beklenmekte olup bu azalma en fazla Ege ve Akdeniz kıyıları ile güneydoğu ve doğu bölgelerinde görülecektir. Ükemizin doğusu ve güneydoğusunda sıcak hava dalgası beklenen gün sayısının , bu yüzyılın sonunda yılda 200 günlere ulaşacağı öngörülmektedir. Yapılan modelleme çalışmalarında, tüm senaryolar ve projeksiyon dönemlerinde Fırat Dicle ve Konya Kapalı Havzalarında ciddi su açığı olacağı öngörülmektedir. Son yıllarda Güneydoğu Anadolu Bölgesi bölgesel kuraklığın şiddeti ve sıklığının arttığı bir bölge olarak ortaya çıkmaktadır.
Hidropolitik Akademi Başkanı Dr. Dursun Yıldız




















