İftihar kaynağımız MİLGEM’in doğuş öyküsü
İftihar kaynağımız MİLGEM’in doğuş öyküsü İnsanı insan yapan hasletler vardır. Bunların bazıları doğuştan gelen kişilik...
Mod seçin, deneyiminizi kişiselleştirin.
İftihar kaynağımız MİLGEM’in doğuş öyküsü İnsanı insan yapan hasletler vardır. Bunların bazıları doğuştan gelen kişilik...
Sivil ve sade bir Türk vatandaşı olarak, ülkemizin millî menfaatleri ve millî güvenliği hususlarında izlenmesi gereken siyasetlerle ilgili kafa yoruyor ve düşüncelerimi yazılarım vasıtasıyla kamuoyuna aktarıyorum.
Asker kökenli ve konunun “meslekten” uzmanı olmadığım için, özellikle millî güvenlik konularında doğru ve açık kaynakları takip ederek bilgilenmeye çalışıyorum.
NATO konusu askerî ve siyasî bir ihtisas alanı olduğundan, işin askerî tarafını pek çok farklı kaynak okumalarıyla irdelerken, çok güvendiğim ve değer verdiğim bazı komutanlarımızın görüşlerinden de yararlanıyorum.
NATO bağlamında değerlendirmek istediğim Millî Ordu konusunda, mevcut bilgi ve görüşlerimi daha da derinleştirmek açısından çok kıymetli iki komutanımızı telefonla arayarak görüşlerini aldım.
Her ikisinden de müsaade aldığım için, yazı içinde görüşlerini aktaracağım.
NATO’dan çıkmalı mıyız?
Başlarken: Böyle önemli ve hacimli bir konuyu bir makalenin sınırları içerisinde tutmak hakikaten çok güç. Elimden gelen en sade biçimde yazmaya gayret edeceğim. Tarihsel arka plana girmeyeceğim. Ayrıca pek çok konuyu kısaltmak ya da hiç yer vermemek yöntemini benimseyeceğim. Yine de uzunca bir yazı olacağını tahmin ediyorum. Umarım ilgiyle okursunuz.
***
Mersin’in sıcağı ve özellikle nemi olanca boğuculuğuyla üzerimize çökmeye başladığı için, hafta sonları eğer zorunlu değilse evden dışarı adım atmıyorum.
Geçtiğimiz hafta sonunu evde geçirirken, bir ara, namuslu ve vicdanlı gerçek bir aydın olan sevgili yeğenim Mert’le (Özge) telefonda oldukça doyurucu bir sohbet yaptım.
Birazdan okuyacağınız yazıya bu verimli sohbetin ilhamıyla başlıyorum.
***
Balıkçılık Küresel Bir Meslek Dalıdır.
Ulu önder Atatürk’ün önemli söylemlerinden biri de “ Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir” tanımlamasıdır. Günümüz iktidarı dâhil gelmiş geçmiş iktidarlar insanların var olduğu süreçten günümüze intikal eden balıkçılığı çok ilginçtir; bir meslek olarak görmemişlerdir. Buna karşın son yüzyıl içerisinde kapıcılık diye bir meslek grubu yokken günümüzde “apartman yönetimi” adı altında bir meslek grubu oluşturulmuştur. Bu kişiler genelde kırsal kesimde toprağa bağlı üretici/çiftçi iken, şehirde tüketici olmuşlardır. Günümüzde Cumhuriyet kapıcıların kimsesi olurken, Türkiye‘yi yönetenler çok önemli yaşamsal, projesi sonsuz, protein açısından zengin bir besin kaynağı olan sucul canlıları, doğadan avcılıkla veya kültüre alarak yetiştiricilik yoluyla üreten balıkçıyı, meslek kabul etmeyip, tarım sektörü içinde çiftçi olarak görmüştür.
Şüphesiz bu görüşü benimseyen ve balıkçılığı kendi siyasi emel ve devamlılıklarının hanesinde barındırmak isteyen “Tarım ve Orman Bakanlığı” kendi uzmanlık alanlarında saygın bir meslek grubu olmalarına rağmen, balıkçılığın tarım statüsünde kalmasında ısrarcı olmaları, kamuda ve halk arasında saygınlıklarına gölge düşürdüğü yadsınamaz.
Türkiye’de Kılavuz Kaptanlığın Tarihi (Murat Koraltürk) ve Kılavuzluk Hizmetlerinin Kurucusu Emekli Fırkateyn Kaptanı Süleyman Nutki Bey
Günümüzde hangi mesleğe sahip olursak olalım, o mesleğin tarihini bilmezsek, geçmişle bağlantı kuramaz ve mesleğimizi geleceğe taşıyamayız. Mesleğin tarihi en iyi yazılı belgelerden, başta kitaplar olmak üzere, arşiv belgelerinden, efemeralardan, raporlardan, makalelerden, gazete yazılarından ve sözlü tarih çalışmalarından elde ederek yazmak mümkün. Ama en önemlisi bu işe meraklı, hevesli, gönül vermiş kişiler. İşte Dr. Öğretim Üyesi Murat Koraltürk titiz ve nadide eserleri ile aşağıda kısa bilgiler vereceğimiz meslek tarihimizin kitap yazarı olarak karşımıza çıkıyor.
29 Nisan 2022 tarihi, vatanın çok kıymetli evlâdı, eşsiz değerdeki insan Oramiral Özden Örnek’in bizlere veda ederek sonsuzluğa ulaşmasının dördüncü yıl dönümü.
Rus donanmasının amiral gemisi Moskova’nın Karadeniz’de batması iki aya yakın zamandır süregelen savaşın şu ana dek en önemli olayı olarak görülüyor.
MEHMET ASAL YORUMLADI
Ülkemizdeki iktidarın bazı politikalarını değiştirme ihtiyacı hissetmesi, sanırım Trump’ın seçimi kaybedeceğinin kesinleşmesiyle başladı. O zamandan bugüne bazı konularda geri adımlar atılıyor. Ukrayna savaşının sonucuna bağlı olarak bu durumun artacağı öngörülebilir.
Bu ani değişim şimdilik Doğu Akdeniz’de olumsuz etkilerini göstermeye başladı. Geliniz, çok özet olarak konuyu inceleyelim.
Geçtiğimiz günlerde, ülkelerin savunma harcamalarına ayırdıkları bütçe ile ilgili rakamlar açıklandı.
Listede ABD, her zaman olduğu gibi ilk sırada. Yıllar itibarıyla AB ülkelerinden Fransa, Almanya, İtalya ile topluluktan ayrılan İngiltere ilk 10-12 arasında yer alıyorlar.
(Yani Türkiye’ye düşmanca tavırlarını artıran Batı emperyalizmi silahlanmasını aralıksız ve artırarak devam ediyor.)
2021 yılına bakıldığında en çarpıcı artış Yunanistan’da. Savunma bütçelerini tam 5 kat artırarak 5,49 milyar avroya yükseltmişler. Bu rakamın GSYH’ye oranı %2,58.
Bu tür harcamalarda miktar elbette önemlidir ama savunmaya ayrılan paranın ilgili ülke GSYH’sine oranı o ülkenin niyetini açığa çıkarır.
Yunanistan, 2021’de ABD’den sonra en fazla oransal artışı yapan ülkedir.
Bu ülkenin %2,58 oranına karşı Türkiye %1,89’da kalmıştır.
Denizciliğe ve denizcilere olan yakınlığım
Son yıllarda Türk Deniz Kuvvetleri, denizcileşme ve Mavi Vatan konularında pek çok makale yazdığım için, bazı okur dostlarım bu sonradan gelişen özel ilginin kaynağını soruyorlar.
Anlatmaya çalışayım…
***
Rahmetli babam M. Adil Nane’nin, 5 yaşımdayken beni elimden tutup dükkânımız Naneler Tuhafiye’ye götürmesinin üzerinden tam 50 sene geçmiş…
Yarım asır…
Dile de, yazıya da kolay değil…
Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Shipping Route İstanbul (SHIPROUTE ’26), 40 ülkeden 700’e yakın denizcilik liderini Divan Kuruçeşme’de bir araya getirdi. Almanya’nın misafir ülke olduğu dev buluşmada küresel navlun piyasalarından yeşil dönüşüme, jeopolitik risklerden deniz finansmanına kadar sektörün geleceği masaya yatırıldı.
İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın dört şubesinde 1 ve 2 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde, resmî olmayan sonuçlara göre mavi listeler üyelerin tercihi oldu. İskenderun’da üç, Kocaeli’de iki listenin yarıştığı seçimleri Mavi Liste kazanırken, Karadeniz Ereğli’de ve Aliağa’da tek listeyle seçime katılan ekipler güven tazeledi.
İran ile Irak arasında 22 Eylül 1980’de başlayan ve sekiz yıl süren savaş, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde eşine az rastlanan bir eşzamanlılıkla kesişir. Bu tarihten yalnızca on gün önce, 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri “Bayrak” kod adlı harekatla yönetime el koymuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiş, siyasi partiler kapatılmış ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine girmişti. Türkiye, kendi demokratik rejimini askıya aldığı günlerde, iki komşusunun birbirine karşı topyekûn bir savaşa giriştiğini izlemek zorunda kaldı. Bu çakışma, savaşın Türkiye’ye etkilerini salt bir dış politika meselesi olmaktan çıkarıp, ülkenin iç rejimi, ekonomik yönelimi, basın düzeni ve güvenlik mimarisiyle iç içe geçmiş bir meseleler yumağına dönüştürmüştür. İran-Irak Harbi, Türkiye’nin girmediği, fakat sekiz yıl boyunca her gün içinde yaşadığı bir savaş olarak, hem dış politikanın manevra alanını belirlemiş hem de iç siyasetin ekonomik ve güvenlik gündemini doğrudan şekillendirmiştir.
Arşividen Osmanlı tarihine ışık tutan nadide bir görsel seçkiyi gün yüzüne çıktı. 1909 yılında yayınlanan Şehbal mecmuasının 6. sayısında yer alan ve 10 Mayıs 1909 tarihinde gerçekleşen Sultan V. Mehmed Reşad’ın “Kılıç Kuşanma” (Cülus) törenini belgeleyen 3 fotoğraf, dönemin siyasi atmosferini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır.
Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!
