1. Haberler
  2. Genel
  3. BİLİNÇALTIMIZDA BİR İÇ SES HER GÜN ÇENTİK ATIYOR ALABANDALARA.. KAPTAN TAMER ÇİÇEKDİKEN DUYGU YÜKÜYLE

BİLİNÇALTIMIZDA BİR İÇ SES HER GÜN ÇENTİK ATIYOR ALABANDALARA.. KAPTAN TAMER ÇİÇEKDİKEN DUYGU YÜKÜYLE

Varoluş ateşinde kavrulurken benliğimiz Deli mavi merhem olmadı yaralarımıza Aksine yaktı tuzu gençliğimizi Sarıldı gırtlağımıza nefesimiz ağıtlar yakıyor Ağıtçı kadınların hikâyelerine benziyor Dolaşıyoruz diyar diyar kaybetmiş gibi can evlerimizi Bilinçaltımızda bir iç ses her gün çentik atıyor Alabandalara

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ölümlü varlıklarız sonuçta

Yan etkilerine maruz kalıyoruz her geçen gün
Başkasını bulmak için gitmiyoruz
Kaldık kendimizi bulalım diye bulduk ta
Siper ettik gövdemizi her türlü hayâsızca akına
Ama etrafımızda demir martılar uçuşmakta
Demirden çelikten gökyüzü, güneş, ay, yıldızlar
Gerçek ile hayallerimiz arasında bir demir perde
Soğuk savaş öncesi ya da sonrası soğuk terler döktüren
Bir yalınlık, kızıl bir yaşanmışlık, yalnızlık…

FOTO:  Ali Ihsan Gokcen

Yüceltmek, yükseltmek istiyoruz kafası romantizme çarpıyor

Bacaklarımızı titreten dar köprülerden geçiyoruz da
Güvertede dirseklerimizi göğe dayayıp dalınca güne,
Aynı gökyüzü altında nefes almak, bir de kavuşmak ihtimali
Varoluş ateşimizi harlıyor.
Yalnızlığımız Araf’ta gibi
Cennet ile cehennem arası bir yer
Gel-git
Derinlere dalmak veya uzay boşluğuna çıkmak
Böyle böyle tamamlıyoruz çileyi inzivaya çekilmeden
Kıyılarda sular çekilir, bizim içimiz,
Ayın suçu yok

Korkularımız üzerine kilit vurduk

Korkmasınlar diye
Gözü pek savaşçılarız
Yüreğimizi soğutmuyoruz kavgaya gücümüz yetsin diye
Kaybedemeyiz bu savaşı, geride bekleyenler var
Tutkunun en yaygın biçimiyle varız içgüdüsel,
Yaşamak için…
Zaman çok gürültülü geçiyor buralarda
Şarkılar ya da gözyaşlarımız, gözümüzü kör ediyorlar
Ayaklarımız serin, uykularımız üşüyor
Yapı taşlarının arasındaki derzleri doldurmak için
Benliğimizde durmadan raspa yapıyoruz

Bizimkisi umuda yolculuk

Hasret gibi duruyor, gurbet gibi
Günebakan gibi umuda döndük yüzümüzü
Yanılmadık şükür, doğa suya hasret biz sevdalara
Kara insanı için kıyısında çay veya keyif veren içilecek mekân
Bizim için ekmek teknesi
Hamuru insan

Sırtını kaşıyacak biri olmalı ya da kese yapacak

Her sabah kalktığımızda kaldırıyor kafamızı emin oluyoruz
Gün doğudan mı gelmiş
Yıkıyoruz yüzümüzü onunla, hayrola diyoruz
Heyamola…
Gökyüzüne bakıyoruz, sonra bulutlara
Akşam yine gökyüzüne, sonra yine bulutlara
Sonra hepsini ufukta eritiyoruz düşlerimiz ile birlikte
Yatıyoruz gelincik tarlalarının üzerine elimizde beyaz papatyalar
Demirde büyümüşler

Kıyılar güzel olduğu için içmiyoruz

Kıyısında biz içtiğimiz için güzel kıyılar
Deli mavinin fiziği var kimyası
Birde metafiziği, onun ve bu yaşadığımızın
Tanrının yaşama dayatmasına karşı direnç mi,
Yoksa onu anlama vesilesi mi ?
Yaman bir ikilem,
Müstesna bir şüphe,
Göğüslerimizde kördüğümler boğum boğum,
Durduğum ya da koştuğum,
Doyduğum ya da boşluğum,
Sunduğum ya da sustuğum,
Umduğum ya da uyduğum,
Korktuğum ya da sarıldığım,
Varoluş ateşinde,
Varlığım ya da yokluğum
İlle de yalnızlığım…

11 HAZİRAN 2023 PODGORICA

KAPTAN TAMER ÇİÇEKDİKEN

 

BİLİNÇALTIMIZDA BİR İÇ SES HER GÜN ÇENTİK ATIYOR ALABANDALARA.. KAPTAN TAMER ÇİÇEKDİKEN DUYGU YÜKÜYLE
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!