1. Haberler
  2. Genel
  3. DENİZ TİCARETİNİN SARSILMAZ GÜCÜ BİR KEZ DAHA VURGULANDI

DENİZ TİCARETİNİN SARSILMAZ GÜCÜ BİR KEZ DAHA VURGULANDI

Türk toplumunda deniz farkındalığının artırılması, deniz elçiliğinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir bir denizcileşme vizyonunun inşa edilmesi amacıyla faaliyet gösteren Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR), Küresel Deniz Jeopolitiğindeki Gelişmelerin Deniz Ticaretine Etkisi isimli bir panel düzenledi. Panel, Beyoğlu’ndaki Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde gerçekleşti. Panelde, uluslararası sistemde son dönemde artan jeopolitik gerilimlerin deniz ulaştırma ağları, enerji güvenliği, sigorta piyasaları ve ticaret rotaları üzerindeki etkileri çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. KÜDENFOR Kurucusu Amiral Cem Gürdeniz’in yönettiği panelde, Türk P&I Genel Müdürü Kaptan Ufuk Teker, Kaptan Levent Akson ile akademisyenler Deniz Güler ve Bilal Ersin Elikoğlu söz aldı. Konuşmacılar, Panel boyunca küresel deniz jeopolitiğinde yaşanan güncel kırılmaların deniz ticaretine yansımaları, navlun piyasalarındaki dalgalanmalar, gölge filo yapıları, deniz sigortacılığı ile yeni deniz ticaret rotaları bağlamında değerlendirmelerde bulundu.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küresel Deniz Jeopolitiğindeki Gelişmeler

Bir yandan dünya ticaretinin dolaşım sistemi niteliğindeki deniz taşımacılığının jeopolitik gelişmelerden nasıl etkilendiği kapsamlı biçimde mercek altına alınırken, diğer yandan deniz sigortacılığının karşı karşıya kaldığı risk alanları, yaptırımlar ve çatışma ortamlarında ortaya çıkan gölge filo yapıları ayrıntılı olarak değerlendirildi. Bununla birlikte enerji güvenliği bağlamında yeni fırsat alanları, alternatif yakıtlı ve çevre dostu gemi teknolojileri, iklim değişikliğinin etkisiyle ortaya çıkan yeni deniz rotaları ve küresel güç mücadelesinin deniz alanlarına yansımaları etraflıca masaya yatırıldı. Panelde ayrıca Türkiye’nin de içinde bulunduğu alt-bölge güvenlik sistemlerinde, karşı karşıya kaldığı jeopolitik yüksek basınç alanları ve oluşan tansiyonun Türk deniz ticaretine olası etkileri makro ölçekte tartışıldı.

KÜDENFOR Kurucusu Amiral Cem Gürdeniz, küresel ticaretin sürdürülebilmesi için deniz taşımacılığının hala başat rol oynadığı ve önemini de uzun yıllar sürdüreceğinin altını çizerek deniz ticaretinin stratejik bir üstünlük ve jeopolitik bir zorunluluk haline geldiğini belirtti. Gürdeniz, “Küresel ticaretin hacim olarak yaklaşık %90’nın, değer olarak yaklaşık %75’nin deniz taşımacılığı yoluyla gerçekleştiği bir sistemde, deniz ulaştırma ağları yalnızca ekonomik yönüyle değerlendirmek meseleyi fazlasıyla hafife indirgemektir. Denizi kullanabilme kapasitesinin geliştirilmesi aynı zamanda jeopolitik ve askeri güç projeksiyonunun da temel unsurudur. Bu etkinliğe katılan değerli konuşmacıların ortaya koyduğu eşsiz bilgiler Türk ticaret filosunun ve Türk deniz ekosisteminin gelişimi için ufuk açıcı fikirler sunabilir” dedi.

Amiral Gürdeniz, “Artan bölgesel çatışmalar, yaptırım rejimleri, enerji dönüşümü ve iklim değişikliği kaynaklı rota kaymaları gibi dinamiklerin deniz jeopolitiğini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekti. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili jeostratejik konumu pasif bir coğrafi gerçeklik değildir. Panelde ortaya konulan analiz ve değerlendirmelerin, Türk ticaret filosunun rekabet gücünün artırılması, denizcilik finansmanı ve sigortacılığının güçlendirilmesi ve bütüncül bir denizcilik siyaseti vizyonunun ulusal ölçekte inşa edilmesi açısından yol gösterici nitelikte oldu” dedi.

Jeopolitik Basıncın Navlun Piyasasına Etkileri konusunu ele alan deneyimli kaptan Levent Akson ise jeopolitik gerilimlerin arttığı dönemlerde navlun piyasalarının yalnızca arz-talep dengesi üzerinden işlemediğini, bunun yanı sıra deniz iletişim hatlarının güvenliği ve enerji taşımacılığının alternatif rotalara aktarılması üzerinden şekillenebileceği öngörüsünde bulundu. Kuzey Deniz Rotası gibi alternatif güzergâhların önemine değinen Kaptan Akson, özellikle iklim değişikliğiyle birlikte Kuzey Deniz Rotası’nın küresel ticaret akışlarını ve ton-mil hesaplamalarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip olduğunu öne sürdü. Kaptan Akson, “Öte yandan alternatif yakıt sistemlerinin yaygınlaşması uzun vadede ham petrolün deniz taşımacılığındaki belirleyici rolünü görece azaltabilir. Geçiş sürecinde LNG’nin pazar payının hızla büyümekte olduğunu ve enerji taşımacılığında yeni bir denge oluşturdu” dedi.

 Jeopolitik Basıncın Gemi Sigorta Piyasasına Etkileri konusunda konuşan Türk P&İ Genel Müdürü Kaptan Ufuk Teker, dünya genelinde sigorta hizmeti verdikleri gemi oranları hakkında bilgi verdi. Kaptan Teker, “ Türk P&İ, küresel krizlerde bile temkinli yaklaşımını güvenli adımlar atarak büyüme sekmesine geçirmeyi başardı. Bugün dünya denizlerinde yol alan on binden fazla deniz aracı şirketimiz tarafından sigorta kapsamına alınırken, Karadeniz gibi tansiyonunun hep yüksek olduğu bir coğrafya için özel çalışmalar yapıyoruz” dedi.

 

Deniz Jeopolitiğinde Gölge Filolar başlıklı sunumuyla dikkat çeken akademisyen Deniz Güler, Gölge Filo olgusunu münferit bir yasa dışı faaliyet alanı olmanın ötesinde aslında yaptırım rejimlerinin küresel deniz ticareti üzerinde yarattığı baskının bir sonucu olarak sundu. Güler, “Bu jeopolitik baskı mekanizmasının yarattığı finansal izolasyon sürecinin deniz taşımacılığı sisteminde alternatif ve yarı formel (gölge) ağlar yarattı. Küresel ticarette üretim ve taşımacılık maliyetleri yükseldiği, enerji erişiminin daha kırılgan ve hassas hale geldiği. Dünya sistemin bu baskılara karşı bifürkasyon (çatallanma) eğilimi göstererek alternatif dolaşım kanalları ürettiğini görüyoruz” dzedi.

Guerre de Course’un Geri Dönüşü: Karadeniz gibi farklı bir konuyu ele alan akademisyen Bilal Ersin Elikoğlu ise, uluslararası deniz ticaretinin ve sivil gemilerin hedef alınmasıyla göze çarpan, Karadeniz’in gri sularını güvenliksizleştiren ve denizde savaşın sisini hâkim kılan şeyin, kadim deniz savaşı taktiği Guerre de Course’un geri dönüşü olduğunu belirtti. Elikoğlu, “Tarihsel bir taktik olan sivil ticareti sekteye uğratma hamlelerinin asimetrik bir şekilde yeniden canlandı. Sivil gemiler bölgesel çatışmalarda tesadüfi kurbanlar değil bilakis doğrudan stratejik hedefler. Bu tarihsel savaş taktiğinin, donanmalarla doğrudan çarpışmak yerine, düşmanın ekonomik gücünü besleyen sivil ticaret filolarını ve ikmal hatlarını hedef almak olduğu işaret etmek gerekli.

Bu asimetrik yöntem, geçmişteki hızlı torpido botlarının yerini alan düşük radar izli ve düşük maliyetli insansız deniz araçları ve akıllı mayın sistemleriyle vücut buluyor. Karadeniz’de 2022’de başlayan krizle birlikte sivil deniz trafiği, küresel gıda güvenliği ve ticaretin akışkanlığı füzeler ve mayınlarla doğrudan vurulmakta. Cenk-T ve Viva gibi Türk işletmesindeki sivil ticari gemilerin de hedef alınarak Türkiye’nin tarafsız duruşunun tehlikeli biçimde test ediliyor” dedi.

DENİZ TİCARETİNİN SARSILMAZ GÜCÜ BİR KEZ DAHA VURGULANDI
0







Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Deniz Kartalı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!