URAL DAĞLARI’NDAKİ TÜRKLER. BAŞKURTİSTAN İZLENİMLERİ..CEM KIRAN YAZDI
Türklerin geldiği toprakları ülkemizde pek az kişi bilir, bilenlerin bir kısmıda bu konuyu ajite ederek, Rusya’nın...
Mod seçin, deneyiminizi kişiselleştirin.
Türklerin geldiği toprakları ülkemizde pek az kişi bilir, bilenlerin bir kısmıda bu konuyu ajite ederek, Rusya’nın...
Mindfulness son yılların popüler kavramlarından biri olarak yaşamımızda. Türkçeye genellikle farkındalık olarak tercüme ediliyor. Farkında mıyız? Neyin, ne kadar farkında olmalıyız? Farkında olmamak kendimizle mi ilgili? yoksa kendimiz dışındaki her şeye karşı bir sorun mu? Bu sorunun boyutu saygı, nezaket, özen, şefkat, affetmek, kabul etmek gibi çok boyutlu bir prizma ya da sabır küpü gibi elimizde değiştirdiğimiz bir konu mu?
Kılavuz kaptanların ne denli zor şartlarda sürdürdükleri görevleri ve özellikle gemiye iniş çıkış manevralarında hayatlarını kaybedebilecekleri uzun süredir denizcilik kamouyunu meşgul etse de kesin bir çözüm üretilemiyor. Denizcilik sektörünün tüm paydaşları deniz insanlarının yıpranma hakkının geri gelmesinin zorunlu olduğunun altını çizerken kılavuz kaptanların iş güvenliğinin sağlanmasının hayati önem derecesinde gereksinim olduğunu savunuyor. Camiayı üzen son olay Yalova’da meydana gelirken İTÜ Denizcilik Fakültesi 1981 mezunu başarılı ve sevilen bir kılavuz kaptanın hayatını kaybetmesiyle yaşandı. Çiftlikköy gemi demirleme sahasında Alhena adlı gemiye yanaştığı sırada Yalova Pilot 2 isimli botta bulunan kılavuz kaptan Cafer Kıribrahim, dengesini kaybederek denize düştü. Deniz polisinin ilk müdahalesine rağmen Kıribrahim, 112 acil servis ekipleri tarafından kaldırıldığı Yalova Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Kaptan Cafer Kıribrahim’in cenazesi bugün (19 Temmuz) İkindi namazının ardından Karacaahmet Şakirin Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Denizcilik camiasını yasa boğan ve soru işaretlerini tekrar gündeme getiren kaybın ardından 3 deneyimli kaptan değerli görüşlerini paylaştı.
Bizim, Anadolu’da işimiz neydi? Biz yabancı devletlere alet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü. Sonunda ne oldu. İşte, bugün kardeşiz. Hata idi Anadolu hareketi… Hem de muazzam bir hata bu savaş gereksiz bir savaştı.
Yunan General Trikopis…
Kurtuluş Savaşımız ile ilgili hafızamı tazelerken aşağıdaki sorular hep ilgimi çekmiştir. Ancak bu soruları 10-15 sayfa içerisinde özetlemek de o kadar zor ki. Biraz vakit bulup/ayırarak bu konularda hazırlanmış 13 ayrı Doktora/Yüksek Lisans tezini inceleyerek nispeten özet bir doküman hazırlamaya çalıştım. Cevap aradığım sorular şunlardı:
– Yunanlılar I. Dünya Savaşına katılmadığı halde nasıl olup da biten bir savaştan sonra Anadolu’yu İşgale ve Türkleri katletmeye girişebilirdi?
– Yunanistan böyle bir hareketi tek başına ve kendi inisiyatifi ile yapmış olabilir miydi?
– Yunanistan’a destek veren ülkeler Türk’lerin katledilmesine nasıl böyle seyirci kalabilirdi? Türklerden bu nefretin sebebi neydi?
– Osmanlı’nın Kuruluşundan günümüze Dış Politika’ da bu kadar yalnız kalma sebebi ne olabilirdi?
– Yunanistan’ın bağımsızlık ilanı ve sonrasında Osmanlı’nın hataları var mıydı? Neydi bunlar? Bir Balyoz benzeri Olay geçmişte de yaşanmış mıydı?
Bu soruların hepsine tam olarak cevap verebilmek oldukça zor. Ancak yine de elimden geldiğince ve okuyucuyu sıkmayacak şekilde 10-15 sayfa içerisinde hazırlamaya çalıştım.
Umarım hayal kırıklığı yaşatmam sizlere.
Saygılarımla. Mehmet ASAL
Konteyner navlunlarının 2021 ve 2022’nin ilk yarısında tavan yaptığı bir donemde özellikle ABD Limanlarında Demurrage ve Detention maliyetleri de zirve yapmış ve etkileri son tüketicilere olumsuz yönde yansımıştır. Bu yansıma o denli etkili oldu ki Başkan Biden duruma el koymak zorunda kaldı ve Meclis ve Senato’dan Demurrage / Detention uygulamalarınI kısıtlayan kanunlar geçirdi. Başkan bu sorunu doğru mu yorumladı aldığı kararlar denizcilik ve hukuk açısından doğru uygulamalar mıydı, gerçek sorunu halledici doğrultuda alınmış bir karar mıydı tartışmasına girmeden konuya bir nebze olsun uzak olan okuyucularımız için Konteyner taşımalarında Demurrage ve Detention terimlerinin anlamlarına değinmek isterim; çünkü bu iki terim Konteyner taşımacılığında hayati önem taşıyan çok önemli terimlerdir. Demurrage, alıcının kendine gelen hamuleyi (burada konteyneri) kendine tanınan zaman süresi içinde limandan çekmediği takdirde taşıyıcı tarafından tahakkuk ettirilen cezai bir ücrettir.
Bir ülkenin deniz gücünü tanımlarken sanırım buna en iyi örnek 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı’dır diyebilirim. Bu harekât Kore Savaşı’nı saymazsak Cumhuriyetin ilanından 51 yıl sonra, ülkemizin askeri gücünü denizaşırı bir toprak parçasına; Kıbrıs’a aktararak, Kıbrıslı Türkleri, Rum ve Yunan ikilisinin mezaliminden kurtarmış ve onlara bağımsızlığı sağlamıştır. Türkiye bu operasyonu garantör ülke statüsü ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini kullanarak gerçekleştirmiştir. Denizgücü sözcüğüne geri döndüğümüzde karşımıza Türk Deniz Kuvvetleri ve ticaret filosu gemilerinin ortaklaşa görev yapması anlaşılmalıdır. Deniz gücü, donanma gücünden çok fazla bir şeydir. Deniz gücünün içine, sadece savaş gemileri değil ticari filosu gemileri ve kuvvetli bir anavatan girer. Deniz gücü, bir milletin deniz üstünde veya deniz yoluyla büyüklüğünü mümkün kılan, her şeyi içine alan geniş bir konudur. Bu makalede, harekâtta yer alan ticaret gemilerine yer verilecektir.
Günümüzde; iğneden ipliğe, iç çamaşırımızdan dış giysimize, yediğimizden içtiğimize, aracımızdan cihazımıza, her türlü teknolojik üründen, ekmek yaptığımız buğdayımıza kadar yaşamımızın vazgeçilmezleri arasında bulunan ve aklımıza gelen her şeyin ama her şeyin %80’i yani ihracat ve ithalatı kapsayan dünya ticaretinin %80’den fazlası deniz yoluyla, deniz ulaştırması ile sağlanmaktadır. Ayrıca ülkelerin stratejik güvenliğinin çok önemli bir bölümü de denizlerde veya denizlerden sağlanmaktadır.
Çok uzatmayacağım, deniz nedir biliyor musunuz? Tabii ki biliyorsunuz ama yine de unutanlara veya bilmeyenlere hatırlatalım. Deniz; egemenliktir, ekmektir, sudur, hayattır, onurdur, prestijdir, güvenliktir, medeniyettir, deniz her şeydir.
O halde, kim ki denizlerinizle uğraşıyorsa ona/onlara çok dikkat edin ve kim ki denizcilerinizle uğraşıyorsa ona/onlara iki defa çok dikkat edin, zira üçüncüsü zaten olmaz.
Denizci olmak, benim için çok uzun yıllar süresince sahilde, gülen yüzümü karartmadan, dimdik eşimin yolunu beklemek demekdi. Hiç haberleşmeden birbirimize tam güvenle ve tam iyimserlikle; yaşam nehri önünüze ne beklenmedik engel çıkarırsa çıkarsın, işleri yoluna koyma azminde, kararlılığında basiretle durabilmeyi sürdürmek demekdi. Eşim denizde tüm vatanımız için tüm benliği ile görevinin başındayken, ben de tüm benliğimle denizcinin limana dönüşünde halatı atacağı iskeledeki baba olarak sapasağlam durabilmekten gurur duyardım.
Başlarken: Değerli okurlar, birazdan okuyacağınız“Kıbrıs’ta kahrolduğum an” isimli makalemi 25 Şubat 2020 tarihinde yayımlamıştım. Daha sonra 17 Eylül 2020 ve 20 Temmuz 2021 tarihlerinde giriş kısmına küçük ilaveler yaparak iki defa daha yayımladım. Okumakta olduğunuz bu küçük açıklamayla birlikte bu makalemi dördüncü defa yayımlamış oluyorum.
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’mız ve birkaç hafta sonra 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’mızın yıl dönümü olması vesilesiyle yazıyı bir defa daha okurlara sunmak istedim.
Aziz Cumhurbaşkanım Rauf Denktaş’ın muazzep edilen ruhu huzura kavuşturuluncaya kadar gerekirse onlarca defa daha bu yazıyı yayımlayacağım.
3 Temmuz 2022
Denizleri seven ve ufkunu geliştirmek için Deniz Kartalı haber portalına değer veren değerli okuyucularına, dünya tarafından görülmek istenmeyen, hep kötü haberleri ile karşımıza çıkarılan Rusya ve onun kalbi olan Moskova’dan selamlar olsun. 2017 yılından bu yana, büyük Türk milletinin merak edeceği pek çok konuyu kameramla Rusya’dan sizlere aktarmaya çalışıyorum.Rusça bildiğim için Rus kaynaklarından edindiğim tüm bilgilerle araştırmasını yaptığım yüzlerce görselle bu bilgileri birleştiriyorum. Ulusumuzun yanı başımızda olan dünyanın en büyük toprak ve kaynaklarına sahip Rusya’yı tabiri caizse önünüze getiriyorum. Burada bulunmama sebep olan Deniz Kartalı kurucusu Sevgili Gökhan Karakaş’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Shipping Route İstanbul (SHIPROUTE ’26), 40 ülkeden 700’e yakın denizcilik liderini Divan Kuruçeşme’de bir araya getirdi. Almanya’nın misafir ülke olduğu dev buluşmada küresel navlun piyasalarından yeşil dönüşüme, jeopolitik risklerden deniz finansmanına kadar sektörün geleceği masaya yatırıldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
