Türk geleneksel balıkçılığın desteklenmesi ve deniz ekosisteminin korunması için yoğun çaba gösteren isimlerden Halit Konanç, Kanal İstanbul projesinin neden olacağı sonuçları özetledi. Projenin özellikle güzide Marmara Denizi için bir felakete dönüşeceğini belirten Rumeli Kavağı'nın sembol isimlerinden Konanç, ekolojik döngünün geri dönülemez şekilde tahribatının kaçınılmaz olacağını savunurken bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Sucul dünyada neden olacağı Ekolojik felakete dair..
Gezegende yaşam koşullarını sucul ve karasal doğal oluşum ve değişimler belirler…
..
Milyonlarca yıl süren buzul çağı; Gezegenin ısınma evresine girmesine bağlı son buldu.
Yaklaşık 12 bin yıl öncesi kuzey yarı küre buzulları eriyerek; ısınmaya bağlı Akdeniz ve Karadeniz çukurunun dolmasına…
Devasa büyüklükte kapalı deniz/göllerin oluşmasına neden oldu.
Akdeniz;
Atlantic bluefin tuna (Thunnus thynnus) feeding in the Mediterranean Sea.
Yaklaşık 7 bin yıl önce kuzey yarı küreden Adriyatik körfez çukuruna gelen eriyen buzulların oluşturduğu su ile doldu.
Sular taşma sonucu yükseldikçe sırası ile Ege çukuru ve Çanakkale yarığı üzerinden Marmara çukurunu doldurdu.
Kuzey kürenin eriyen buzulları; M.Ö 18 – 20 bin öncesi Karadeniz çukurunu da doldurdu.
Bilim insanları;
Karadeniz çukuru su seviyesi ile Akdeniz çukuru arasında kot farkı olduğunu…Buzul çağının sona erme sürecinde Akdeniz su seviyesinin M.Ö 7 bin’li yıllarda 150 metre yükseldiğini…Kapalı bir göl olan Karadeniz’deki su seviyesinin de bu dönemde 110 metre yükseldiğini ifade ediyor.
Bilim insanları; Akdeniz’in baskın suyunun Ege, Marmara ve İstanbul yarığı(boğaz) üzerinden Karadeniz’e 3 – 8 yıl boyunca Niyagara şelalesinden 200 kat daha hızlı aktığını…Karadeniz su seviyesinin de bu akışa bağlı 110 metreden 150 metreye yükseldiğini söylüyor.
Yaklaşık 3 bin yıl öncesinde tamamlanan bu süreç; Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’in Cebeli Tarık yarığı üzerinden Atlas Okyanusu ile buluşmasına neden oldu.
Karadeniz;
Avrupa ve Karadenizin kuzeyinden güçlü tatlı su girişleri ile az tuzludur. Sayısız dere ve ırmaklardan çok daha fazla tatlı suyun Karadenize ulaşmasını sağlayanTuna, Dinyeper ve Dinyester; az tuzluluğun nedenidir. Az tuzlu Karadeniz; sırası ile Akdeniz, Ege ve Marmara dan Karadenize giriş yapan tuzlu sudan 30 cm yüksek olması nedeni ile İstanbul boğazı üzerinden “üst akıntı” ile Marmara’ya… anakkale boğazı üzerinden daha düşük akıntı ile Ege ve Akdeniz’e ulaşır…
Marmara Denizi..!
Karadeniz üzerinden gelen az tuzlu suyun Akdenizden gelen tuzlu su ile değişim dahilinde harmanlandığı yerdir.
Marmara denizi..! Karadeniz üzerinden Özellikle Tuna ve diğer nehirlerden Karadeniz de kirliliğe neden olan kimyasal, biyolojik, sanayi atıklarını;
3 aylık doğal periyotlar ile Akdeniz’den gelen tuzlu su alt akıntısı ile İstanbul boğazı üzerinden Karadeniz çukuruna taşıyan…
Dünyada eşi benzeri olmayan doğal işleyiş özelliğine sahiptir. Marmara Denizi..!
Bu özelliği sayesinde; kıyılarını işgal eden aşırı kentleşme ve sanayileşmeye bağlı endüstriyel tarım, sanayi, evsel, kimyasal, biyolojik vd. atıklarıda temizlemeye devam ediyor…
KANAL İSTANBUL..!
25 metrelik derinliği ile Karadeniz’den Marmara’ya tek taraflı suyun akmasına neden olacaktır. Bilim insanları tek taraflı bu akıntının; Karadeniz ile Marmara arasındaki en iyimser tahminle 30 santimlik farkın 28 santime inmesine…2 santimlik farkın dahi telafisi mümkün olmayacak ekolojik felakete neden olacağına…Bu felaketin; Marmara’daki 3 aylık periodik temizlenme dönüşümünü en az bir yıla yayacağına…Bir kaç yıl için aşırı besin yığılmasına bağlı sucul canlı artışın olabileceğine…Sonrasında Marmara’nın; oksijen olmayacağı için içinde canlı barındırmayan mavi çöle dönüşecegine…
Süreç içinde Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de Ekolojik döngünün bozulmasına bağlı balık vd. popülasyonların tamamen yok olacağına…İstanbul’un Marmara’dan esen lodos rüzgarları ile dayanılmaz pis koku bağlamında hava kirliliği yaşayacağına dikkat çekiyor bilim insanları..! Akdeniz’den gelen tuzlu suyun alt akıntı ile Karadeniz’e ulaşımı için; kanalın en az 50 metre derinlikte olması söylüyor olmasına rağmen neden olabileceği sorunlara dair belirsizlikten ve bu durumda yalnızca kanal açma maliyetinin handiyse 200 milyar doları bulacağını ifade ediyorlar çevre mühendisleri ve uzmanlar..!
İstanbul’un gemi giriş çıkışlarında trafik sorunu bulunmadığını, gemi ve tankerlere bağlı kirlenmenin de çok önemsiz olacağına…İstanbul’un Karadeniz, boğaz ve Marmara kıyılarında kurulacak atık arıtma sistem maliyetinin yaklaşık 3 milyar doları geçmeyeceğine dikkat çekiyor.
Çılgın olarak lanse edilen proje..!
On binlerce yıllık doğal koşulların sonucu oluşan sucul dünyayı insanın sınır tanımayan ihtiraslarına bağlı yok edecek…
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.