RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu
  • 32 Yazı
  • 0 Yorum

RotamizTarih - Umut Meriç Berberoğlu - Tüm Yazıları

Genel

1952 ATİNA ZİYARETİ: “SOĞUK SAVAŞ PRAGMATİZMİNİN GEÇİCİ MEYVESİ”

Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü’nün Atina Ziyareti

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Avrupa’da yeni bir jeopolitik düzen şekillenirken, Soğuk Savaş’ın iki kutuplu yapısı eski rekabetleri bir kenara bırakmış ve ortak güvenlik kaygılarını ön plana çıkarmıştı. NATO’nun 18 Şubat 1952’de Türkiye ve Yunanistan’ı eş zamanlı olarak ittifaka kabul etmesi, bu yeni dönemin en belirgin göstergesiydi.

İşte bu stratejik bağlamda, 26 Nisan – 2 Mayıs 1952 tarihleri arasında Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü’nün Yunanistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret; iki komşu ülke arasındaki ilişkilerde Atatürk-Venizelos döneminden sonra görülen en sıcak yakınlaşma girişimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Genel

TİYATRODAN EKRANA UZANAN TÜRKİYE (1960–1980)

BİR KÜLTÜRÜN DEĞİŞEN YÜZÜ
Türkiye’de kültürel hayatın dönüşümünü anlamak için 1960’lı yıllara bakıldığında; bugünün hızından oldukça uzak, daha yavaş, daha derin ve “mekâna bağlı” bir kültür yapısı görülmektedir. Kültürün üretildiği alanlar sınırlı ancak etkilidir; tiyatro sahnesi, sinema salonu, gazete sayfaları ve edebiyat eserleri, toplumun zihinsel dünyasını şekillendiren temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Bu dönem, kültürün ekran merkezli değil, doğrudan deneyim ve okuma üzerinden yaşandığı bir süreçtir.

Genel

HEY ONBEŞLİ TÜRKÜSÜ’NÜN KÖKENİ VE 15’LİLER TARTIŞMASI

“Hey Onbeşli” türküsü, son yıllarda Çanakkale Zaferi bağlamında sıkça anılmaktadır. Sosyal medyada ve bazı programlarda türkü, “15 yaşındaki çocuklar cepheye koştu” biçiminde yorumlanmakta, bu da halk arasında yanlış anlaşılmalara yol açmaktadır. Oysa türkünün asıl bağlamı Tokat yöresine ait bir halk ezgisi ve Osmanlı askerlik sistemine dayanmaktadır. Türkü, Tokat yöresine ait uzun hava ve oyun havası özelliklerini taşır. Bilinen ilk ses kaydı 1927’de Feryadi Hafız Hakkı Bey tarafından yapılmıştır. 1943 yılında Muzaffer Sarısözen başkanlığındaki Ankara Devlet Konservatuvarı derleme ekibi, Tokat’ta Belediye Başkanı Mustafa Yolcu ve saz ustası Emin Diker’den türküyü derlemiştir.

Genel

DEMOKRAT PARTİ VE 27 MAYIS DARBESİ BAĞLAMINDA TEVFİK İLERİ

Tevfik İleri, Türkiye’nin çok partili siyasi hayatında Demokrat Parti’nin önemli figürlerinden biridir. İnşaat mühendisliği geçmişi ve bürokratik deneyimiyle siyaset alanına geçen İleri, 1950-1960 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı gibi kritik görevlerde bulunmuştur (Ahmad, 1997). Bu görevlerinde, Demokrat Parti’nin kalkınma odaklı ve toplumsal taleplere yanıt veren politikalarını hayata geçirmiştir.

AÇIK DENIZ

CUMHURİYETİN KÖKENLERİ: BİR YÖNETİM BİÇİMİNİN TARİHSEL YOLCULUĞU

Cumhuriyet, kelime anlamı olarak, “halkın egemenliği” anlamına gelir ve yönetim yetkisinin bir kişiye veya bir zümreye değil, halka dayandığı bir yönetim biçimini ifade eder. Latin kökenli res publica, yani “halka ait olan” anlamına gelen bu kavram, tarihte ilk defa Roma İmparatorluğu döneminde halkın kendisini temsil eden bir yapı kurduğu modelde belirginleşmiştir. Zamanla, toplumların yönetim biçimleri arasında önemli bir yer edinmiş olan cumhuriyet fikri, tarih boyunca birçok medeniyette farklı şekillerde vücut bulmuş ve çağların değişimiyle bugünkü anlamını kazanmıştır. Cumhuriyetin kökeni antik çağlara kadar gider. Antik Yunan’da Atina, doğrudan demokrasiye dayalı bir yönetim biçimiyle halkın karar alma süreçlerine katılımını sağlamıştı. Ancak bu yapı, tam anlamıyla bir cumhuriyet değildi; çünkü vatandaş sayılan küçük bir azınlık dışında geniş halk kitleleri, özellikle köleler ve kadınlar, bu sürece dâhil edilmemişti. Buna rağmen, Atina’daki doğrudan demokrasi denemesi, cumhuriyet fikrinin temellerinden birini oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu ise Cumhuriyet kelimesini gerçek anlamda tarihe kazandıran ilk medeniyet olarak kabul edilir.

Bizim Denizler

KAZANILAN ZAFERLERİN YANSIMASI: MUDANYA MÜTAREKESİ

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun teslim olması, ardından Sevr Antlaşması’nın dayatılması ve Anadolu’nun işgale uğraması, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan Milli Mücadele’yi zorunlu kıldı. 1922 yılına gelindiğinde ise Türkiye, Batı Cephesi’nde kazandığı zaferlerin ardından yeni bir döneme giriyordu. Bu zaferlerin sonrasında Mudanya Konferansı’nın düzenlenmesi ve Mudanya Mütarekesi’nin imzalanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda yeni bir statü kazanmasının yolunu açtı. Bu yazıda, 3 Ekim 1922’de başlayıp 11 Ekim 1922’de sona eren Mudanya Konferansı’nın ayrıntılarını ve Türkiye’nin geleceği üzerindeki derin etkilerini inceleyeceğiz.

Bizim Denizler

PREVEZE ZAFERİ: AKDENİZ’DEKİ OSMANLI ÜSTÜNLÜĞÜNÜN ŞAHLANIŞI

Preveze Deniz Zaferi, 27 Eylül 1538’de Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının, Andrea Doria liderliğindeki Haçlı donanmasını mağlup ederek Akdeniz’deki hakimiyetini kesinleştirdiği unutulmaz bir deniz savaşıdır. Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğu’nun denizlerdeki üstünlüğünün Avrupa devletleri tarafından kabul edilmesine yol açtı ve Osmanlı’yı Akdeniz’in hakimi yaptı. Yüzyıl, Akdeniz’in iki büyük güç olan Osmanlı İmparatorluğu ve Hristiyan Avrupa devletleri arasında çekişme yaşadığı bir dönemdi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı İmparatorluğu, hem karada hem de denizde sınırlarını genişletiyordu. Doğu Akdeniz’de fethedilen Rodos Adası (1522) ve 1534’te Cezayir’in Osmanlı himayesine girmesi, Avrupa’yı tedirgin etmişti. Venedik, İspanya ve Papalık, Osmanlı deniz üstünlüğünü kırmak için birleşerek bir Haçlı donanması oluşturdular. Bu donanmanın amacı, Osmanlı’yı Akdeniz’den söküp atmaktı. Haçlı ittifakında İspanyol, Venedik, Papalık ve Malta donanmalarından oluşan bir filo Andrea Doria’nın komutasına verildi.

Bizim Denizler

98 YIL ÖNCE KAZANILAN KABOTAJ KANUNUNUN GEREKLİLİĞİ

Kabotaj Kanunu, 20. Yüzyılın başlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını güçlendirmek için atılan önemli adımlardan biridir. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun, Türkiye’nin deniz ticaretinde yabancı devletlerin etkisini sona erdirmeyi ve milli ekonomiyi denizcilik alanında kalkındırmayı amaçlamıştır. Kabotaj Kanunu’nun gerekliliği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancı devletlere verilen imtiyazlarla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı Devleti, deniz ticaretinde güçlü bir konuma sahipken, özellikle 19. Yüzyıldan itibaren Avrupalı devletlerle yapılan anlaşmalar sonucunda bu avantajını kaybetmişti.

Bizim Denizler

İRAN İLE TARİHSEL DOSTLUĞUN SANATA YANSIMASI: ÖZSOY OPERASI

19 Haziran 1934, Türk ve İran tarihinin akışını değiştiren bir geceydi. O gece, Ankara Halkevi’nin sahnesinde, iki milletin ortak değerlerini ve dostluk bağlarını anlatan bir eser sahneleniyordu: İlk Türk operası Özsoy. Bu tarihi olaya tanıklık edenler sadece Atatürk ve Rıza Pehlevi değildi, aynı zamanda iki ülkenin de seçkin isimleri ve halkları vardı. Özsoy operası, sıradan bir eser olmanın ötesinde, özel bir misyon üstlenmişti. Cumhuriyet’in ilk operası olma unvanını taşıyan bu eser, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye ziyareti onuruna hazırlanmıştı. Eserin librettosu Münir Hayri Egeli’ye aitken, bestesi ise o dönemde henüz 27 yaşında olan genç yetenek Ahmet Adnan Saygun’a emanet edilmişti.

Bizim Denizler

ÇOK YÖNLÜ BİR DEVLET ADAMI PORTRESİ: ALİ FETHİ OKYAR

29 Nisan 1880’de Makedonya-Pirlepe’de doğan Ali Fethi Okyar, çok yönlülüğüyle sürekli kendisini geliştiren bir devlet adamı olarak 7 Mayıs 1943 tarihinde İstanbul’da ölmüştü. Ali Fethi Okyar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında iz bırakan bir asker, diplomat ve siyasetçidir. Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Osmanlı ordusunda çeşitli görevlerde bulundu.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!