1. Haberler
  2. Deniz-Çevre Kirliliği
  3. Müsilaj Tabakasının Üst Kısmı Kuruyor

Müsilaj Tabakasının Üst Kısmı Kuruyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Marmara Denizi’nde çevre felaketine dönüşen müsilaj etkisi günlerdir devam ediyor. 

Taşıma kapasitesinin üstünde aşırı besin elementi girdisi nedeniyle Marmara Denizi’nin ötrofikasyon (büyük su kitlelerinde gerçekleşen alg ve plankton artışı) riski her geçen gün artıyor.

https://twitter.com/mustafasari_van/status/1396932233504624642

 

Fitoplanktonlar (Bitkisel planktonlar), 5 bin çeşitten oluşan bir tür mikroalgdır. Bu mikroskobik tek hücreli bitkiler denizlerin yanı sıra okyanuslarda da büyür ve balinaların, denizanalarının ve salyangozların temel gıda kaynağıdır.

Fitoplanktonlar, karbondioksit tüketirler ve oksijen salgılarlar.

Denizlerde oluşan fitoplanktonlar, soluduğumuz oksijenin büyük bir kısmını üretmektedir.

Dünya çapında,  her yıl yaklaşık 10 gigaton karbonu atmosferden derin okyanuslara aktardığı bilinmektedir.

Fitoplankton büyümesindeki küçük değişiklikler bile atmosferdeki karbondioksit seviyesini büyük ölçüde etkileyebilir.

Marmara Denizi;

  • Küresel ısınmanın etkisiyle deniz yüzeyi sıcaklığının normalin 2-2,5 üzerine çıkması,
  • Deniz suyunun tabakalaşması (denizin dibiyle yüzeyi arasında sirkülasyonun yeterli düzeyde olmaması),
  • Hava şartlarının rüzgarsız olması,
  • Deniz suyunun yeterli düzeyde soğumaması,
  • Deniz yüzeyinin dalgasız olması,
  • Azot ve fosfor besin maddeleri yükünün artması,
  • Biyokimyasal aktivitenin artması,

ile fitoplankton denen bitkisel canlıların aşırı çoğalmasına zemin hazırlamaktadır. Büyüme ile salgınan müsilajlı agregalar, kalın, yapışkan tabakası, jelatimsi ve koloidal özelliğe sahip yüksek moleküler ağırlıklı polisakkaritlerden (organik materyallerden) oluşmaktadır.

Endüstri atıklar müsilajı tetikliyor

Marmara Denizi çevresinde yaklaşık ülke nüfusunun dörtte birine denk, 25 milyon insan yaşamaktadır. Bu endüstri ve nüfusun atıklarının tamamı doğrudan veya dolaylı olarak Marmara Denizi’ne bırakılmaktadır ve bu atıklar yüksek oranda azot ve fosfor içermektedir. Bundan dolayı denizin besin elementleri ve besin tuzlarının miktarı artmaktadır.

Azotu ve fosforu tüketmek için çoğalıyorlar. Bunların çoğalması sonucunda ortaya salgılar salınmaya başlıyor. Bu salgılar bakteriler için çok uygun bir ortam oluştururlar. Bu nedenle bir kümelenme gerçekleşiyor ve müsilaj dediğimiz olay ortaya çıkıyor. Sümüksü kaygan bir yapı olan müsilaj, deniz salyası olarak da bilinir. Yüzeyden başlayarak 30 metre derinlere kadar devam ediyor. Denizin derinlerinde yüzeyden daha fazla bulunuyorlar. Bir kısmı parçalanarak yüzeye çıkarlar, bir kısmı da dibe çökerler.

Müsilaj en çok Deniz Yaşamı, Balıkçılık ve Turizm’i etkiliyor

Müsilaj, denizin derinlerinde yüzeyden daha fazla bulunmaktadır. Bir kısmı parçalanarak yüzeye çıkarken bir kısmı da dibe çökmektedir. Parçalanma sırasında sudaki oksijeni kullandığı için çözünmüş oksijen miktarında azalmaya, diğer canlıların alanlarını örterek ekolojik tahribatlara sebep olmaktadır. Dibe çökenler ise dipteki yaşamı tehdit etmektedir. (Vatozlar, kalkan balığı, pisi balığı gibi.)

 

Öte yandan müsilajın oluşmasında etkili olan bazı türler, toksin içermektedir. Bunlar da solungaçla nefes alan bazı canlılar için risk oluşturmaktadır. Ancak bu tip canlılar genellikle bu tehlikeyi sezdikleri zaman bu bölgeden kaçmaktadırlar. Bu da canlılarda ve biyoçeşitlilikte azalmaya neden olmaktadır.

Bugünlerde Marmara kıyılarında yumurtlayan gümüş balıkları kümelenmiş olan müsilaj tabakaları nedeniyle oksijensiz kalmışlardır ve yoğun miktarda telef oldular.

Bandırma sahilinde yaklaşık 5 kilometrelik bir mesafede binlerce balık ölüsüne rastlanmış ve bu balık türleri arasında en fazla olanları vatozlar ve pisi balıklarıydı.

Marmara Denizi bu sene balıkçısına ekmek vermedi

Marmara balıkçısının çok sıkıntılı bir dönem geçirdiğini söyleyen İstanbul Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜRKOOP) Başkanı Erdoğan Kartal, “Ocak ayından bu yana balıkçıların tamamı çalışmıyor. Bütün balıkçılarımız üç ay önce kendiliğinden paydos etti.

Marmara Denizi havzası hassas alan ilan edilmeli.

Böylece;

  • Marmara Denizi’ne atıksular fiziksel arıtma yapıldıktan sonra derin deniz deşarjına dur denilmeli.
  • Atıksular ileri kademe (karbon yanında azot ve fosfor giderilmeden) arıtılmayan Marmara Denizi’ne verilmemeli.
  • Tarama malzemelerinin, hafriyat malzemelerinin, denize boşaltılmasına dur denilmeli (silikat taşınmasına dur demek için).
  • Marmara Denizi’ne deşarj edilen tüm atıksular izlenmeye alınmalı ve çözümler üretilmeli.

Böylece deniz yaşamı korunarak zararın en aza indirilmesi amaçlanmalı ve olası bir çevre felaketinin önüne geçilmelidir.

Yazı : Emirhan Taştan 

 

İletişim İçin Twitter: @DenizinKartalI

 

Kaynak : https://www.cevremuhendisligi.org – https://www.indyturk.com

Müsilaj Tabakasının Üst Kısmı Kuruyor
0







Bizi Takip Edin