1. Haberler
  2. Genel
  3. Denizci Genelkurmay Başkanı

Denizci Genelkurmay Başkanı

Son dönemde yoğunluğu azalmış gibi görünse de Doğu Akdeniz ve Türk-Yunan ilişkilerinde çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Ne yazık ki bunların ülkemiz lehine olduğunu söyleyebilmek imkânsız. Yunan, arkasına ABD ve AB’yi de alarak (başta Almanya ile Fransa olmak üzere) şımarıklığını, pervasızlığını ve ‘azgınlığını’ en üst seviyeye çıkarmıştır. Tüm siyasetini ve okul eğitim sistemini Türk düşmanlığına dayalı olarak hazırlayan, gayrı ciddi davranışlar sergileyen kötü niyetli bir ülke var karşımızda. Hedefleri katiyen değişmez: Kıbrıs’ta Enosis ve Yunanistan için de Megalo İdea’dır. (Son dönemde yaptıkları anlaşmalarla (!) ABD’nin sömürgesi hâline dönüştüklerini de hatırlatayım.) Hâl böyle iken, ülkemizi yönetenler geçtiğimiz aylarda Yunanistan'la “ön koşulsuz” her konunun görüşülebileceğini açıkladılar. Bu ne demektir? Yunan’la “Türkiye’nin tapu senedi” Lozan da mı tartışılacaktır? Kaldı ki iktidar Türkiye'nin ikinci tapu senedi olan Montrö’nün bile tartışılabileceği izlenimi yaratmaktadır! ***

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yunanın boş emellerine karşı kararlı, etkili, caydırıcı ve sonuç alıcı eylemlere geçilmelidir.

Yapılması gerekenler bellidir: İlk iş olarak Suriye ve Mısır’ın meşru yönetimleriyle doğrudan ilişkiler başlamalıdır. Mısır’la ‘kapalı kapı’ görüşmeleri başlamıştır ama henüz ortada somut bir sonuç yoktur. Türkiye’ye düşmanlık yapan ABD ile ‘işbirliği’ içinde olan hükümetin bu ülkelerle görüşmek konusunda gösterdiği inat anlaşılır gibi değildir.

Öncelikle Mısır ve Suriye’yle, sonra da İsrail’le Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları imzalanmalıdır. Bilinmektedir ki Mısır, Yunanistan‘la yaptığı deniz yetki anlaşması ile büyük miktarda deniz alanını bu ülkeye terk etmiştir. Halbuki Türkiye ile bu anlaşmayı yapmak, Mısır’ın bu alanları kendi karasularına dahil etmesi anlamına gelmektedir. Buna rağmen iktidarın Mısır’a hasmane politika yürütmesi sebebiyle Mısır zararına olsa bile Yunanistan’la anlaşmayı tercih etmiştir. Benzer durum İsrail için de GKRY hususunda geçerlidir.

Aktif diplomasi izlenerek Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de oluşturduğu ve GKRY, İsrail, Mısır, AB ve ABD’den oluşan ‘şer ittifakı’ etkisiz hale getirilmelidir. Öncelikli olarak da ‘İhvancı politikalar‘ terk edilerek Mısır Türkiye’nin safına çekilmelidir.  Derhal KKTC’de deniz ve hava üsleri kurulmalıdır. KKTC’nin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘ne (KTC) dönüşmesi, bilahare de Türkiye ile bütünleşmesi seçeneği canlı tutulmalıdır.

***

Tüm bu diplomatik girişimler, caydırıcı güç olan Deniz Kuvvetleri ve Donanma ile desteklenmelidir. Buna ilaveten, Donanma en etkin şekilde kullanılmalı, gerekirse sıcak çatışmadan kaçınılmayacağı dosta, düşmana gösterilmelidir.
Fakat bu yapılırken devletin ağırlığını azaltan ve “Gücümüzü test etmesinler” benzeri sözler onlarca defa söylenerek ve hiçbir şey yapılmayarak gayri ciddi duruma düşülmemelidir. Bu nevi sözler tek bir defa ihtar kabilinden söylenir ve sonra da gereken yapılır! Büyük devlet olmak budur.

Bu konularda geç bile kalınmıştır. Fakat çok etkili ve sembolik değer de içeren bir mesaj olarak Cumhuriyet tarihinde daha evvel hiç yapılmamış bir uygulama düşünülebilir.

***

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) bugüne kadar sadece karacılar Genelkurmay Başkanı olabilmiştir. Kara ordusunun asker mevcudunun diğer kuvvetlerden fazla ve yurt sathında yaygın birlikleri olması hasebiyle bu durumun mantığı anlaşılabilir. Ayrıca stratejik askerî gerekçeler de ileri sürülebilir. Fakat özel durumlar özel uygulamalar ister.

Türkiye bir yarımadadır; esasında bir deniz ülkesidir ve mevcut gelişmelerle Deniz Kuvvetleri çok büyük önem kazanmıştır. Çünkü Türkiye’nin savunması denizlerden başlamaktadır. Tüm bu hadsizliklere en büyük cevap deniz üzerinden verilmelidir.

Bu itibarla, bu kritik dönemde Cumhuriyet tarihinde ilk defa olarak Genelkurmay Başkanlığı‘nın bir Oramirale verilmesi ciddi olarak değerlendirilmelidir. Bunun hem gerekçe ve gerekliliği ortaya çıkmıştır, hem de başta ‘şer ittifakı’ olmak üzere bütün dünyaya müthiş etkili bir mesaj olacaktır.

Az evvel söyledim: Büyük devlet olmak öyle boş tehditler savurmakla olmaz. Büyük devlet yaptıkları ile konuşur!

Denizci Genelkurmay Başkanı’nın ön adımı olarak, 2 “Or” kadrosu olan Deniz Kuvvetleri’nde bu sayı 3’e çıkarılabilir. Kıdem sırasına göre görevler; Kuvvet Komutanı, Donanma Komutanı, Genelkurmay II. Başkanı olarak düzenlenir.

Bu uygulamayla eş zamanlı olarak , Genelkurmay II. Başkanlığı’na bir denizci tayin edilebilir. Belirli bir süre sonra da Genelkurmay Başkanlığı bir Oramirale verilir.
Cumhuriyet tarihimizde sadece 1 havacı Orgeneral ve 1 Korgeneral II. Başkanlık görevinde bulunmuş, hiçbir denizci bu göreve getirilmemiştir.

Bu önerim mevcut konjonktürde oldukça güçlü moral etki yaratacak bir girişimdir.

Konuyu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve kamuoyunun takdirlerine sunuyorum.

MEHMET SEMİH NANE

Denizci Genelkurmay Başkanı
0







Bizi Takip Edin