
2 TİME KOMUTA ETMİŞ TÜRK BAYRAĞINI DALGALANDIRMIŞTI
Türk Deniz Kuvvetleri’nin en saygın birliklerinden SAT (Sualtı Taarruz komandoları), 1996 yılında uluslararası çapta bir başarıya imza atmıştı. Uyuşturucu yüklü Lucy-S gemisi operasyonu, Avrasya feribotu baskını gibi zorluk derecesi yüksek olaylarda başarısını ispatlayan SAT Birliği yani Türk deniz komandoları, 30 Ocak 1996 gecesi Yunanistan’ın uluslararası hukuku çiğneyerek astığı Batı Kardak’taki Yunan bayrağını indirerek başarısını taçlandırmıştı. Bodrum açıklarındaki iki Kardak adasına da Yunan bayrağı diken OYK komandolarına hissettirmeden sızan 12 kişilik 2 SAT timine o zaman Yüzbaşı rütbesindeki Ali Türkşen komuta ediyordu. Ali Türkşen ve Ercan Kireçtepe komutasındaki iki tim savaşı göze alarak Yunan bayrağını indirirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin haklılığı kanıtlanmış, Ege Denizi’ndeki aidiyeti belirsiz adalardaki Yunanistan iddiaları çürütülmüştü.

KARDAK’TA KAHRAMAN HASDAL’DA ESİR
Kardak’ta kahraman ilan edildikten sonra amiralliğe en yakın SAT komandosu olarak anılan Ali Türkşen, kumpas davalarıyla Hasdal Cezaevi’nde hapis yatmıştı. Kurmay Albay rütbesindeyken 2015 yılında kendi isteğiyle emekli olan Türkşen, 10 yıldır kendisini denize ve yelken eğitimine adarken Ege Denizi’ndeki tüm Yunan adalarına kolayca girebiliyordu. Deniz eğitimi veren Türkşen, önceki gün ilginç bir uygulamayla karşılaştığını belirterek, Yunanistan tarafından ‘Persona Non Grata’ yani ‘İstenmeyen Adam’ ilan edildiğini belirtti.

PERSONA NON GRATA
Sosyal medyasından duyurduğu olayı www.denizkartali.com’a anlatan Ali Türkşen şunları söyledi. “Ben 2002 yılından beri yani 23 senedir Yunan ana karasına ve adalarına çeşitli defalar, çeşitli sebeplerle giriş yaptım. Hatta 2005 yılında resmi davetle girdim. Ancak Rodos-Halki-Simi hattında bu hafta ciddi bir problemle karşılaştım. Acentam beni arayarak ‘Öğrencilerinizle ilgili hiçbir sıkıntı yok ancak sizinle ilgili bir sorun var. Yunan hükümeti sizi istenmeyen kişi (persona non grata) ilan etti. Yunanistan’a girişiniz mümkün değil.’ dedi. Ben de neden böyle bir karar alındığını merak ettiğim için özellikle Rodos’a gittim. Orada bana bir kâğıt imzalattılar ve dediler ki: ‘Tekneden adım bile atamazsınız. Atarsanız, istenmeyen kişi olduğunuz için tutuklanırsınız.’ Bu yüzden Rodos ve Halki’de tekneden dışarı çıkamadım. Adeta bir tutuklu gibi teknede kaldım. Bugün Simi’den çıkış yaptık.

Yanımdaki personelin pasaportları onaylandı, fakat bana Yunanistan’dan ne giriş ne de çıkış kaydı verildi. Yunanistan’ın bu uygulaması, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 27. maddesi kapsamında değerlendirildiği için limanlara girebiliyorum ama adım atamıyorum. 2002’den bu yana Yunanistan’a elini kolunu sallayarak giriş yapan ben, bu hafta itibarıyla ülkeye giremedim. Resmi olarak “istenmeyen kişi” ilan edilmişim. Birilerinin dışarıdan bir katkısı olmadan Yunanlıların, 23 yıldır olduğu gibi 2 ay önce de Yunanistan’a elini kolunu sallayarak girmiş bir insan için böyle bir kararı vermeleri normal değil. FETO müdahalesiyle engellenmiş olabilirim. Bugüne kadar ne Yunan halkı ne de hükümeti hakkında herhangi bir olumsuz paylaşımım olmadı. Sosyal medyada da bu yönde hiçbir açıklamam yok.










KÜRESEL SUMUD FİLOSU’NA MÜDAHALE
TÜRK LOYDU’NDA PROF. DR. ORAL ERDOĞAN GÜVEN TAZELEDİ
İSRAİL YUNAN KARASULARINDA SUMUD FİLOSU’NA SALDIRDI
NASA BAŞKANI: ‘PLÜTON’U YENİDEN GEZEGEN YAPALIM’