
Etkinlikler ancak hayal gücümüzle sınırlıydı
Denize atılan günün anısını taşıyan küçük hediyeleri dalarak çıkartmaktan tutun da temmuz ayının bu ilk gününün sıcağında hem serinlemek hem de hep birlikte eğlenmek için gençlerin ve kendini genç hissedenlerin suya atlayabileceği, yüzeceği, dalacağı, denizde bir şeyler yapabileceği türlü türlü etkinlikler düzenlenirdi. Çeşitli tekne yarışları yapılırken halk kıyıdan veya diğer teknelerden seyrederdi. Kutlamalar Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Bölge ve Liman Başkanlarının, yerel yöneticilerin yanı sıra halkın içinden gönüllülerin planladıkları çeşitli katkı ve katılımlarla daha da renklenirdi. Etkinlikler ancak hayal gücümüzle sınırlıydı.

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar
Örneğin, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Deniz Türküsü” şiirinin son iki dizesinde geçen “Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!… İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.” ifadesine nazire yaparcasına, Yüksek Denizcilik Okulu (İTÜ Denizcilik Fakültesi) öğrencisi, ikinci sınıftan üçe geçmiş, 19 yaşlarında üç genç denizci, okulumuzun Ortaköy’deki rıhtımından, yelkenli bir kayıkla Libya’ya maceralı seferlerini, çoğumuzun hayallerine yelken açarak, 1975 yılının 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj bayramında başlatmışlardı.

1 Temmuz, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı
Daha sonra mesleklerinde başarılı, tanınan ve sevilen kişiler olan bu üç denizci Kaptan Hüseyin Kolluoğlu, Kaptan Ömer Salcı ve Kaptan Tuncay Saral ağabeylerimdi. Hem güzel bir örnek vermiş hem de anmış olalım. Hüseyin Ağabeyi, 5 Eylül 2022 tarihinde ne yazık ki çok erken kaybettik. Hüseyin Ağabey’e Allah’tan rahmet, Ömer ve Tuncay Ağabeylerime sağlıklı uzun ömürler ve selametler dilerim. Aynı okuldan mezun olan bizler için 1 Temmuz, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olduğu kadar, mezuniyet, diploma töreni, üst sınıfları uğurlamak, alt sınıflarla ve sınıf arkadaşlarımızla vedalaşmak, bu törenlerde görev almak, boru-trampet takımı, Barbaros Meydanı, engin okyanusların özlemiyle öğrencilikten mesleğe atılan ilk adım gibi türlü heyecanları bir arada çağrıştırır.

Denizcilik ve kabotaj Bayramlarında, İstanbul gibi büyük liman şehirlerinde olduğu kadar olmasa da deniz kıyısındaki küçük yerleşimlerde bile bazı etkinlikler, deniz şenlikleri düzenlenirdi. Bir zaman sonra, Denizcilik ve Kabotaj Bayramlarında halkın katıldığı yağlı direk, tekne yarışı gibi deniz şenlikleri diyebileceğimiz etkinliklerden vazgeçerek, meydan töreni ve en fazla, olsa olsa, sınırlı sayıda davetlilere tekne gezisi ile yetinilen törenlere dönüldü. Deniz şenlikleri eskisi gibi olmayınca önce acaba bir şeyleri kutlamaktan vaz mı geçtik diye, daha sonraları ise acaba gerçekten kutlayacak bir şey kalmadı mı diye düşünmüştüm.

Son yıllarda ise her 1 Temmuz yaklaştığında hiçbir platformda Kabotaj ve Denizcilik Bayramımızı kutlamak nedense pek de içimden gelmedi. Bunun yerine, kutlama nedenimiz olan kanunun içerik, uygulama ve etkinliğini, denizcilikte ulusal çıkarlarımızı korumak ve kollamak konusundaki isteklilik ve içtenliğimizi sorgulamak istedim. Az da olsa bildiklerimden yola çıkarak, yazılıp söylenilenleri anladığımca derleyip, aklıma takılan soruları paylaşmak ve cevaplarını birlikte aramak istedim.

Yazının tamamı için Yeni Deniz Mecmuası 33. Sayı tavsiye edilir.
KAPTAN DR. ALİ CÖMERT





















