Deniz Kartalı

13 KASIM 1918 EMPERYALİZME İLK MEYDAN OKUYUŞ… DR. ZEKERİYA TÜRKMEN YORUMLADI

Yıldırım Orduları Kumandanlığı kapatılınca Adana’dan trenle İstanbul’a gelen Mustafa Kemal, evrenin bir birleştirmesi olarak işgalci donanmayla karşılaşmıştı. 13 Kasım 1918 günü İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemilerinden oluşan 61 savaş platformu İstanbl Boğazı’nda işgal manevrası yaparken Mustafa Kemal Atatürk, Kartal istimbotuyla Galata’ya doğru ilerliyordu. Türk yurdunun işgale boyun eğmeyeceğinin ilk işaret fişeği olan GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER sözleri kartal istimbot üzerinde söylendi. Dr .Öğr. Üyesi Zekeriya Türkmen, bu sözlerin anlam içeriğini, geri planını ve hangi düşünce sistemini yansıttığını detaylarıyla anlattı.

13 KASIM 1918 EMPERYALİZME İLK MEYDAN OKUYUŞ… DR. ZEKERİYA TÜRKMEN YORUMLADI
1.268 views
13 Kasım 2022 - 13:18

Mustafa Kemal Paşa’nın 30 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atanmasına kadar uzanan tarihi gelişmeleri kısaca anlatır mısınız? Olaylar nasıl gelişmiştir?

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşında Çanakkale’de 19. Tümen Komutanı iken 25 Nisan 1915’te başlayan kara harekâtında savaşın kaderini değiştirmiş, inisiyatif kullanarak Conkbayırı ve Anafartalar Muharebelerinde sergilediği olağanüstü komutanlık yeteneği ile yerli ve yabancı kamuoyunun tanıdığı bir kişilik olmuştur. 1916 yılında Mirliva (Tuğ/Tümgeneral) rütbesine terfi ederek Doğu Cephesinde 16. Kolordu Komutanı olarak görev almış; Ruslarla yapılan muharebelerden sonra Bitlis ve Muş’un kurtuluşunda önemli katkılar sağlamıştır. 1917 başında bir ara II. Ordu Komutan vekilliği görevinde bulunduktan sonra 5 Temmuz 1917’de Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına bağlı 7. Ordu Komutanlığına atanmıştır. Türk Ordusunu, personeli ve muharebe sahasına pek tanımayan kibirli bir kişilik olan Alman asıllı Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Falkenhayn ile anlaşmazlığa düşünce istifa edip İstanbul’a gelmiştir. Aralık 1917-Ocak 1918’de Osmanlı Veliahdı Vahdettin Efendi ile Almanya’ya giderek İmparator II. Wilhelm, Genelkurmay Başkanı Hindenburg ve General Ludendorf ile görüşmüştür. Vahdettin Osmanlı tahtına çıkınca 7 Ağustos 1918’de tekrar Suriye Cephesindeki 7. Ordu Komutanlığına atanmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Filisten’de Nablus’a giderek 7. Ordunun başına geçmiştir. 19 Eylül 1918’de General Allenby komutasında Filistin’den kuzeye doğru ileri harekata geçen İngiliz ordusu karşısında bulunan General Liman von Sanders komutasındaki Yıldırım Orduları Grubuna bağlı 8. Ordu ve 4. Ordu çözülüp dağılmıştır. Mustafa Kemal Paşa emrindeki 7. Orduyu, silah-teçhizat yönünden üstün düşman karşısında fazla yıpratmadan taktik geri çekilme planıyla Halep’in kuzeyine çekerek bir savunma hattı oluşturmuştur. Bu başarısı onun, Sultan Vahdettin tarafından “fahri yaver” ünvanıyla onurlandırılmasına sebep olmuştur. 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı gün Osmanlı ordusundaki bütün görev ve yetkilerini terk edip ayrılan Liman von Sanders’in yerine Yıldırım Ordular Grup Komutanlığına atanmıştır. Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim tarihinde Adana’ya gelmiş, 10 Kasım 1918’e kadar burada kalıp Yıldırım Ordular Grup Komutanlığı görevini başarıyla yürütmüştür. Bu arada Yıldırım Ordular Grubundan arta kalan son birlikleri Hatay-Halep-Deyrizor hattına uzanan kesimde savunma düzeni aldırarak İngiliz ilerleyişine karşı bir set oluşturmuştur. Ayrıca ordunun elinde kalan silah ve teçhizatı halka dağıtarak ileride bu bölgede yani güney cephesinde başlatılacak olan milli direniş hareketinin de temellerini atmıştır.


Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918 günü Adana’dan İstanbul’a geldiğinde manzara nasıldı? İşgal kuvvetlerinin donanma yapısı, niyeti ve yaptıkları nelerdir?

Mütarekenin imzalandığı sırada Osmanlı Sadrazamı, Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) ve Erkan-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) olan Mareşal Ahmet İzzet Paşa’nın Mondros Ateşkes Antlaşması hükümleri gereği bütün ordu komutanlarını İstanbul’a gelmeleri yönündeki talimatı üzerine Mustafa Kemal Paşa, 10 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grup Komutanlığını o sırada Adana’da bulunan 2. Ordu Komutanı Nihat (Anılmış) Paşa’ya bırakarak Ulukışla’dan trenle İstanbul’a hareket etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918 tarihinde yanında yaveri Cevat Abbas Beyle birlikte Haydarpaşa İstasyonuna ulaştı. Yanında yakın arkadaşı Dr. Rasim Ferit Bey de vardı. İtilaf işgal donanmasının İstanbul boğazına giriş yaptığı gün şehre ulaşmıştı; kendisini protokol gereği Harbiye Nezareti’nden birkaç subay karşıladı. Aynı gün İtilaf Devletlerine ait 61 parçadan oluşan donanma İstanbul Boğazından içeri girip Haliç, Sarayburnu ve Beşiktaş açıklarına demirlemişti. İtilaf Devletleri, mütareke sonrası Osmanlı başkentini abluka altına alarak her şeyi denetim altında tutmak niyetinde idiler. Savaştan yenik çıkmış Osmanlı Devleti’nin elini kolunu bağlayıp, elde kalan son topraklarını da paylaşmak istiyorlardı. Hatta Sarayburnu’ndan karaya asker ihraç ederek, başkentin cadde ve sokaklarında gövde gösterisini de başlatarak ahaliye korku ve gözdağı vermek için harekete geçişlerdi. 13 Kasım 1918’de başlayan işgal, gittikçe erinleşip daha da büyüyen bir haysiyet yarası gibi başkent İstanbul’u ve bütün Osmanlı coğrafyasını kaplayacak şekilde genişlemeye başlamıştı.


Büyük önder düşman armadasını gördüğünde “Geldikleri Gibi Giderler!” sözlerini rastgele mi söylemiştir? Bu bir temenni midir? Öngörü ya da niyetin dışa vurumu hatta planlanan bir direnişin ilk işareti midir? (Yanında doktoru ve arkadaşı Rasim Ferid ile yaveri Cevat Abbas olduğu biliniyor. Başka kimler vardı?)

Mustafa Kemal Paşa beraberinde Dr. Rasim Ferit ve yaveri Cevat Abbas olduğu halde, yanlarına Harbiye Nezareti’nden mihmandar olarak karşılamaya gönderilen birkaç subayın eşliğinde Haydarpaşa rıhtımında kendilerini alan Kartal İstimbotu ile İtilaf donanmasının arasından geçerek Karaköy rıhtımına doğru yol almıştır. Bu yolculuk sırasında daha sonra yazılanlara bakılırsa gözünde büyük savaştaki cepheler canlanmıştır. Yanındakilerle Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü sıkıntılı durumu ve gelişmeleri konuşurlarken Çanakkale cephesinde Conkbayırı ve Anafartalar’da, Doğu Cephesinde Bitlis ve Muş’ta, Suriye-Filistin Cephesinde, Nablus’ta, Halep sokaklarında yaptığı savaşları hatırlamıştır. Buğulu gözlerle ufka dalarak uzaklara bakıp akıtılan kanları, verilen on binlerce şehidi bunun için mi verdik diye sorguladığı bir gerçektir. İtilaf donanmasının yarattığı elem dolu manzaranın içinden geçerlerken Dr. Rasim Ferit Bey, Paşam, düşman hançerini bağrımıza saplamak için buraya kadar geldi deyince, kaşları gerilen, gözleri çakmak çakmak parlayan Mustafa Kemal Paşa kararlı bir şekilde “Evet Rasim Ferit Bey gelirler, gelirler amma, öyle bir gün gelir ki, geldikleri gibi giderler!” sözünü söylemiştir. Bu söz aslında onun daha o sırada mücadelede kararlı olduğunu, bu haksız ve hukuksuz işgale başkaldırdığının bir göstergesi, dışa vurumu idi. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın, İstanbul’a gelmeleri emri kendilerine ulaştırıldığında da zaten “neden geleceğiz?” diye bunu sorgulamış, mantıklı bir gerekçe aramıştı. İşgal İstanbul’unda kaldığı zaman zarfında Falih Rıfkı başta olmak üzere yakın çevresinde bulunanlara “keşke İstanbul’a gelmeseydim, bu elim manzarayı görmeseydim, Anadolu’da mücadeleye atılsaydık” dediği belirtilir. Mücadeleci bir kişilik olan Mustafa Kemal Paşa, ülkenin bu açmazdan kurtulacağına inancı tam olan bir önderdi, bu konuda onun düşüncesinde karamsarlığa yer yoktu. Ümitsizlik anında bile bir çıkış yolunun bulunabileceğine inanıyor, bu inancı bir önder olarak etrafındaki kitlelere de benimsetmeye gayret ediyordu.


Sözlerin söylendiği Kartal istimbotun batık halde bulunup tarihe kazandırılması konusunda ne düşünüyorsunuz? İstanbul’un ilk anıt gemisi olacak. Kartal istimbot aynı zamanda Atatürk’ten kalan 4 deniz aracından biri olarak kurtuluş savaşının işaret fişeği midir?

Türk tarihinde sembol olmuş, tarihimizle bütünleşmiş kahramanlar, mekanlar, araçlar, çeşitli objeler vardır. Bunlar, millî hafızanın canlı tutulmasında, tarih bilincinin gelecek kuşaklara aktarılmasında etkilidir. Kartal İstimbotu da böyle bir sembol deniz aracıdır. Mustafa Kemal Paşa gibi bir önderin İşgal İstanbul’unda belki bir defa Haydarpaşa’dan Karaköy rıhtımına geçmesinde kullanılmış bir araç olabilir. Ancak, onun bu istimbotla karşıya geçerken söylediği sözler aslında Türk İstiklal Mücadelesinin başlatılacağına dair, kurucu önderin kararlılığını vurguladığı bir deniz aracı olması bakımından çok önemlidir. Kartal İstimbotu uzun yıllar hizmet vermiş, daha sonra bir köşede unutulmuş, tıpkı Nusret Mayın gemisi gibi bir köşede çürümeye terk edilmiş abide bir gemimizdir. Bunun batık halden kurtarılması, yüzer bir müze gemiye dönüştürülmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu anıt geminin, onarılarak yeniden yüzdürülmesi, İstanbul’a müze gemi olarak kazandırılmasında emeği geçenleri başta Gökhan Karakaş Bey olmak üzere herkesi kutluyorum. Tarihimize ait her şeye sahip çıkmak, onları korumak ve gelecek kuşaklara da aktarmak zorundayız. Bu coğrafyanın ebedi bir Türk yurdu olduğunu gelecek kuşaklara aktarmak anlatmak istiyorsak işte bunlar en güzel anlatım mekanları, araçları. Gençlerimizi bu gemiyle Boğaziçi’nde gezdirip yakın dönem Türk Tarihini, bir kültür şehri olan İstanbul’umuzu anlatmak ne kadar güzel olur.

Prof. Dr. Stanford Shaw, ‘Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye’ adlı eserinde Kurtuluş Savaşı’nın 19 Mayıs 1919 da değil, Ekim 1918’de başladığını iddia eder. Yani Mondros’un imzalandığının ertesi günü 31 Ekim 1918’de Mustafa Kemal’in İskenderun’a çıkmak isteyen İngilizlere ateş açılması emrinin verilmesiyle. Ne düşünüyorsunuz?

Standford Shaw hocayı sağlığında iken yakından tanıdım. Eşinin Türk olması hasebiyle hoca bir süre Ankara’da yaşadı. Arada bir Ankara’da Genelkurmay ATASE Bşk.lığında görev yaparken yanımıza uğrar, yakın tarihe dair konuşurduk. Bizim için Türk İstiklal Harbi’nin başlangıcı olarak 19 Mayıs 1919 tarihi çok önemlidir. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanması önemli bir kırılma, dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal Paşa, yukarıda da belirttiğimiz gibi bakiyetüssüyuf (kılıç artığı) tabir edilen son Osmanlı ordusu (Yıldırım Orduları Grubu) kalıntılarını Halep’in kuzeyine çekerek orada bir savunma hattı oluşturarak mütareke döneminin başında daha mücadeleden yana olduğunu zaten göstermiştir. Keza İskenderun sancağına çıkmak isteyen İngiliz askerine ateş açılması emri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Stanford hoca buna dayanarak 31 Ekim 1918 tarihine dikkat çeker. Aslında bu tarih 31 Ekim değil, 5 Kasım’dır. Yeni bulunan belgelere göre Mustafa Kemal Paşa, 5 Kasım 1918 tarihinde İskenderun-Adana bölgesini işgal etmek isteyen İngiliz ve Fransızlara karşı 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya, çıkarma yapmalarına fırsat verilmeyip ateş edilmesi emrini vermiş, hatta bir İngiliz vapuru da Türkler tarafından batırılmıştır. Bu hadise, bir müddet İngiliz ve Fransızların gemileriyle açıkta beklemelerine yol açmıştır. Tarihçi Cezmi Yurtsever, İlk Ateş adlı eserinde bunun belgesini de yayımlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a hareketinden bir ay sonra ancak İskenderun taraflarına çıkarma harekâtına yeltenmişlerdir. Onun bu kararlılığı son derece önemlidir. Günümüzde kamuoyunda genel kabul gören husus ise Türk İstiklal Harbinde ilk kurşunun Hatay Dörtyol’da İşgalci Fransız-Ermeni ordusuna karşı 19 Aralık 1918’de atıldığı yönündedir.


13 Kasım 1918 günüyle ilgili bizimle neler paylaşırsınız? 13 Kasım 1918- 6 Ekim 1923 arasındaki 5 yılda yaşanan işgal için neler söylersiniz?

30 Kasım 1918 tarihi Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı ve Osmanlı Devleti’nin fiilî varlığının artık tehdide açık hale geldiğini ilan ederken, 13 Kasım 1918 tarihi de İtilaf İşgal donanmasının İstanbul önlerine demirlemesiyle fiilî işgalin Osmanlı başkentini de kapsayacak nitelikte olacağına işaret ediyordu. 13 Kasım 1918’de başlayıp 6 Ekim 1923 tarihinde Türk Ordusunun İstanbul’u tamamen kontrol altına almasına kadar geçen zaman zarfında İstanbul, dönemin küresel gücü İngiliz, Fransız, İtalyan ve onların uşağı olan Yunanların siyasî, iktisadî, sosyo-kültürel ve askerî bir vesayeti/baskısı altında tutulmuştur. İşgal döneminin ayrıntılı bir psiko-sosyal tahlili henüz yapılmamıştır. Dönemle ilgili sınırlı çalışmalar ise, işgal İstanbul’una dair ağırlıklı olarak askeri, siyasi ve sosyo-kültürel konuları içermektedir. Beş yıllık işgal döneminde yaşanan acılar İstanbul halkı kadar bütün ülkenin insanını derinden etkilemiş, manevi açıdan da büyük sarsıntılara yol açmıştır. Şevket Süreyya Aydemir, “işgal erinleşen bir haysiyet yarası gibi başkentten itibaren bütün Osmanlı coğrafyasına yayıldı” derken aslında İstanbul’un esaretiyle Türklerin haysiyet ve şerefine büyük leke sürüldüğüne işaret ediyordu. İstanbul’un işgalden kurtuluşu Türkiye’de olduğu kadar, sömürge altındaki İslam dünyasında da sevinç gösterilerine yol açmıştır. Fetihten sonra Türklerin bütün her şeyiyle yoğurup kültürel açıdan Türkleştirdiği İstanbul, Napolyon Bonapart’ın da ifade ettiği üzere, “dünya imparatorluğunun merkezi şehri” idi. İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet 1453’te fethederek Türk İstanbul’a dönüştürmüş, Mustafa Kemal Paşa ise İstanbul’u işgalden kurtararak adeta ikinci bir Fatih olarak tarihe geçmiştir.


Son olarak neler söylemek istersiniz?

Toplumların/milletlerin hafızası olan tarih, ders alınacak pek çok ibretlik olaylarla doludur. Kurucu Önder Gazi Mustafa Kemal’in de ifade ettiği gibi tarih milli benliğini pekiştirilmesinde en önemli harç vazifesi gören bir bilimdir. Harcın iyi karılması temelin sağlam olmasını sağlayacak ise, milli tarihimizin özellikle Türk İstiklal Mücadelesinin genç kuşaklara çok iyi aktarılması gerekmektedir. Milli bilincin güçlü tutulmasında tarihi mekanlar, tarihi olaylar kadar tarihteki kahramanlar, onların kullandığı objeler, silah araç-gereçleri ve her türlü teçhizatın bizim için ayrı bir değeri vardır. Milli tarih bilincinin toplumsal bellekte yer edinmesindeki en önemli hususlardan birisi somutlaştırılmış görsellerle gençliğe aktarılmasıdır. Kartal İstimbotu, Mustafa Kemal Paşa ile özdeşleşmiş, yakın dönem milli tarihimizde isim yapmış önemli bir deniz aracımızdır. Bunun Boğaziçi’nde yüzer bir müze gemi olarak boy göstermesi, özellikle de genç kuşakların tarih bilincine katkı sağlayacak bir ders mekânı olarak planlanıp hizmet sunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Türk Tarihinin, hele ki yakın dönem milli tarihimizin Türkiye’nin gelecekte sorumluluğunu üstlenecek gençlerimize aktarılması konusunda, beklentisiz bir inançla yapılan her türlü çabayı takdirle karşılıyorum.

Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya TÜRKMEN

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

 

KÖŞE YAZARLARI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
VENEDİK SU ALTINDA KALABİLİR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
ARKADAŞIM RÜZGAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
PANDAYLA GELEN BAHAR BAYRAMI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
LÜFERİN IZGARA MACERASI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
11 TERSANEDE 44 GEMİ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
KAR BAYKUŞU ARTIK YOK
GÜNLÜK HABER AKIŞI
ÇİNGENELER KİMDİR?
GÜNLÜK HABER AKIŞI
TARIM, ORMAN VE MERALAR HEDEFTE
GÜNLÜK HABER AKIŞI
EKİM AYINDA LA NİNA GELİYOR!
GÜNLÜK HABER AKIŞI
YAKLAŞMAYIN… ISIRIR!
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SUÇLU AYAĞA KALK!
GÜNLÜK HABER AKIŞI
BU LİSTEYE DİKKAT
GÜNLÜK HABER AKIŞI
İŞTE TÜRK TİPİ HÜCUMBOT
GÜNLÜK HABER AKIŞI
GÜÇLÜ BİR İKLİM HEDEFİ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
TRUMP PANAMAYI NEDEN İSTİYOR?
GÜNLÜK HABER AKIŞI
STM’DEN DUVAR ARKASI RADAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
NEDEN 86 YILDIR YERİ DOLMUYOR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MAVİ VATAN’A MASAL DEMEK…
GÜNLÜK HABER AKIŞI
BEYAZ MERCAN ALARMI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
STM’DEN DUVAR ARKASI RADAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
ÇiN UZAY HACMİNİ ARTIRIYOR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
DAĞIN KRALI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
TOPRAK ZAFERE SÜRÜYOR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
CAM ŞİŞE ATMA ORMANI YAKMA
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SHENZHOU 15 YERYÜZÜNE DÖNDÜ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
İSTANBUL PLAJLARI YAZA HAZIR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
HAYDİ GÖLDE BALIK TUTALIM…
GÜNLÜK HABER AKIŞI
RENK KODLU MARS HARİTASI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
Bugün Dünya Yunus Günü!
GÜNLÜK HABER AKIŞI
YUNANİSTAN’DA TREN KAZASI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
RÖMORKÖR ALABORA OLDU
GÜNLÜK HABER AKIŞI
TÜRK GEMİSİ KARAYA OTURDU
GÜNLÜK HABER AKIŞI
EYT 1 YIL ERTELENEBİLİR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
ENGELLİLERİN ACI FERYATLARI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
YİNE SINIFTA KALDIK
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SULAK ALANLARI ONARMA ZAMANI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
Anneler Günü Kutlu Olsun

Copyright © 2025 Deniz Kartalı. Tüm Hakları Saklıdır.   |   Gizlilik Politikası