1. Haberler
  2. Unutulmayanlar
  3. Takma isimli başyazar

Takma isimli başyazar

1937 tarihinde Atatürk'ün Kurun gazetesinde Hatay davasıyla ilgili olarak Asım Us imzasıyla yayımlanan üçüncü başyazısı: "...Dostlarımızın kendilerine düşen vazifeyi yapmaları pek lüzumlu olduğu inancındayız. Biz dostluğa lâyık ve lâzım olduğu kadar hürmette, hak ve menfaatlere azamî riayette kusur etmiyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyeti'ne eski Osmanlı İmparatorluğu'nun bir uzantısı gözü ile bakılarak ona karşı dejenere bir politika izlendiği ve hâlâ bu sevdada yaşayan diplomatların siyasette hakim olduklarını görürsek bunun yalnız isabetsiz değil, aynı zamanda tehlikeli bir meslek olduğunu söylemekten de kendimizi alamayız."

featured
Google'da Abone Ol
117
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

24 Ocak 1937: “24 Ocak 1937 tarihli Kurun(Vakit) gazetesinde Asım Us imzası ile yayımlanan Atatürk’ün üçüncü başyazısı:

 

Türkiye Cumhuriyeti şeref ve haysiyetini, hak ve menfaatini korumanın yolunu bilir

Bu sütunlarda sık sık bahsettiğimiz bir hakikati bir kere daha tekrar edelim: Fransa hükümetini müşkül vaziyete sokmak, Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir zaman hatırından geçmez. Siyasetimizde şimdiye kadar böyle bir zehaba(yanlış anlamaya) mahal verecek hiçbir emare(belirti) yoktur. Ancak bilinmek lâzımdır ki, Türkiye bu emel üzerine yürürken yalnız, Fransa’nın hatırı için değil, aynı zamanda hatırlarına çok riayet ettiği başka devlet ve milletlerin dostluklarına da büyük kıymet verdiği için siyasetini tespit etmiştir. Bu hakikat tarafından anlaşılmıyorsa bunu kendisine dost devletler sarih(açık) surette anlatmalıdır.

Davamızda son vaziyet

Konuşabileceğimiz bazı esaslar hazırlandı fakat… Her şeyin hal ve tanzim edilmiş olduğunu söylemek erken olur “Cenevre de bazı esaslarda itilaf görülmekte ise de müzakereler henüz devam etmektedir”

 

 

Böyle yapılmayacak olursa artık, bu o demektir ki, dost tanıdığımız ve dostluklarına kıymet verdiğimiz o devletler Türk şeref ve haysiyetine, Türk izzetinefsine karşı Fransa’nın ihmalkâr bir vaziyet ve meslek takınmasında beis(sakınca) görmüyorlar. O halde biz de gerek Fransa’ya, gerek Fransız siyasetini tenvir etmeye (aydınlatmaya) her nedense yanaşmayan o devletlere Türkiye Cumhuriyetinin kendi şeref ve haysiyetini, kendi hak ve menfaatini korumanın yolunu bildiğini söylemek isteriz. Ancak işin bu şekle dökülmesi Türkiye’yi hiç de arzu etmediği bir siyaset sahasına sevk edebileceği ve bunun tesirleri başka taraflara dokunabileceği endişesidir ki bizi, azami ihtiyatla harekete sevk etmektedir.

 

Cenevre haberlerine göre Türk ve Fransız delegasyonları, Sancak meselesi hakkında bazı esaslar üzerinde mutabık kalmışlardır

 

Binaenaleyh meseleyi bu raddeye(aşamaya) getirmemek için dostlarımızın kendilerine teveccüh eden(düşen) vazifeyi yapmaları pek lüzumlu olduğu kanaatindeyiz. Bir, dostluğa lâyık ve lâzım olduğu kadar hürmette, hak ve menfaatlere azamî riayette(uymakta) kusur etmiyoruz. Fakat Türkiye Cumhuriyetine eski Osmanlı İmparatorluğunun bir temadisi(devamı) nazarı ile bakılarak ona karşı dejenere(yozlaşmış) bir politika takip olunduğu ve halâ bu sevdada yaşayan diplomatların siyasette hükümran(egemen) olduklarını görürsek bunun yalnız isabetsiz değil, aynı zamanda tehlikeli bir meslek olduğunu söylemekten de kendimizi alamayız.

 

“Davamız müspet yola girdi”

“Sancağa verilecek idare şekli geniş bir muhtariyet, daha doğrusu bir istiklaldir”

Mustafa Kemal’in Kurun gazetesinde yayımlanan ikinci başyazısı

“Fransa bugün kendine pek mütemayil bir dostunu kaybetmek üzeredir!”

“Zavallı Fransa”

Paris’te Kedorseğ(Quai d’Orsay) denilen bir yer vardır ki, Fransa’nın hariciye nezareti olarak tanınmıştır. Bu yer, acaba, Fransa milletinin ve devletinin hakiki menfaatlerini, direniş bir şekilde sezerek, yerinde metanet ve yerinde esneklik gösteren öngörülü diplomatların çalıştığı mahal midir? Yoksa, bir takım vahi(gökten inme) fikir ve formüllere saplanarak hakikati, dosyaların nazariyatına feda edecek kadar gaflet gösteren kısa görüşlü bürokratların bulunduğu yer midir?

İsmi, asırların hatıraları arasına karışan Kedorseğ’in yeşil masasında oturanlar, hukuku beşer beyannamesini(İnsan hakları evrensel bildirgesini) neşreden büyük Fransız inkılapçılarının fikir, hürriyet aşkı ve ahlâk varisleri için, terakki yolunda yükselen memleketlerde himayeye yeltenen ve onların zararlı ve yıkıcı faaliyetini müdafaaya çalışan tutucular mıdır?

Koderseğ, şeref ve haysiyet için hayatını yok saymaktan çekinmeyen Fransız milletinin, dürüstlük ruhu ile çalışan ve bu milletin haricî siyasetini o suretle idare eden evlâtlarının büroları mıdır, yoksa mahiyeti hukukiyeleri pek şüpheli küçük bir borç için diğer milletlerin benliğine taarruz ve donanma kuvvetiyle o memleketin bir adasını işgal ettiren saygısızların ve kabadayıların yuvası mıdır?

“İtalya davamıza sempati besliyor”

Hürriyet ve istiklâl için çırpınan Hatay Türklerine ücretli Fransız askerlerinin yaptıkları zulümleri okurken bu ve bunun gibi daha birçok sualler hatırıma hücum etti. Bir tarafta Fransızların haricî siyaseti, diğer tarafta uzak görüşlülük ve esneklik, açık fikirlilik ve terakki, milletlerin şeref ve haysiyeti. Ne tezat. Koderseğe bir isim vermek icap ederse: «Gaflet ve inadı île, hayalperestlik ve cakacılığı ile Fransız milletinin hayatî menfaatlerini ayaklar altına alan müessese namı münasip olur.

Umumi harbin galipleri arasında, Avrupa kıtasında kuvveti en fazla gibi görünen Fransa, bugün, on sekiz sene sonra Amerika dahil ancak bütün dünyanın yardımı ile mağlup edilmiş olduğunu gördüğü eski düşmanının oyuncağı olacak vaziyete düşmüş, gaflet ve hayalperestliğinden dolayı eski müttefiki olan şimali garbisindeki(kuzeybatısındaki) komşusunu(İngiltere’yi) darılttıktan sonra ondan medet dilenmeğe başlamış ve şarktaki komşusunun(Almanya’nın), bütün kendi cilvelerine rağmen, mütemadi(sürekli) tahkir ve tezliline(aşağılama ve hakaretine) maruz kalmıştır. Neden mi? Bu sualin güçlü cevabı Kedorseğdir.

Zavallı Fransa, bugün kendisine pek mütemayil bir dostunu daha kaybetmek üzeredir. Akılsızlığından dolayı milletine hıyanet koleksiyonu zenginleşecek diye Kedorseğ, bihakkın(haklı olarak) sevinebilir.”

 

Haber : Emirhan Taştan

 

İletişim İçin Twitter: @DenizinKartalI – @emrhntstn

 

Kaynak : Her Gün Atatürk’le Beraber

Takma isimli başyazar
117







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!