Son Gelişmeler

Yeni Haberler

Deniz Kültürü

DENİZCİLİK BAKANLIĞI…MUTLAKA. MEHMET SEMİH NANE YAZDI

Türk Deniz Kuvvetleri, 1081 yılında kurulan ve 1000 senelik tarihi başarılılarla dolu bir kurumdur. Maalesef Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemlerinde etkisi giderek azalmış ve Türk’ler 20. yüzyıla donanmasız olarak girmiştir.
Elbette ki Türk denizciliğinden bahsederken sadece Deniz Kuvvetleri değil, deniz üzerinden yapılan her türlü ekonomik faaliyet ile kültürel, bilimsel ve sosyal faaliyetler de anlaşılmalıdır.
***

Genel

MERSİN GARNİZONU 2 YILDIZ OLMALIDIR

Devletlerin hayatlarının doğal akışında ve devletler arası ilişkilerde bazı simgelerin büyük anlam ve önemi vardır.
Bu simgeler kimi zaman kişi ismi, kimi zaman olay, kavram, yer ismi veya tarih biçiminde kullanılabilir. Bazen de muhataplara mesaj ve jest niteliği taşır. Bu mesajlar olumlu olabileceği gibi, olumsuzluk da içerebilir.
Simgeler; millî tarihe sahip çıkmak ve millî birliğe atıfta bulunmak, moral üstünlük sağlamak, karşı tarafı baskılamak, gözdağı vermek ve hatta tahrik etmek ve kışkırtmak amacıyla kullanılabilmektedir.
Simgeler vasıtasıyla iç cepheyi tahkim etmek amaçlanırken, aynı zamanda, muhatap ülkelere mesaj vererek hasımları yıpratmak amacı da güdülmektedir.
Bir ülke için önemli olan ve millî/manevi değere sahip bazı olay, kişi ya da tarihlerin; simge hâline getirilerek o ülkeyi rencide etmek ve “ezmek” amacıyla kullanımına sıkça rastlanmaktadır.
***

Genel

İZMİR İŞGALİNİN SESSİZ TANIĞI: HIZIR REİS GAMBOTU

14 Mayıs 1919 ikindiden sonra Bornova’nın Çay mahallesindeki köprünün üzerinden eniştemle birlikte İzmir’e bakıyoruz. Körfez irili ufaklı elli parçaya yakın İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan zırhlıları ile dolu… Biraz tetkikten sonra, durgun ve elemli haliyle eniştem bana dönerek “Oğlum, sen burada durma evinize git. Ne olur ne olmaz ailenle birlikte bulun” diye beni gönderiyor. Aldığım haberlerden ruhuma çöken ıstırap içinde ve fakat o küçük Flober tüfeğimi de yanıma alarak İzmir’e dönüyorum. Şehre vardığım zaman, bozgun ve kötümser bir havanın yarattığı tesir içindeyim. Akşam olunca halkı verilen karara (yani işgale karşı ayaklanmak) ve protestoda bulunmak maksadıyla Bahribaba parkına çağırıyorlar. Büyük meşaleler yakarak sabaha kadar heyecanlı ve ateşli sözler söyleniyor. Bunların içinde merhum Mustafa Necati ve Vasıf Çınar da var.

Genel

Denizci Genelkurmay Başkanı

Son dönemde yoğunluğu azalmış gibi görünse de Doğu Akdeniz ve Türk-Yunan ilişkilerinde çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. Ne yazık ki bunların ülkemiz lehine olduğunu söyleyebilmek imkânsız.
Yunan, arkasına ABD ve AB’yi de alarak (başta Almanya ile Fransa olmak üzere) şımarıklığını, pervasızlığını ve ‘azgınlığını’ en üst seviyeye çıkarmıştır.
Tüm siyasetini ve okul eğitim sistemini Türk düşmanlığına dayalı olarak hazırlayan, gayrı ciddi davranışlar sergileyen kötü niyetli bir ülke var karşımızda.
Hedefleri katiyen değişmez: Kıbrıs’ta Enosis ve Yunanistan için de Megalo İdea’dır. (Son dönemde yaptıkları anlaşmalarla (!) ABD’nin sömürgesi hâline dönüştüklerini de hatırlatayım.)
Hâl böyle iken, ülkemizi yönetenler geçtiğimiz aylarda Yunanistan’la “ön koşulsuz” her konunun görüşülebileceğini açıkladılar.
Bu ne demektir? Yunan’la “Türkiye’nin tapu senedi” Lozan da mı tartışılacaktır? Kaldı ki iktidar Türkiye’nin ikinci tapu senedi olan Montrö’nün bile tartışılabileceği izlenimi yaratmaktadır!
***

Genel

DEVLET ADAMI…

Sene 1939, aylardan Ocak,
Ankara’da insanın içine işleyen bir soğuk.
Ulus Meydanındaki Maarif Vekaleti’nin (bugünkü Milli Eğitim Bakanlığı) merdivenlerini 13 yaşında bir çocuk ürkek adımlarla tırmanmakta,
Kalbi heyecandan dururcasına çarparak.
Girişte bir görevli sorar; nereye gidiyorsun?
Vekil Bey’ i görmeye…
Çıkacağı katı ve odasını tarif eder görevli.
Üstünde ince bir ceket ve altı delik ayakkabıları ile utanarak ve sıkılarak Vekil Beyin kapısına ulaşır.
Maarif Vekilinin odacısı (o tarihlerde öyle kapıda masalara kurulmuş özel kalem müdürleri ve sekreterler yoktu) neden geldin? diye sorar.
Çocuk ürkektir, ne diyeceğini de pek bilemez, sadece “Vekil Bey’ i görmeye geldim’ der.
Bekle biraz, otur şu sandalyeye, Vekil Bey dışarda, gelince seni içeri alacağım der görevli.
Vekilin kapısı sonuna kadar açıktır.

Genel

Artık geleceği görelim: Denizcilik Daire Başkanlığı

Değerli okurlar, bugün çok önem verdiğim bir konu olan Mavi Vatan, Mersin’in ve Türkiye’nin denizcileşmesi konusunda 8 Şubat 2022 günü Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapmış olduğum konuşmanın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.
***

Genel

Doğu Akdeniz’de Nereye Savruluyoruz… Mehmet Semih Nane yorumladı

Türkiye’nin hatalarla yürütülen dış politikası hususunda fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Sadece, Doğu Akdeniz ve NATO konularında son günlerde Saray ve Dışişleri Bakanı kaynaklı bazı açıklamaları hatırlatacağım.
İmzalanan Libya mutabakatıyla çok önemli millî bir hamle yapılan, aynı süreçte üst üste ilan edilen Navtex’lerle, biraz eksik de olsa, doğru pozisyon alınan ve yürekten desteklediğimiz Doğu Akdeniz politikası daha sonra terk edildi. Antalya açıklarına demirlenen Oruç Reis gemimizle de dibe vurdu.
Yetmez gibi, ilan edilen son Navtex ile adeta Yunan tezi ve Sevilla haritası denilen ucube kabul edilmiş oldu. Bu son yapılan sözün bittiği noktadır.

Genel

20 yıldır gündemden düşmeyen Taşucu Tersanesi ve Necip Hablemitoğlu

Taşucu Tersanesi tam 20 yıldır ülkemizin ve Mersin’in gündemindedir. Mersin yakın tarihte çok önemli vatan görevleri ve millî görevler üstlenmeye aday bir şehirdir. Şehrimizin, bu görevlere şimdiden hazır olması gerekmektedir. Konunun geçmişini kısaca bir hatırlayalım: Süreç, 1999 yılındaki 449 sayılı Millî Güvenlik Kurulu (MGK) kararı ile başlamıştır. Bilahare, Bakanlar Kurulu’nun 30 Temmuz 1999 tarih, 99/13198 sayılı kararı ile de Taşucu’ndaki 87 dönümlük (dekar) alan tersane yapımı için tahsis edilmiştir.

Genel

Denizcilik Bakanlığı… Semih Mehmet Nane’nin kaleminden

Türk Deniz Kuvvetleri, 1081 yılında kurulan ve 1000 senelik tarihi başarılılarla dolu bir kurumdur. Maalesef Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemlerinde etkisi giderek azalmış ve Türkler 20. yüzyıla neredeyse donanmasız olarak girmiştir.
***

Genel

Kıyılarımız İçin Umut. Bir Akdeniz Foku Daha Doğdu

İnsansal etkilerle dünyada nesli tükenen deniz memelilerinin başında gelen Akdeniz foklarından biri kıyılarımızda sağlıklı bir doğumla bir yavru dünyaya getirdi. Ülkemiz kıyılarında 100 civarında dünya genelinde ise 700’den az kaldığı düşünülen Akdeniz fok yavrusunun Güney Ege’de görülmesinin deniz ekosistemi için çok önemli olduğu belirtildi. Akdeniz Koruma Derneği Akdeniz foku Proje Koordinatörü Ezgi Saydam, ”Nesli tehlike altındaki bu narin canlıya yönelik tehditleri azaltmaya çalışıyoruz. Gökova Körfezi’nden Kaş’a kadar 710 kilometrelik kıyı şeridindeki mağaralarda kurduğumuz fotokapan kameralar ve tam zamanlı izleme sistemiyle takibimiz sürüyor. Foto kapanlara yakalanan yavru, dünyada sayıları azalan Akdeniz fokunun neslinin devamı için umut verici” dedi.







Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!