KAVRAM OLARAK LAİKLİK… UMUT MERİÇ BERBEROĞLU BAKIŞ AÇISIYLA
Okullarda din dersleri kaldırılarak yerine ahlak bilgisi dersleri Din ve devlet işlerinin ayrılmaya başlamasıyla birlikte; laisizim,...
Mod seçin, deneyimini kişiselleştirin.
Okullarda din dersleri kaldırılarak yerine ahlak bilgisi dersleri Din ve devlet işlerinin ayrılmaya başlamasıyla birlikte; laisizim,...
Anı tarzında yazılmış romanımızın yazarı Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı, 1890 yılında Girit’te doğmuş 1973 yılında İzmir’de hayata gözlerini yummuştur. Yazar Musa adını; doğum gecesi annesinin rüyasında gördüğü Musa Peygamberden, Cevat ismini Sadrazam olan amcası Cevat Paşa’dan, Şakir ismini de tarihçi, yazar ve vezir olan babası Mehmet Şakir Paşa’dan almıştır. Romanımızın kahramanı olan Mahmut ismindeki Bodrumlu zatta, adeta çocukluğundan beri denizci olma arzusuyla yanıp tutuşan Cevat Şakir’in hayata bakışının izleri görülmektedir. 1911 Trablusgarp Savaşı öncesi ve sonrasında geçen romanımız, Cevat Şakir’in kaleme aldığı ilk romanı olup 1945 yılında yazılmış ve 1946 yılında basılmıştır.
TARİHTE ERMENİLERİN VARLIĞI
Ermeni halklarının eski geçmişleri Küçük Asya ve İran platoları arasında yayılan Ermeni Yüksek Platosunda şekillenmiştir. Bölgenin güney sınırını Mezopotamya oluşturmakta, kuzeyde ise Küçük Kafkasya Dağları yer almaktadır. Ermeniler aslen İndo-Germen milletlerindendir. M.Ö. 3-4. Bin yıllarında Ermeni halkı şekillenmeye başladı M.Ö. 1. Bin yılda bu şekillenme kuruluşla tamamlandı. Sümer devleti kayıtlarına göre İncil’de geçen Ararat- Hayastan’la (Ermenistan) bütünleşen Arat’ta erken devlet oluşumu belirmiştir. Bu halklar kendilerini “HAY” olarak betimlemişler bu isim eski dönem kaynaklarında yer almıştır. Daha sonra bu halklara yabancı kaynaklarda Armen halkı yaşadıkları şehre Armenia ismi verilmiştir. Hitit kaynaklarına bakıldığında ise Armenia’nın kuzey ve doğusunda Hayasa krallıklarının varlığından bahsedilmektedir. M.Ö. 200’lü yıllara kadar Ermenistan’da Haykazunların Yervanduni sülalesi hüküm sürmeye başladı. Ermenistan adından Akemenik Kralı 1. Darius Behistun yazıtlarında eski Farsça ve Elamca bölümünde Armenia, Babilce de ise Urartu olarak anılır. Hıristiyanlık’tan önce Armenia’da Pagan dini yer aldı. Zıvartnots Katedrali Ortaçağ’ın Ermeni mimarisi olarak karşımıza çıkar.
Su Kaynakları Bakanı Li Guoying, Beijing’de düzenlenen Dünya 18’inci Su Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Çin’in akarsu ve göllerinin durumunda, son yıllarda çok ciddi olumlu gelişmelere tanık olunduğunu söyledi. Su Kaynakları Bakanı’nın açıklamasına göre Çin’de, su toplama sahası 50 kilometrekareden geniş bir bölgeye yayılan 45 bin 203 akarsu ve kalıcı su yüzeyi bir kilometrekareyi aşan 2 bin 865 göl bulunuyor.
HAKARET NEDİR?
Hakaret kelimesi Türkçe anlamıyla; hakir olma, adi ve itibarsız olma demektir. Arapçada türetilen hkr köklerinden doğmuştur. Hakr sözcüğüyle eş anlamlıdır. Hakaret kelimesi tarihte ilk kez 1391 senesinde 1. Hor ve hakir olma, 2. Tahkir etme, aşağılama anlamlarıyla karşımıza çıkar.
Hakaret sayılabilecek kelimelerin kullanılmasına dair suç Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesine göre düzenlenmiştir. Buna göre; kişinin onur, saygınlık ve şerefini küçük düşürecek ve rencide edecek sözlerin kullanılması halinde hakaret suçu işlenmiş olur.
Cumhuriyet kurulduktan sonra dini eğitimde atılan adımlar Atatürk’ün iç dünyasını yansıtmıştır. Atatürk’ün din ve din eğitimi hakkındaki görüşleri Fransız Gazeteci Maurice Perno ile yaptığı röportajdan anlayabiliriz. Gazeteci Gazi Paşa’yı ziyaret ederek sorularını yöneltiyor:
Gazeteci: Şu halde yeni Türkiye’nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül (eğilim) ya da mahiyet (nitelik) olmayacak demek?
Atatürk: Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz. Gazeteci daha fazla izahat ve bilgi almak istiyordu.
Boynu vurularak idam edildiğinde 80 (veya 85) yaşındaydı. Ömrünün neredeyse tamamı denizlerde geçmişti. Karaman’dan İstanbul’a getirilen ailesi bir süre sonra Gelibolu’ya göçmüş ve oraya yerleşmiştir. Adeta bütün şartların gemici yetiştirmeye uygun olduğu bir zaman diliminde doğar. 1465 veya 1470 yılları arasında doğduğunda, babası ona Muhittin Piri adını verir. Tahsilinin ayrıntıları bilinmemekle birlikte, doğduğu şehirde aldığı ilk eğitim yanında, özellikle küçük yaşlarından itibaren amcasının yanında bulunarak denizcilikle ilgili bilgileri yaşayarak öğrenmiştir. Amcası ünlü Kemal Reis’tir. Denizcilik mesleğine yakın bir çevrede büyümesi, hayatını şekillendiren ve özellikle de Kemal Reis gibi gerçekten Akdeniz’de nam salmış ünlü bir denizcinin yeğeni olması, tarihin onu Piri Reis olarak hatırlayacak olmasının en önemli faktörüdür. Pir Muhiddin, on bir yıl, zamanın ilim ve irfan üssü olarak kabul edilen ve Balkanların anlam ve bilgi kökü olarak görülen, Gelibolu’da zamanın âlim ve hocalarından iyi bir eğitim alır. Hangi tür dersler aldığı tam olarak bilinmese de devrin bilinç kodları göz önünde bulundurulduğunda dil, mantık, vb. ile Kuran, Hadis ve hayat ilimlerine kadar geniş yelpazede bir eğitim görür.
Çocukluk çağları ve ilk eğitiminin ardından başlayan denizcilik günleri amcası Kemal Reis’in onu yanına alması ile başlamıştır. Söz konusu yıllar, tıpkı Kemal Reis gibi birçok Türk denizcinin Akdeniz’de dolaştığı bir döneme rastlar. Bu süreçte tıpkı başka diğer Türk denizcileri gibi, Akdeniz’de dolaşarak korsanlık ya da akıncı leventlik diye tabir edilen, yarı bağımsız bir sistem içinde denizcilik faaliyetleri yürütmüşlerdir. Bu faaliyetler sırasında kışın elverişli limanlarda konaklayarak, yazın da karşılaştıkları kimi gemilere el koyarak, kimi kıyı ve adaları ele geçirerek savaşmışlardır. Akdeniz’deki mücadeleler devam ederken kazanılan başarılar önceleri gazi levent olarak mücadele eden Kemal Reis ve diğer denizcilerin Devlet-i Âliyye’nin çatısı altına çağrılması ile sonuçlanır. Navarin Kalesi’nin alınması Piri Reis’in hediyelerle birlikte İstanbul’a Yıldırım Beyazıt’ın huzuruna çıkabilmesini sağlamıştır. O sıralarda Akdeniz başta Venedik, Ceneviz ve diğer kuzeybatı Akdeniz devletleri tarafından kontrol altında tutulmaktadır ve bu şartlar altında Osmanlı özel bir gemicilik sistemi ile Akdeniz’deki faaliyetlerini yürütmüştür. Denizcilik cesaret, kahramanlık, taktik ve stratejik bilgi isteyen bir iştir.
“Zeki insan sorunu çözebilen insandır, Bilge insan ise sorunu önleyen”
Albert EINSTEIN
O halde, her ikisini de beceremeyene ne denir?
Mümin KIR
Su ve kara ekosistemlerimiz kıymetlidir. Suyumuzu, havamızı, toprağımızı katı-sıvı-gaz kirleticilerden koruyarak çevremizi kirletmemeli, biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliğine etki etmemeliyiz. Bizlere bu acil üç başlıkta yapmamız gerekenleri Şubat 2021’de açıklanan “Doğayla Barışmak: İklim, Biyoçeşitlilik ve Kirlilik Gibi Acil Durumlarıyla Mücadele için Bilimsel Plan” adlı BM Çevre Programı(UNEP) Raporu bildirdi. 9 Kasım 2021 tarihli UNEP İklim Durumu: İklim Eylem Notu’nda da insanlık için kırmızı kod tanımı ile iklim acil durumu ortaya kondu. Şimdi yok sayamayacağımız, kaygılı olmanın yeterli olmadığı korkmanın gerektiği bir konumdayız. Ne yapmalıyız? Cevap: Sürdürülebilir yaşam kültürü ile yaşamalıyız. Sözün özü en iyi atık-enerji-su yönetimi yapmalı, kaynak verimli ve mevcut en iyi teknolojileri kullanarak ilerlemeliyiz.Tüketim için seçimlerimiz ve tarzımız mühim.Envai çeşitli plastikleri her yerde kullanarak plastik atık çıkarırız.Plastik en iyi atık yönetimi önceliklemesine göre Atık oluşturmama; Atık çıkıyorsa en azını başarma; Mümkünse yeniden kullanma; Geri Dönüşüm/İleri Dönüşüm; Enerji ve/veya malzeme geri kazanımı; Bertaraf sıralamasıyla yaşamımızda olmalı ve döngüsel ekonomide değer yaratmalıdır.
Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi
Sürdürebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı
Gemiler seyir yaptıkları bölgeler ve taşıdıkları yüklerin durumlarına paralel olarak belirli bir risk taşırlar. Bu işin doğasında olan bir durumdur. Zaman zaman kullandığım ünlü yazar Paula Coelho’nun Gemi limanda güvendedir, ama gemiler limanda beklemek için yapılmazlar sözü çok doğrudur..
Her Şirket veya gemi mevzuat ve gereklilikten dolayı risk planlarını ve acil durum prosedürlerini kendisi yapar. Plan ve prosedürler birbirlerine içerik olarak benzeseler dahi geminin tipi, yükü, seyir bölgesi ve hatta yaşı itibariyle birbirlerinin kopyası değil kendine has özellik taşımak zorundadır. Örneğin genel anlamda bir tankerin taşıdığı risk ile kuru yük gemisinin taşıdığı risk aynı değildir. Korsan saldırıların olduğu batı Afrika sahillerine seyreden bir geminin riski ile kuzey Avrupa ülkelerine seyreden bir geminin riski de aynı değildir. Yeni yapılmış bir gemi ile yaşı 30’u geçmiş bakımsız bir geminin riskleri de farklı olabilir. Bu nedenle risk analizlerini yaparken ve bu risklere göre önlem alınacağı zaman gemi ve sefer bölgelerine göre mevcut ve potansiyel riskleri değerlendirmek gerekecektir.
20 sene önce iklim değişikliği ve buna bağlı olarak geleceğin gemi yakıtları konusunda bir makale yazacağımı aklımdan geçirmezdim.
Son 20 sene içinde oluşan anormal doğa olayları, seller, söndürülemeyen orman yangınları, her sene rekor kıran hava sıcaklıkları bir şeylerin normal gitmediğinin göstergesiydi.
Gezegenimizde yaşayan her insan küresel iklim değişikliğinin nedenidir, yani karbon ayak izi oluşturur. Küresel iklim değişikliği gibi tüm gezegenimizi etkileyen insan kaynaklı bir sorun bireysel eylemler ile farkındalık yaratabilir (burada bizlere Greta Thonberg’ in bireysel eylemlerini alkışlamak düşüyor) ya da tüm dünya ülkeleri ortak hareket ile sera gazlarının azaltılması (doğru yaklaşım sıfırlanması olmalıydı) ve sonucunda küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması konusunda kurullar oluşturup kararlar alabilirler. Çok geç kalınsa da 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından Paris’te düzenlenen iklim konferansı bu konuda atılan en önemli adımdı.
Bilindiği gibi Ağustos 1914’te, o günlerde “Büyük Savaş” olarak anılan I. Dünya Savaşı başladığında Osmanlı Devleti, Türk-İtalyan ve Balkan savaşlarının ağır sonuçlarını henüz atlatamamıştı. Üsküp, Selanik ve Manastır gibi Balkanların önemli merkezleri kaybedilmişti. İngiltere ve Fransa’nın Rusya ile yakınlaşması, Osmanlı’nın ise II. Abdülhamit döneminden beri gelişen Almanya ilişkilerine daha fazla önem vermesine yol açtı. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak 2 Ağustos 1914’te, İstanbul’daki Alman elçisi ile Rusya’ya karşı gizli bir savunma ittifakı imzalandı ve aynı gün seferberlik ilan edildi. 29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasına katılan Yavuz Sultan Selim ve Midilli’nin Karadeniz’de Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamasının ardından, Rusya 2 Kasım 1914’te Osmanlı’ya savaş ilan etti ve böylece Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdi. Bu süreçte İngiliz donanması da Çanakkale Boğazı önlerinde bulunuyor ve 3 Kasım 1914’te boğaz girişindeki tabyaları bombardımana tutuyordu.
Merhaba Dostlar;
Çocukluk yaşlarımdan buyana çizgi roman okumayı oldum olası hep sevmişimdir. Her ne kadar o dönemlerde bu yayınlar yanlış bir tespitle zararlı yayın diye adlandırılsa da, okuma alışkanlığı edinmemde çizgi romanların önemli katkısı olduğunu yadsıyamam. Zaman içerisinde teknolojinin ilerlemesi ile çocukluğumda severek okuduğum, çizgi roman kahramanlarını sinema sahnesinde muhteşem efektlerle izleme imkanına ulaştığım kırklı yaşlarımda hala bu kahramanlara sempati beslemekten kendimi alamam.
Aganta Burina Burinata
Moby Dick – Herman Melville Moby Dick;Herman Melville Amerikalı yazar Herman Melville’in dünyaca ünlü romanıdır. “Bana...
Ne zaman seçim sürecine girilip oy isteyen adaylar ortaya çıksa, başımı dinlemek için kendimi edebiyat denizinin tuzlu sularına atarım. Orada yüzerken ilginç bulduğum metaforlar yani benzetmelerin başında edebiyat dünyasının düşsel varlıkları gelir. Bunlardan biri ‘Fastitocalon’ yani Canavar Balina, adını duydunuz mu bilmiyorum, Aziz Brendan söylencesinde, Binbir Gece Masalları’nda veya ‘Acaibü’l Mahlükat’ isimli eserde eski denizcilerin gözleriyle şahit olduğu, okyanusların derinliklerinden gelen ve her türlü kötülüğü acımasızca yapan devasa bir kaşalot olarak anlatılır. Eski Ahit ‘Süleyman’ın Meselleri’nde ise kahpeliğin simgesidir. Piri Reis bile o meşhur dünya haritasında fastitocalon canavarını göstermiştir.
1993 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 22 Mart tarihini “Dünya Su Günü” olarak ilan edilmiş; dünya ülkelerinin giderek...
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
